14 Nisan 2026 Salı
Haber

Yoğun Bakımda 'Deliryum' Alarmı: Bilinç Bulanıklığı Ölüm Riskini İkiye Katlıyor

Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Hastanesi'nden Prof. Dr. Hilal Ayoğlu, özellikle yoğun bakım ünitelerinde tedavi gören erişkin hastalarda sıkça rastlanan deliryumun (bilinç bulanıklığı) yaşamı tehdit eden ciddi tablolara yol açtığını ve ölüm riskini iki katına çıkarabildiğini belirterek erken teşhis uyarısında bulundu.

Paylaş:
Yoğun Bakımda 'Deliryum' Alarmı: Bilinç Bulanıklığı Ölüm Riskini İkiye Katlıyor

Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Hastanesi'nden Prof. Dr. Hilal Ayoğlu, özellikle yoğun bakım ünitelerinde tedavi gören erişkin hastalarda sıkça rastlanan deliryumun (bilinç bulanıklığı) yaşamı tehdit eden ciddi tablolara yol açtığını ve ölüm riskini iki katına çıkarabildiğini belirterek erken teşhis uyarısında bulundu.

Hastanede yatarak tedavi gören, özellikle de yoğun bakım ünitelerinde takip edilen erişkin hastalarda ortaya çıkan deliryum tablosu, tedavi sürecini zorlaştıran en kritik engellerden biri olarak öne çıkıyor. Uzmanlar, bilinç düzeyinde değişiklik, dikkat bozukluğu ve bilişsel işlevlerde gerilemeyle kendini gösteren bu zihin bozukluğunun, hastaların yaşamsal fonksiyonlarını doğrudan bozarak ölüm riskini artırdığına dikkat çekiyor.

Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Hastanesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hilal Ayoğlu, yetişkin hastalarda yaygın olarak karşılaşılan bu durumun ciddiyetine vurgu yaptı. Genel olarak hastaneye yatan hastaların yaklaşık yüzde 30'unda deliryum görüldüğünü belirten uzmanlar, yoğun bakım ortamında bu tablonun çok daha ağır seyrettiğini ifade ediyor.

Verilere göre, solunum destek cihazına bağlı olan yoğun bakım hastalarının yaklaşık dörtte üçünde deliryum ortaya çıkarken, cihaza bağlı olmayan hastaların ise yarısından fazlasında bu zihin bozukluğuna rastlanıyor. Ortaya çıkan bu tablo, hastanın mevcut ölüm riskini normalin iki katına kadar çıkarabiliyor.

Yabancı Ortam ve Ağrı Tetikliyor

Deliryumun gelişmesinde tek bir nedenden ziyade birçok faktörün bir araya gelmesi etkili oluyor. Hastanın altta yatan hastalıkları ve metabolik dengesizlikleri başlıca fiziksel nedenler arasında sayılırken, hastanın kendini hastane gibi yabancı bir ortamda hissetmesinin yarattığı psikolojik stres de bilinç bulanıklığını tetikleyen ana unsurlar arasında bulunuyor. Ayrıca kontrol altına alınamayan ağrılar ve uyku-uyanıklık düzeninin bozulması da süreci hızlandırıyor.

Hastalığın kendini sadece huzursuzluk, ajitasyon ve saldırganlık (hiperaktif tip) ile göstermediğini belirten tıp uzmanları, bazı hastalarda tablonun tam tersi bir şekilde aşırı hareketsizlik ve içe kapanma (hipoaktif tip) olarak da ortaya çıkabildiğine dikkat çekiyor.

Tedavide Öncelik "Koruyucu Yaklaşımlar"

Deliryumla mücadelede ilaç tedavisinden önce önleyici ve koruyucu yaklaşımların büyük önem taşıdığı belirtiliyor. Bu kapsamda, hastaların bilişsel farkındalıklarını koruyabilmeleri için odalarında saat ve takvim bulundurulması tavsiye ediliyor.

Hastanın sürekli hareketsiz kalmasının engellenmesi, uyku düzeninin korunması ve mümkün olduğunca hasta yakınlarıyla iletişim kurmaya teşvik edilmesi, zihinsel fonksiyonların korunmasında kritik rol oynuyor. İlaç tedavisine ise ancak hastanın kendine zarar verme riski taşıdığı aşırı ajitasyon durumlarında başvurulması gerektiği ifade ediliyor. Uzmanlar, altta yatan asıl hastalıkların ve metabolik sorunların çözülmesiyle birlikte bu tablonun geriletilebileceğinin altını çiziyor.