Ortadoğu'da tırmanan İsrail-İran geriliminin bölgesel bir savaşa dönüşmesini engellemeye çalışan ve tarafsızlık politikası izleyen Türkiye, ABD'deki İsrail yanlısı düşünce kuruluşlarının hedef tahtasına yerleşti. Demokrasileri Savunma Vakfı (FDD), Ankara'ya yönelik lobi faaliyetlerini hızlandırdı.
Washington merkezli Demokrasileri Savunma Vakfı (Foundation for Defense of Democracies - FDD), Türkiye'nin İsrail ile İran arasındaki çatışma ortamına dahil olmama ve krizi diplomatik yollarla çözme çabalarına karşı yoğun bir kampanya başlattı. Kuruluş, son dönemde hazırladığı politika notları, raporlar ve Kongre'deki temaslarıyla Ankara'nın bölgesel stratejisini zayıflatmayı amaçlayan adımlar atıyor.
Türkiye'nin bölgedeki krizin genişlemesini önlemek amacıyla yürüttüğü diplomasi trafiği ve çatışmalara doğrudan müdahil olmama yönündeki net tavrı, ABD başkentindeki bazı çıkar gruplarında rahatsızlık yarattı. Özellikle İsrail'e yakınlığı ve İran'a yönelik sert politikaları desteklemesiyle bilinen FDD, Ankara'nın bu dış politikasını eleştiren ve hedef gösteren yayınlarının sayısını artırdı.
Vakfın yayın organlarında, karar alıcılara yönelik brifinglerinde ve düzenlediği panellerde, Türkiye'nin gerilimi düşürme çabalarının ve tarafsızlık politikasının ABD ile İsrail'in çıkarlarına aykırı olduğu yönünde bir anlatı inşa edilmeye çalışılıyor. Kuruluşun yayınladığı son analizlerde, Ankara'nın bölgedeki çatışmalardan uzak durma stratejisi açıkça eleştirilirken, Türkiye'nin Washington yönetimince baskı altına alınması gerektiği savunuluyor.
Washington kulislerinde, kuruluşun ABD Kongresi ve diğer karar alıcı mekanizmalar nezdinde Türkiye'ye yönelik yeni diplomatik ve ekonomik baskı araçları oluşturulması için lobi faaliyetlerini yoğunlaştırdığı ifade ediliyor. FDD uzmanlarının imzasını taşıyan metinlerde, Türkiye'nin arabuluculuk potansiyelinin zayıflatılması gerektiği vurgulanıyor.
Öte yandan Türkiye, komşu ülkeler ve küresel aktörlerle yürüttüğü çok yönlü temaslarda, Ortadoğu'nun yıkıcı bir bölgesel savaşa sürüklenmesini engellemek için diyalog kanallarının açık tutulması gerektiği tezini kararlılıkla sürdürüyor. Ankara, krizin başından bu yana hiçbir askeri operasyonun tarafı olmayacağını ve bölgesel istikrarı merkeze alan diplomatik inisiyatiflerini devam ettireceğini açıkça beyan etmiş durumda.