15 Ocak 2026 Perşembe
Haber

Washington’ın Gece Yarısı Hamlesi Sonrası Venezuela’da Yeni Dönem: Dümende Delcy Rodriguez Var

ABD Başkanı Donald Trump’ın talimatıyla düzenlenen ve uluslararası kamuoyunda “adam kaçırma” olarak nitelendirilen operasyonla Nicolas Maduro’nun alıkonulmasının ardından, Venezuela Yüksek Adalet Mahkemesi yönetimi devralacak ismi belirledi. Karakas’ta sular durulmazken, gözler geçici devlet başkanı ilan edilen Delcy Rodriguez’e ve Latin Amerika’nın vereceği tepkiye çevrildi.

Paylaş:
Washington’ın Gece Yarısı Hamlesi Sonrası Venezuela’da Yeni Dönem: Dümende Delcy Rodriguez Var

ABD Başkanı Donald Trump’ın talimatıyla düzenlenen ve uluslararası kamuoyunda “adam kaçırma” olarak nitelendirilen operasyonla Nicolas Maduro’nun alıkonulmasının ardından, Venezuela Yüksek Adalet Mahkemesi yönetimi devralacak ismi belirledi. Karakas’ta sular durulmazken, gözler geçici devlet başkanı ilan edilen Delcy Rodriguez’e ve Latin Amerika’nın vereceği tepkiye çevrildi.

Venezuela, siyasi tarihinin en çalkantılı 24 saatini geride bıraktı. ABD Başkanı Donald Trump’ın emriyle gerçekleştirilen ve uluslararası hukuk tartışmalarını beraberinde getiren bir gece yarısı operasyonuyla Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun alıkonularak ülke dışına çıkarılması, başkent Karakas’ta siyasi deprem etkisi yarattı. Washington hattından yönetilen bu hamle sonrası oluşan güç boşluğu, Venezuela yargısının hızlı müdahalesiyle doldurulmaya çalışılıyor.

Yüksek Mahkeme’den "Devamlılık" Vurgusu

Maduro’nun ABD güçleri tarafından götürülmesinin hemen ardından olağanüstü toplanan Venezuela Yüksek Adalet Mahkemesi (TSJ), anayasal düzende bir boşluk oluşmaması adına kritik bir karar imza attı. Mahkeme, Devlet Başkan Yardımcısı Delcy Rodriguez’in "Geçici Devlet Başkanı" olarak görevlendirildiğini duyurdu.

Rodriguez’in atanması, iktidardaki Birleşik Sosyalist Partisi (PSUV) içerisindeki yapının korunacağı ve Maduro’nun politikalarının sürdürüleceği yönünde güçlü bir mesaj olarak yorumlanıyor. Yüksek Mahkeme’nin kararı, muhalefetin olası bir hamlesini engellemek ve ordu içindeki sadakati konsolide etmek amacıyla atılmış stratejik bir adım olarak değerlendiriliyor.

"Operasyon" mu, "Kaçırma" mı?

Washington yönetimi, Maduro’ya yönelik müdahaleyi "uyuşturucu kaçakçılığı ve narko-terörizmle mücadele" kapsamında meşru bir operasyon olarak tanımlarken, Karakas sokaklarında ve Latin Amerika genelinde durum "devlet başkanının kaçırılması" olarak adlandırılıyor.

Gece yarısı Başkanlık Sarayı Miraflores’e düzenlenen baskın, diplomatik teamülleri altüst ederken, Trump yönetiminin "arka bahçe" olarak gördüğü coğrafyada ne kadar ileri gidebileceğinin de bir göstergesi oldu. Bölge uzmanları, bu hamlenin sadece Venezuela ile sınırlı kalmayıp, ABD’nin Latin Amerika politikasında çok daha agresif bir döneme girdiğinin işareti olduğunu belirtiyor.

Latin Amerika Başkentlerinde "Egemenlik" Endişesi

Maduro’nun alıkonulması, bölge ülkelerinde şok etkisi yarattı. Meksika, Brezilya ve Kolombiya gibi bölgenin ağır topları, yaşananları ulusal egemenliğin ihlali olarak değerlendirme eğiliminde. Henüz ortak ve sert bir kınama metni yayımlanmamış olsa da, diplomatik koridorlarda ABD’nin bu tek taraflı müdahalesinin tehlikeli bir emsal teşkil ettiği konuşuluyor. Rodriguez yönetiminin ilk sınavı, bu bölgesel desteği arkasına alıp alamayacağı olacak.

Petrol Şirketleri Denklemin Neresinde?

Krizin perde arkasında ise enerji jeopolitiği yatıyor. Son dönemde Maduro yönetiminin, ülkede faaliyet gösteren ABD merkezli petrol şirketlerine yönelik sert tutumu ve bazı şirketlerin lisanslarını iptal etme tehdidi, Washington ile ipleri geren ana unsurlardan biriydi.

Trump’ın bu radikal hamlesinin zamanlaması, Venezuela’nın zengin petrol rezervlerinin kontrolü üzerindeki mücadelenin bir yansıması olarak görülüyor. Delcy Rodriguez’in, Maduro’nun "milliyetçi petrol politikasını" sürdürüp sürdürmeyeceği veya ABD ile tansiyonu düşürmek adına enerji kartını masaya sürüp sürmeyeceği, önümüzdeki günlerin en kritik sorusu olacak.