Here is the news report prepared for Today's News, adhering to the specified editorial guidelines.
Yazıcı'dan 28 Şubat Mesajı: Vesayet Kırıntılarını Mevzuattan Temizledik
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı, Türk siyasi tarihine "postmodern darbe" olarak geçen 28 Şubat'ın yıl dönümünde yaptığı açıklamada, darbeye zemin hazırlayan yasal boşlukların tamamen kapatıldığını vurguladı.
BUGÜNKÜ HABERLER / ANKARA
AK Parti Siyasi ve Hukuki İşler Başkanı Hayati Yazıcı, 28 Şubat sürecinin 29. yıl dönümü vesilesiyle yaptığı değerlendirmede, Türkiye'nin demokratikleşme serüveninde katedilen mesafeye dikkat çekti. Yazıcı, geçmişte askeri müdahalelere gerekçe olarak gösterilen yasal maddelerin yürürlükten kaldırıldığını belirterek, "Hiç kimseye mevzuatımızda darbe bahanesi üretecek bir düzenleme bırakmadık" dedi.
"Müdahaleler 'Kanuna Uygunluk' Kılıfına Sokuluyordu"
Türkiye'nin yakın siyasi tarihinde yaşanan her darbe girişiminin, belirli kanun maddelerine dayandırılarak meşrulaştırılmaya çalışıldığını hatırlatan Yazıcı, özellikle Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu'nun 35. maddesine işaret etti.
Darbe süreçlerinde cuntacıların anayasayı askıya alırken bu maddeyi "kalkan" olarak kullandığını ifade eden Yazıcı, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Geçmişte darbeciler, yaptıkları fiili durumu legalize etmek için sürekli TSK İç Hizmet Kanunu'nun 35. maddesine sığınmışlardır. 'Cumhuriyeti koruyup kollama görevi bize verildi' diyerek anayasal düzeni rafa kaldırmışlardır. Mantıksal olarak bakıldığında, bir kanun maddesine dayanarak Anayasa'yı ilga etmeye çalışmak absürttür. Biz iktidarımız döneminde kapsamlı bir temizlik yaptık. Bu maddeleri ve benzeri tüm vesayet dayanaklarını hukuk sistemimizden ayıkladık."
"Yargıya Talimat Verilen Karanlık Bir Dönemdi"
28 Şubat sürecini, askeri yönetimin yönetime fiilen el koymadığı ancak devlet mekanizması üzerinde "muazzam bir baskı" kurduğu bir dönem olarak tanımlayan Yazıcı, o yıllarda yargı bağımsızlığının da ağır yara aldığını vurguladı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olduğu dönemde yaşananlara bizzat şahitlik ettiğini belirten Yazıcı, "O süreçte askeri kanadın hemen her alana müdahil olduğunu, mahkemelere yazılı talimatlar verildiğini, yargı mensuplarının brifinglere çağrıldığını gördük. Bu, Türk demokrasisi açısından son derece üzüntü verici bir tabloydu" ifadelerini kullandı.
Erdoğan'ın Mahkumiyeti ve Siyasi Yasak Girişimi
Yazıcı, o dönemde Erdoğan'ın okuduğu bir şiir nedeniyle hapis cezası almasını, vesayetçi yapının "siyaset mühendisliği" çabası olarak nitelendirdi.
Erdoğan'ın Siirt konuşmasında Ziya Gökalp'e ait dizeleri okumasının bir suç teşkil etmemesine rağmen cezalandırıldığını hatırlatan Yazıcı, şunları kaydetti:
"Amaç sadece belediye başkanlığını sona erdirmek değil, gelecekte üstlenebileceği siyasi pozisyonların da önünü kesmekti. Bu nedenle, normal şartlarda ertelenebilecek bir cezayı bilerek ertelemediler ve infaz ettiler. Ancak milletin desteğiyle bu engeller aşıldı ve o vesayetçi yapılar tasfiye edildi."
"Hak ve Özgürlükler Hukuki Güvence Altında"
28 Şubat döneminde yaşanan başörtüsü yasakları ve eğitim hakkı ihlallerine de değinen Yazıcı, o dönemde avukat olarak mağdur öğrencilerin haklarını aradıklarını ancak üniversite kapılarından geri çevrildiklerini anımsattı.
Yasakların hiçbir yasal dayanağı olmamasına rağmen "laiklik kavramının arkasına sığınılarak" uygulandığını belirten Yazıcı, "Bugün artık hiç kimse hak ve özgürlükleri ortadan kaldırıcı bir eyleme kalkışma cesareti gösteremez. Türk Ceza Kanunu'nda bunun yaptırımları nettir. Toplumsal bütünlüğü bozan ve milleti ayrıştıran o uygulamalar artık tarih olmuştur" dedi.