15 Ocak 2026 Perşembe
Haber

Yarım Asırlık Petrol Kavgası: Venezuela'nın 'Millileştirme' Faturası ve Washington'ın İtirazı

ABD Başkanı Donald Trump’ın Caracas yönetimini "petrol çalmakla" suçlaması, enerji dünyasında yarım asırdır süren tazminat tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Venezuela'nın petrol sahalarını millileştirmesiyle başlayan süreçte milyarlarca dolar ödenmiş olsa da, Amerikan şirketlerinin tahkim yoluyla kazandığı devasa tazminatlar, Washington-Caracas hattındaki en derin çatlaklardan biri olmaya devam ediyor.

Paylaş:
Yarım Asırlık Petrol Kavgası: Venezuela'nın 'Millileştirme' Faturası ve Washington'ın İtirazı

ABD Başkanı Donald Trump’ın Caracas yönetimini "petrol çalmakla" suçlaması, enerji dünyasında yarım asırdır süren tazminat tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Venezuela'nın petrol sahalarını millileştirmesiyle başlayan süreçte milyarlarca dolar ödenmiş olsa da, Amerikan şirketlerinin tahkim yoluyla kazandığı devasa tazminatlar, Washington-Caracas hattındaki en derin çatlaklardan biri olmaya devam ediyor.

Venezuela ile ABD arasındaki enerji gerilimi, ABD Başkanı Donald Trump’ın geçtiğimiz ay yaptığı ve Caracas’ı "petrol çalmakla" itham ettiği açıklamalarıyla yeni bir boyuta taşındı. 18 Aralık 2025’te yaptığı konuşmada, Venezuela’nın ABD’nin enerji haklarını elinden aldığını öne süren Trump, "Kısa bir süre önce tüm petrolümüzü yasa dışı olarak aldılar" ifadelerini kullandı. Ancak bu suçlamanın arkasında, 1970’lere kadar uzanan karmaşık bir kamulaştırma tarihi ve ödenmemiş milyarlarca dolarlık tahkim faturaları yatıyor.

İmtiyazlardan Millileştirmeye Giden Yol

İki ülke arasındaki petrol ilişkisinin kökleri, 20. yüzyılın başlarına kadar uzanıyor. 1908-1935 yılları arasında Venezuela'yı yöneten Juan Vicente Gomez döneminde, yabancı şirketlere ülke pazarının yüzde 98'ini kontrol etme hakkı veren geniş imtiyazlar tanındı. Bu dönemde Venezuela, dünyanın en büyük petrol ihracatçısı konumuna yükseldi. Ancak Gomez sonrası dönemde rüzgar tersine döndü ve 1943’te karın yarısının devlete bırakılmasını öngören yasalar devreye girdi.

Kırılma noktası ise 1976 yılında yaşandı. Venezuela devleti, aralarında Exxon ve Mobil’in de bulunduğu yüzlerce yabancı şirketin işlettiği rezervleri millileştirerek, tüm operasyonları devlet şirketi Petroleos de Venezuela S.A.'ya (PDVSA) devretti. O dönem yaklaşık 5 milyar dolar kayıpla karşı karşıya kalan yabancı şirketlere, devlet tarafından 1 milyar dolar civarında tazminat ödendi.

Chavez Dönemi ve Tahkim Savaşları

İkinci büyük kamulaştırma dalgası, Hugo Chavez’in iktidara gelmesiyle 2007 yılında gerçekleşti. Devletin sektördeki payını artırma kararı, ABD’li devlerin ülkeden çekilmesiyle sonuçlandı.

Bu süreçte ExxonMobil ve ConocoPhillips, yeni sözleşme şartlarını reddederek Venezuela’yı uluslararası tahkim mahkemelerine şikayet etti ve yaklaşık 40 milyar dolarlık tazminat talep etti. Buna karşılık Chevron ve İspanyol Repsol gibi bazı devler, yeni şartları kabul ederek ülkede kalmayı tercih etti. Özellikle Chevron, Venezuela’da faaliyetlerini sürdüren tek büyük ABD’li şirket olarak dikkat çekiyor.

Uluslararası mahkemeler ise şirketleri haklı bulan kararlara imza attı:

  • Uluslararası Ticaret Odası (ICC): 2012'de ExxonMobil'e 908 milyon dolar, 2018'de ConocoPhillips'e 2 milyar dolar tazminat ödenmesine hükmetti.
  • Dünya Bankası (ICSID): 2014'te ExxonMobil için 1,6 milyar dolar, 2019'da ConocoPhillips için 8,7 milyar dolarlık tazminat kararı verdi.

Ancak Venezuela, yıllardır boğuştuğu hiperenflasyon ve ekonomik yaptırımlar nedeniyle bu tazminatların tamamını ödeyemedi.

"Hırsızlık" Suçlamasına Uzman İtirazı

Washington'ın "hırsızlık" söylemi, konunun uzmanları tarafından farklı yorumlanıyor. Denver Üniversitesi’nden Venezuelalı ekonomist Francisco Rodriguez, Trump’ın iddialarının teknik olarak gerçeği yansıtmadığını savundu.

Rodriguez, Venezuela'nın geçmişte tazminat ödemeleri yaptığını, ancak son yıllarda ABD yaptırımlarının bu ödemeleri imkansız hale getirdiğini belirtti. Rodriguez'e göre Washington, hem ödeme kanallarını tıkayan yaptırımlar uyguluyor hem de ülkeyi borcunu ödememekle ve varlık çalmakla suçluyor. Uzmanlar, ABD'nin geçmişte Venezuela'da üretimin çökmesinden ziyade, ülkenin "ucuz petrol tedarikçisi" olarak kalmasını tercih ettiğini, ancak millileştirme politikalarının bu denklemi bozduğunu vurguluyor.