15 Ocak 2026 Perşembe
Haber

Yapay Zeka Hukukunda Küresel Yol Haritası: İlkelerden Somut Yasalara Geçiş

Devletlerin yapay zeka teknolojilerine yönelik denetim mekanizmaları, soyut etik ilkelerden bağlayıcı yasal düzenlemelere doğru evriliyor. AB ve ABD farklı stratejiler izlerken, Türkiye de kendi yasal altyapısını 2026 hedefleri doğrultusunda şekillendiriyor.

Paylaş:
Yapay Zeka Hukukunda Küresel Yol Haritası: İlkelerden Somut Yasalara Geçiş

Devletlerin yapay zeka teknolojilerine yönelik denetim mekanizmaları, soyut etik ilkelerden bağlayıcı yasal düzenlemelere doğru evriliyor. AB ve ABD farklı stratejiler izlerken, Türkiye de kendi yasal altyapısını 2026 hedefleri doğrultusunda şekillendiriyor.

Yapay zeka teknolojilerinin üretim süreçlerinden günlük yaşama kadar her alana nüfuz etmesi, bu teknolojinin getirdiği risklerin nasıl yönetileceği sorusunu küresel gündemin ilk sırasına taşıdı. Hükümetler ve düzenleyici kurumlar, statik ve tek tip bir yasaklama anlayışı yerine, ulusal önceliklerine ve teknolojik kapasitelerine göre değişen dinamik regülasyon modellerine yöneliyor.

"Yumuşak Hukuk" Dönemi Kapanıyor

Teknolojinin gelişim hızına yetişmekte zorlanan yasa yapıcılar, geçtiğimiz yıllarda regülasyon ihtiyacını öncelikle "çerçeve ilkeler" ile karşılamayı tercih etti. OECD ve UNESCO gibi uluslararası kuruluşların öncülüğünde hazırlanan bu metinler, şeffaflık, adillik ve hesap verilebilirlik gibi temel değerler üzerinde küresel bir uzlaşı sağlasa da, bağlayıcılık sorunu yarattı.

Uzmanlar, sadece ilkelere dayalı denetimin, somut risklerin yönetilmesinde yetersiz kaldığı görüşünde birleşiyor. Bir yapay zeka modelinin "adil" olması gerektiğine dair soyut bir ilke, pratikteki teknik standartları belirlemekte zorlanıyor. Bu belirsizlik, devletleri artık tavsiye niteliğindeki kararlardan, yaptırım gücü olan somut yasal düzenlemelere geçiş yapmaya zorluyor.

İki Farklı Ekol: AB ve ABD Yaklaşımı

Küresel yapay zeka regülasyonunda tek bir doğru modelden bahsetmek mümkün değil. Devletlerin mevcut hukuk sistemleri ve teknoloji pazarındaki konumları, regülasyon stratejilerini doğrudan şekillendiriyor:

  • Avrupa Birliği (AB): Yapay zeka teknolojilerinin ana üreticisi konumunda olmayan AB, pazarını korumak ve vatandaşlarının haklarını güvence altına almak amacıyla "ürün güvenliği" ve "temel haklar" odaklı katı bir yaklaşım sergiliyor. Ağustos 2024’te yürürlüğe giren Yapay Zeka Tüzüğü, risk temelli sınıflandırma yaparak pazarı kontrol etmeyi hedefliyor.
  • Amerika Birleşik Devletleri (ABD): Dev teknoloji şirketlerine ev sahipliği yapan ABD ise inovasyonu engellemeyen, daha esnek ve girişimci dostu bir politika izliyor. Washington yönetimi, kısıtlayıcı yasalar yerine sektörel rehberlikler ve stratejik rekabeti (özellikle Çin'e karşı) önceleyen bir yol haritası çiziyor.

Uluslararası alandaki tek bağlayıcı girişim ise Avrupa Konseyi çatısı altında hazırlanan "Yapay Zeka Çerçeve Sözleşmesi" olarak öne çıkıyor. Türkiye’nin de hazırlık süreçlerine katkı verdiği bu sözleşme, devletlere geniş bir takdir yetkisi bırakmakla birlikte henüz yeterli onay sayısına ulaşarak tam anlamıyla yürürlüğe girmiş değil.

Türkiye'nin Regülasyon Ajandası

Türkiye, yapay zeka regülasyonunda küresel trendleri yakından takip eden bir strateji izliyor. 2021-2025 Ulusal Yapay Zeka Stratejisi (UYZS) ve ardından yayımlanan eylem planları, kamunun bu alandaki yol haritasını oluşturdu.

Türkiye'de henüz müstakil bir "Yapay Zeka Yasası" bulunmasa da, yasal bir boşluktan söz etmek mümkün değil. Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK), Türk Borçlar Kanunu ve Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu gibi mevcut düzenlemeler, yapay zeka uygulamalarında ortaya çıkan uyuşmazlıklarda halihazırda uygulanıyor. Kişisel Verileri Koruma Kurumu'nun yayımladığı rehberler de ikincil düzenleme ihtiyacını kısmen karşılıyor.

Hedef: 2026'nın Üçüncü Çeyreği

Ankara'nın yasama takviminde ise Avrupa Birliği ile uyum çalışmaları öne çıkıyor. Gümrük Birliği ve ticari ilişkilerin sürdürülebilirliği açısından, Türk hukukunun AB Yapay Zeka Tüzüğü ile uyumlu hale getirilmesi hedefleniyor. Orta Vadeli Program (OVP) kapsamında bu uyum sürecinin 2026 yılının üçüncü çeyreğinde tamamlanması öngörülüyor.

TBMM bünyesinde kurulan araştırma komisyonunun çalışmaları ve 2025 yılı sonunda Cumhurbaşkanlığı Kararnameleri ile yapılan yetkilendirmeler, sürecin hızlandığını gösteriyor. Yapılan son düzenlemelerle, T.C. Cumhurbaşkanlığı Siber Güvenlik Başkanlığı ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı bünyesindeki ilgili genel müdürlükler, mevzuat ve politika oluşturma konusunda yetkilendirildi. Önümüzdeki dönemde bu kurumların hazırlayacağı teknik standartlar ve yönetmeliklerin, Türkiye'nin yapay zeka ekosistemini şekillendirmesi bekleniyor.