ABD Temsilciler Meclisi'nin iki etkili ismi, Adalet Bakanlığı'nın Jeffrey Epstein soruşturmasına ait 2 milyondan fazla belgeyi "siyasi figürleri korumak" amacıyla gizlediğini öne sürdü. Vekiller, dosyaların sansürsüz yayımlanması için mahkemeden acil "bağımsız denetçi" atanmasını talep etti.
Washington'da Jeffrey Epstein skandalının üzerindeki sis perdesini aralamaya yönelik çabalar, yasama ve yürütme organlarını karşı karşıya getiren yeni bir krize dönüştü. Temsilciler Meclisi'nin Demokrat üyesi Ro Khanna ile Cumhuriyetçi üyesi Thomas Massie, ABD Adalet Bakanlığı'nın (DOJ) mahkeme kararlarına uymadığını ve kamuoyunu yanılttığını iddia ederek federal mahkemeye başvurdu.
İki vekil, Federal Yargıç Paul Engelmayer'a sundukları dilekçede, bakanlığın Epstein dosyalarını incelerken şeffaf davranmadığını ve süreci kasıtlı olarak yavaşlattığını savundu. Vekillerin en dikkat çekici talebi ise, Adalet Bakanlığı'nı devre dışı bırakarak süreci yönetecek "özel bir bilirkişi" (special master) veya bağımsız denetçi atanması oldu.
"12 Bin Değil, 2 Milyon Belge Var"
Mahkemeye sunulan mektupta, Adalet Bakanlığı'nın "Epstein Dosyaları Şeffaflık Yasası" kapsamında 19 Aralık 2025'e kadar yapması gereken ifşaatların yetersiz kaldığı vurgulandı. Bakanlığın mahkemeye sunduğu bildirimde yaklaşık 12 bin 285 belge (yaklaşık 125 bin sayfa) hazırladığını beyan etmesine rağmen, Khanna ve Massie gerçek sayının bunun çok üzerinde olduğunu belirtti.
Milletvekilleri, ellerindeki raporlara dayanarak soruşturma kapsamında 2 milyondan fazla belgenin bulunduğunu, incelenmesi gereken toplam sayfa sayısının ise 5 milyonu aşabileceğini öne sürdü. Mektupta, "Bakanlığın sunduğu rakamlar ile gerçek veri hacmi arasındaki bu devasa tutarsızlık, materyallerin kapsamının bilinçli olarak düşük gösterildiği ve sürecin yönetilemez olduğu izlenimi yaratılarak ifşanın geciktirildiği şüphesini doğurmaktadır" ifadelerine yer verildi.
"Siyasi İsimler Korunuyor" İddiası
Khanna ve Massie'nin mahkemeye sunduğu dilekçedeki en ağır suçlama, Adalet Bakanlığı'nın yaptığı sansürlemelerin gerekçesine ilişkindi. Vekiller, bakanlığın "öne çıkan siyasi figürleri korumak amacıyla" belgelerde kapsamlı ve hukuka aykırı sansürler uyguladığını iddia etti.
Bu tutumun Şeffaflık Yasası'nın ruhuna aykırı olduğunu belirten üyeler, bakanlığın mevcut yaklaşımının mağdurlar üzerinde yarattığı travmayı derinleştirdiğini savundu. Mektupta, "Bağımsız bir mekanizma kurulmadan, Adalet Bakanlığı'nın yasada öngörülen tüm kayıtları eksiksiz sunacağına dair inancımız kalmamıştır" denildi.
Denetçiye Tam Yetki Talebi
Mahkemeden talep edilen bağımsız denetçinin, sadece belgeleri tasnif etmekle kalmayıp, aynı zamanda bakanlığın uyguladığı sansürlerin uygunluğunu denetleme yetkisine de sahip olması istendi. Vekiller, atanacak özel uzmanın belge üretiminin gerçek boyutu hakkında mahkemeyi doğrudan bilgilendirmesini ve gerekirse süreci yürüten Adalet Bakanlığı yetkililerini ifadeye çağırabilmesini talep etti.
Ne Olmuştu?
Küçük yaşta kız çocuklarına yönelik cinsel istismar ve fuhuş ağı oluşturmak suçlamasıyla tutuklanan milyarder Jeffrey Epstein, 10 Ağustos 2019'da New York'taki hücresinde ölü bulunmuştu. Ölümü resmi kayıtlara intihar olarak geçse de, olayın üzerindeki şüpheler ve Epstein'in bağlantılı olduğu yüksek profilli isimler tartışılmaya devam ediyor.
ABD Kongresi'nin baskısıyla çıkarılan "Epstein Dosyaları Şeffaflık Yasası", soruşturmaya dair tüm belgelerin kamuya açılmasını zorunlu kılıyor. Son dönemde yayımlanan bazı dosyalarda, aralarında eski ABD başkanları, yabancı devlet adamları ve ünlü iş insanlarının da bulunduğu pek çok ismin Epstein ile olan seyahat ve iletişim kayıtları ortaya çıkmıştı.