Haseki Kadın Vakfı ve Hanımlar İlim ve Kültür Derneği'nin kurucularından olan 86 yaşındaki Dr. Gülsen Ataseven, İstanbul'da düzenlenen etkinlikte kendi hayatını anlatan biyografi kitabını imzalayarak sivil toplum alanındaki tecrübelerini katılımcılarla paylaştı.
Haseki Kadın Vakfı'nın İstanbul Fatih'teki merkezinde gerçekleştirilen imza ve söyleşi programında, ömrünü sivil toplum çalışmalarına adayan Dr. Gülsen Ataseven sevenleriyle bir araya geldi. Etkinlik, "Gönüllülük Dünyasının Doktoru Gülsen Ataseven: Hayatı, Çalışmaları ve Başarıları" adlı biyografi kitabının imza töreniyle başladı. Programa vakıf kurucuları, temsilciler ve çok sayıda gönüllü katıldı.
Söyleşide doktorluk anılarını ve kurucusu olduğu sivil toplum kuruluşlarının gelişim süreçlerini aktaran Ataseven, gönüllülük faaliyetlerinin temelinde "Komşusu açken tok yatan bizden değildir" anlayışının yattığını belirtti. Apartman komşularıyla birlikte ihtiyaç sahiplerine yardım ederek başladıkları bu yolculuğun, ulaştıkları yoksul aile sayısının artmasıyla kurumsal bir yapıya bürünme zorunluluğu doğurduğunu anlattı.
Yerel Yardımlaşmadan Birleşmiş Milletler'e Uzanan Süreç
Başlangıçta evlerin odalarında hazırlanan gıda ve giyim kolileriyle yürütülen çalışmaların zamanla sınırları aştığını ifade eden Ataseven, yardımların kayıt altına alınması ve resmi bir kimlik kazanması amacıyla Hanımlar İlim ve Kültür Derneği'ni kurduklarını dile getirdi. Dernek yapısının faaliyetleri büyütme hedefi doğrultusunda zamanla bir vakfa dönüştüğünü vurgulayan Ataseven, 1963 yılında Ankara'da katıldığı bir kongrenin bu vizyonun genişlemesinde etkili olduğunu söyledi.
Sivil toplum faaliyetlerini ilerleyen yıllarda ailenin korunması eksenine de taşıdıklarını belirten Ataseven, bu doğrultuda Türkiye Sivil Toplum Kuruluşları Aile Platformu'nun hayata geçirildiğini aktardı. Ulusal çapta yürütülen projelerin ardından uluslararası arenaya da açıldıklarını ifade eden Ataseven, elde ettikleri tecrübeler sonucunda projeleriyle Birleşmiş Milletler'e akredite olma başarısını gösterdiklerini kaydetti.
Tıp Alanındaki Başarılardan Vefa Ödülü'ne
Tıp fakültesini 1963 yılında birincilikle bitiren ilk başörtülü öğrenci unvanını taşıyan Dr. Gülsen Ataseven, aktif hekimlik hayatını sağlık sorunları nedeniyle sınırlamak zorunda kalsa da sivil toplum alanındaki çalışmalarından hiçbir zaman kopmadığını vurguladı. Geçmişte sivil toplum kuruluşlarında görev alan başörtülü bir kadın olarak çeşitli zorluklar yaşadığını belirten Ataseven, yaptığı hizmetlerin devlet kademelerinde de takdir gördüğünü hatırlattı.
2009 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi Üstün Hizmet Ödülü'ne layık görülen Dr. Ataseven, son olarak 14 Mart'ta düzenlenen ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın da katıldığı programda, Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu tarafından kendisine "Vefa Ödülü" takdim edildiğini sözlerine ekledi. Etkinlik, Ataseven'in sivil toplum kuruluşlarının; gönül kırmayan, hizmet için her fırsatı değerlendiren insanların buluşma noktası olması gerektiği yönündeki mesajıyla sona erdi.