1 Mart 2026 Pazar
Haber

WSJ: Washington, 2003'ten Bu Yana En Büyük Hava Gücünü Orta Doğu'ya Yığıyor

Amerikan basınına yansıyan raporlara göre ABD, 2003 Irak işgalinden bu yana Orta Doğu’daki en kapsamlı hava gücü sevkiyatını gerçekleştiriyor. Wall Street Journal’ın (WSJ) askeri kaynaklara dayandırdığı haberde, bu yığınağın Tahran ile olası bir "hava savaşı" senaryosuna hazırlık olduğu öne sürüldü.

Paylaş:
WSJ: Washington, 2003'ten Bu Yana En Büyük Hava Gücünü Orta Doğu'ya Yığıyor

Amerikan basınına yansıyan raporlara göre ABD, 2003 Irak işgalinden bu yana Orta Doğu’daki en kapsamlı hava gücü sevkiyatını gerçekleştiriyor. Wall Street Journal’ın (WSJ) askeri kaynaklara dayandırdığı haberde, bu yığınağın Tahran ile olası bir "hava savaşı" senaryosuna hazırlık olduğu öne sürüldü.

Bugünkü Haberler – Dış Haberler Servisi

Amerika Birleşik Devletleri'nin, Orta Doğu’daki askeri varlığını son yılların en yüksek seviyesine çıkardığı bildirildi. Wall Street Journal gazetesinin üst düzey ABD’li yetkililere ve eski komutanlara dayandırdığı habere göre, Washington yönetimi bölgeye 2003 yılındaki Irak işgalinden bu yana görülen en büyük hava gücünü konuşlandırıyor. Bu hamlenin, İran’a yönelik olası ve kapsamlı bir saldırı planının parçası olduğu iddia ediliyor.

Hedef: "Haftalar Sürecek Bir Hava Savaşı"

Washington kaynaklı raporlar, söz konusu askeri yığınağın amacının, geçmişte olduğu gibi "tek seferlik" veya "nokta atışı" bir operasyon olmadığını ortaya koyuyor. WSJ’ye konuşan yetkililer, hazırlıkların İran nükleer tesislerine yönelik Haziran 2025’te gerçekleştirilen sınırlı saldırının aksine, "haftalar sürebilecek yoğun bir hava savaşı" kapasitesine ulaşmayı hedeflediğini belirtiyor.

Beyaz Saray’a sunulan askeri seçeneklerin, İran rejimine ve bölgesel vekil güçlerine "maksimum zararı" vermeyi amaçladığı ifade ediliyor. Masadaki planlar arasında İranlı üst düzey siyasi ve askeri liderlerin hedef alınması ile nükleer ve balistik füze tesislerinin imhası gibi radikal seçeneklerin bulunduğu kaydedildi.

Bölgedeki Üslere Savaş Uçağı Sevkiyatı

Uçuş takip verileri ve askeri kaynaklardan elde edilen bilgilere göre, ABD Hava Kuvvetleri bölgedeki stratejik noktaları tahkim etmeye başladı. Özellikle Ürdün’deki Muvaffak Salti Hava Üssü ve Suudi Arabistan’daki Prens Sultan Hava Üssü’ne çok sayıda F-35, F-15, F-16 savaş uçakları ile E-3 ve E-11 elektronik harp uçaklarının sevk edildiği belirtiliyor.

Deniz gücü tarafında ise ABD Donanması’nın Doğu Akdeniz ve Orta Doğu sularında şu an 13 savaş gemisi bulundurduğu, USS Abraham Lincoln uçak gemisi ile balistik füze savunma kapasiteli 9 muhribin bölgede olduğu aktarıldı. Ayrıca USS Gerald R. Ford uçak gemisi ve beraberindeki taarruz grubunun da bölgeye doğru seyir halinde olduğu bilgisi paylaşıldı.

Diplomatik Baskı ve Tahran'ın Kozları

Raporlara göre ABD Başkanı Donald Trump, bu askeri baskıyı Tahran’ı yeni ve daha sert bir nükleer anlaşmaya zorlamak için kullanmayı hedefliyor. Trump yönetiminin, İran'ın nükleer programını tamamen sonlandırmasını, balistik füzelerini imha etmesini ve bölgesel milis güçlerini dağıtmasını istediği biliniyor.

Ancak Tahran yönetiminin, hava kuvvetlerinin zayıf olması nedeniyle savunma stratejisini "balistik füzeler" üzerine kurduğu ve bu kozdan vazgeçmeyeceği belirtiliyor. İran’ın olası bir çatışma durumunda bölgedeki ABD üslerini füzelerle vurma ve stratejik öneme sahip Hürmüz Boğazı’nı kapatma tehdidini masada tuttuğu vurgulanıyor.

Kara Gücü Desteği Yok

Analistler, 1991 ve 2003’teki operasyonların aksine, bu kez bölgede ABD hava saldırılarını destekleyecek büyük bir "müttefik kara gücünün" bulunmadığına dikkat çekiyor. Ayrıca Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE), olası bir ABD saldırısı için hava sahalarını kullandırmaya şu aşamada mesafeli durduğu, bu nedenle Amerikan jetlerinin ağırlıklı olarak Ürdün üzerinden operasyon planladığı öne sürülüyor.

Eski ABD’li askeri yetkililer, bölgedeki belirsizlikler göz önüne alındığında diplomatik bir çözümün hala savaştan daha tercih edilebilir olduğunu savunurken, Trump yönetiminin "ilk bombadan sonra ne olacağı" konusunda net bir yol haritasına sahip olmadığı eleştirileri de yapılıyor.