Bir aylık oruç sürecinin ardından yeme düzenindeki ani değişiklikler ve yoğun kalorili gıdaların tüketimi, kalp sağlığı üzerinde ciddi riskler oluşturuyor. Uzmanlar, artan tatlı ve yağlı yiyecek tüketimine karşı vatandaşları uyarıyor.
Ramazan ayında günde iki öğün beslenmeye alışan metabolizmanın, oruç sürecinin bitmesiyle birlikte aniden yoğun gıda alımına maruz kalması çeşitli sağlık sorunlarına davetiye çıkarıyor. Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Ali Ümit Yener, uzun süreli açlık sonrasında ağır, yağlı ve şekerli gıdalara yüklenmenin kalp krizi riskini önemli ölçüde artırdığına dikkat çekti.
Oruç tutulan bir aylık dönemde sindirim sisteminin dinlendiğini ve metabolizmanın belirli bir düzene adapte olduğunu belirten Prof. Dr. Yener, bu düzenin aniden bozulmasının damarlarda ve kalp kasında ani stres yaratabileceğini ifade etti. Özellikle bayramla birlikte gelenekselleşen hamur işleri, şerbetli tatlılar ve yağ oranı yüksek yemeklerin peş peşe tüketilmesi, kan şekerinde ve kan lipit seviyelerinde ani sıçramalara neden oluyor. Bu durum, sindirim sistemine aşırı yük bindirirken kalbin kanı pompalama hızını da olumsuz etkileyerek, özellikle kalp-damar hastalığı geçmişi olan veya risk grubunda bulunan bireyler için hayati tehlike oluşturabiliyor.
Kademeli Geçiş ve Porsiyon Kontrolü Şart
Uzmanlar, Ramazan sonrası normal yeme düzenine geçişin aniden değil, kademeli olarak yapılması gerektiğinin altını çiziyor. Vücudu yormamak adına porsiyonların küçültülmesi, ağır şerbetli tatlılar yerine sindirimi daha kolay olan sütlü veya meyveli tatlıların tercih edilmesi büyük önem taşıyor.
Ayrıca bu dönemde bol su tüketilmesi ve öğün aralarında hafif atıştırmalıklarla metabolizmanın dengelenmesi öneriliyor. Sindirimi kolaylaştırmak ve kalp sağlığını desteklemek amacıyla gün içinde yapılacak hafif tempolu yürüyüşlerin de normal beslenme rutinine dönüşte koruyucu bir faktör olduğu belirtiliyor.