15 Ocak 2026 Perşembe
Haber

Washington’dan Venezuela’ya Şok Operasyon: Maduro ABD’ye Götürüldü, Kartlar Yeniden Dağıtılıyor

2026’nın ilk günlerinde ABD’nin gerçekleştirdiği özel askeri operasyonla Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun alıkonulması, Latin Amerika’da güç dengelerini sarstı. Pekin ve Washington arasındaki rekabet, Batı Yarımküre’de yeni ve sert bir evreye giriyor.

Paylaş:
Washington’dan Venezuela’ya Şok Operasyon: Maduro ABD’ye Götürüldü, Kartlar Yeniden Dağıtılıyor

2026’nın ilk günlerinde ABD’nin gerçekleştirdiği özel askeri operasyonla Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun alıkonulması, Latin Amerika’da güç dengelerini sarstı. Pekin ve Washington arasındaki rekabet, Batı Yarımküre’de yeni ve sert bir evreye giriyor.

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) tarafından gerçekleştirilen özel bir askeri operasyonla Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores’in, kendi ülkelerinde alıkonularak yargılanmak üzere ABD’ye götürülmesi uluslararası gündeme bomba gibi düştü. 2026 yılının başında gerçekleşen bu hamle, Washington yönetiminin "arka bahçesi" olarak tanımladığı Latin Amerika’ya yönelik stratejisinde radikal bir değişikliğe gittiğini ve bölgedeki güç mücadelesinin kurallarının yeniden yazıldığını gösteriyor.

"Arka Bahçe" Stratejisi ve Yeni Güvenlik Doktrini

Washington’un bu müdahalesi, Aralık ayında yayımlanan ABD 2025 Ulusal Güvenlik Stratejisi belgesiyle paralellik gösteriyor. Söz konusu raporda ABD’nin sanayi politikalarında restorasyona gideceği ve odak noktasını Batı Yarımküre’ye çevireceği açıkça belirtilmişti. ABD Başkanı Donald Trump’ın ikinci döneminde atılan bu adım, bölgedeki diğer aktörlere yönelik "maksimalist" bir uyarı niteliği taşıyor.

Başkan Trump’ın, operasyonun ardından yaptığı "Maduro’ya ne olduysa, adil davranmayan herkesin başına gelebilir" açıklaması, sadece Venezuela’ya değil, bölgede ABD çıkarlarıyla ters düşen diğer yönetimlere ve bölgede nüfuzunu artırmaya çalışan Çin’e verilmiş net bir mesaj olarak yorumlanıyor.

Latin Amerika’da Keskin Kutuplaşma

Maduro’ya yönelik operasyon, Latin Amerika ülkeleri arasında derin bir çatlağa neden oldu. Bölgenin iki büyük gücü Brezilya ve Meksika’nın yanı sıra Kolombiya, İspanya ve Uruguay hükümetleri ortak bir bildiri yayımlayarak ABD’nin müdahalesini kınadı. Bildiride, bir devlet başkanının egemenlik haklarının ihlal edilmesine sert tepki gösterildi.

Öte yandan, Arjantin Devlet Başkanı Javier Milei yönetimi operasyonu kınamak bir yana, ABD’nin hamlesini meşru görerek desteklediğini açıkladı. Arjantin’in, Çin ile ilişkilerini sınırlayarak Washington eksenine kaydığı, son dönemde düzenlenen CELAC-Çin Zirvesi’nin sonuç bildirgesine imza atmayan tek ülke olmasıyla da tescillenmişti. Ayrıca Şili’de başkanlık seçimlerini kazanan sağcı lider Jose Antonio Kast’ın da Washington ile yakın bir müttefiklik ilişkisi kurması bekleniyor.

Pekin-Washington Hattında "5 Saat" Detayı

Operasyonun zamanlaması ise diplomatik kulislerde en çok konuşulan başlıklardan biri. Washington’un müdahalesinin, Maduro’nun Çin heyetiyle görüşmesinden sadece 5 saat sonra gerçekleşmesi dikkat çekti.

Çin yönetimi, 10 Aralık 2025 tarihinde yayımladığı politika belgesiyle Latin Amerika ve Karayipler ile ilişkilerini derinleştireceğini duyurmuştu. Pekin’in bölgeyi "Küresel Güney"in kilit noktası olarak tanımlaması ve ABD’nin bu hamlesi, Pasifik’teki rekabetin artık doğrudan Amerika kıtasına taşındığını kanıtlıyor. Washington, Panama Kanalı ve Meksika Körfezi gibi stratejik noktalarda kontrolü sıkılaştırmayı hedeflerken, Çin bölgedeki ekonomik ve diplomatik varlığını korumaya çalışıyor.

Rusya’nın Sessizliği ve "Alaska Pazarlığı" İddiası

ABD’nin bu agresif hamlesine karşı Moskova’dan gelen tepkilerin beklenenden daha cılız kalması ise yeni soru işaretlerini beraberinde getirdi. Uluslararası ilişkiler uzmanları, 15 Ağustos 2025’te Trump ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin arasında gerçekleşen Alaska Zirvesi’ne işaret ediyor.

Kapalı kapılar ardında yapılan bu görüşmede, Doğu Avrupa ve Ukrayna hattındaki bazı tavizler karşılığında Venezuela’nın ABD’nin nüfuz alanına bırakıldığına dair iddialar, Rusya’nın sessizliğiyle birlikte daha yüksek sesle dillendirilmeye başlandı.

Latin Amerika, 2026 yılı itibarıyla sadece bölgesel değil, küresel güç savaşlarının merkez üssü haline gelmiş durumda. ABD’nin tek taraflı müdahalesi, uluslararası hukuk normlarını tartışmaya açarken, bölge ülkelerini de Pekin ve Washington arasında keskin bir tercih yapmaya zorluyor.