ABD yönetimi, Küba ile siyasi ve ekonomik gerilimin tırmandığı bir dönemde stratejik caydırıcılık adımı atarak USS Nimitz uçak gemisi görev gücünü Karayipler'e konuşlandırdı.
Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ile Küba arasında artan siyasi kriz, bölgede askeri hareketliliğe neden oldu. Washington yönetimi, bölgedeki stratejik varlığını güçlendirmek amacıyla dünyanın en büyük savaş gemilerinden biri olan USS Nimitz (CVN 68) uçak gemisini Karayipler'e konuşlandırdığını duyurdu. Karar, Küba yönetimiyle yaşanan ekonomik yaptırım tartışmalarının hemen ardından geldi.
ABD Güney Saha Komutanlığının (SOUTHCOM) yaptığı resmi açıklamaya göre, bölgeye gönderilen görev gücünde USS Nimitz'in yanı sıra 17. Uçak Gemisi Hava Kanadı (CVW-17), USS Gridley (DDG 101) destroyeri ve USNS Patuxent (T-AO 201) lojistik destek gemisi de yer alıyor. SOUTHCOM açıklamasında, söz konusu askeri sevkiyatın "hazırlık ve varlığın en iyi örneği" olduğu ifade edilerek, filonun stratejik ulaşılabilirliğine ve vurucu gücüne dikkat çekildi. ABD Donanması, geçtiğimiz mart ayında görev süresini yaklaşık bir yıl uzattığı USS Nimitz'in yeni rotasını bugüne kadar açıklamamıştı.
Ekonomik Yaptırımlar ve Karşılıklı Uyarılar
Bölgedeki askeri hareketlilik, ABD Başkanı Donald Trump'ın 30 Ocak'ta imzaladığı yeni başkanlık kararnamesi sonrası giderek derinleşen ikili krizin bir sonucu olarak öne çıkıyor. Söz konusu kararname, Küba'ya petrol sağlayan veya satan ülkelerden gelen tüm mallara ek gümrük vergisi uygulanmasını öngörüyor. Beyaz Saray, yaptırım kararının Küba'nın "zararlı eylem ve politikalarına" karşı ABD'nin dış politika çıkarlarını ve ulusal güvenliğini korumak amacıyla alındığını bildirmişti.
İran'dan sonra önceliklerinin Küba yönetimiyle masaya oturmak olduğunu belirten Başkan Trump, Küba'yı "çökmüş bir devlet" olarak nitelendirerek, ülkedeki siyasi ve ekonomik sorunların ancak ABD öncülüğünde çözülebileceğini savunuyor.
Küba cephesinde ise söz konusu askeri sevkiyat ve ekonomik yaptırımlara tepki büyük. Küba Devlet Başkanı Miguel Diaz-Canel, Washington'ın adımlarını sert bir dille eleştirerek, ABD'nin adaya yönelik askeri bir müdahalede bulunmak için açıkça "bahane" aradığını vurguladı. Diaz-Canel, olası bir askeri harekat durumunda tüm bölgenin bir "kan gölüne döneceği" uyarısında bulundu.