15 Nisan 2026 Çarşamba
Haber

Uzmanlar Uyarıyor: Oturduğunuz Evi Satarak Yatırım Macerasına Girmeyin

Kısa yoldan yüksek kazanç elde etme umuduyla barındıkları konutları satıp altın ve kripto para gibi araçlara yönelen vatandaşlar, piyasadaki sert dalgalanmalar nedeniyle hem yatırımlarından hem de evlerinden oluyor. Ekonomi ve gayrimenkul uzmanları, temel barınma ihtiyacının spekülatif kararlara feda edilmemesi gerektiğinin altını çiziyor.

Paylaş:
Uzmanlar Uyarıyor: Oturduğunuz Evi Satarak Yatırım Macerasına Girmeyin

Kısa yoldan yüksek kazanç elde etme umuduyla barındıkları konutları satıp altın ve kripto para gibi araçlara yönelen vatandaşlar, piyasadaki sert dalgalanmalar nedeniyle hem yatırımlarından hem de evlerinden oluyor. Ekonomi ve gayrimenkul uzmanları, temel barınma ihtiyacının spekülatif kararlara feda edilmemesi gerektiğinin altını çiziyor.

Son dönemde altın, döviz ve kripto para piyasalarında yaşanan hızlı fiyat hareketleri, birçok yatırımcının iştahını kabartıyor. Ancak yüksek getiri beklentisiyle oturdukları konutları satarak bu alanlara yönelen vatandaşlar, piyasalardaki öngörülemez dalgalanmaların kurbanı olmaya başladı. Yaşanan sert düşüşler ve yanlış zamanlama, telafisi zor maddi kayıpları beraberinde getirirken, bireylerin ve ailelerin barınma güvenliğini de doğrudan tehdit ediyor.

Uzmanlar, temel bir barınma ihtiyacı olan konutun riskli finansal hamleler için elden çıkarılmasının son derece tehlikeli olduğunu vurguluyor.

"Tek Bir Hamleyle Üç Ayrı Risk Alınıyor"

İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Hepşen, yatırım kararlarının genellikle rasyonel veriler yerine son dönemdeki fiyat hareketlerinin oluşturduğu psikolojiyle alındığına dikkat çekti. Konut ile altın veya kripto varlıkların aynı düzlemde değerlendirilemeyeceğini belirten Prof. Dr. Hepşen, konutun düşük likiditeli ve yerine konması maliyetli bir varlık olduğunu hatırlattı.

Evi satıp tüm parayı tek bir yatırım aracına bağlamanın büyük bir tehlike yarattığını ifade eden Hepşen, "Bu durumda fiyat beklentisinin gerçekleşmemesi, yanlış zamanlama ve elden çıkarılan varlığın aynı şartlarda geri alınamaması gibi üç ayrı risk aynı anda üstleniliyor. Portföy dengesi ve risk kapasitesi dikkate alınmadan yapılan bu tür işlemler, bir yatırım kararından ziyade kontrolsüz bir risk alma davranışıdır" değerlendirmesinde bulundu.

"Altın Satarak Ev Alınır, Ev Satarak Altın Alınmaz"

Konunun gayrimenkul piyasası boyutunu değerlendiren gayrimenkul iktisatçısı Ahmet Büyükduman ise yatırımın tanımına açıklık getirdi. İnsanların öncelikle barınma gibi temel ihtiyaçlarını karşılaması gerektiğini vurgulayan Büyükduman, yatırımın ancak bu temel ihtiyaçlar giderildikten sonra tasarruf edilen tutarlarla yapılabileceğini belirtti.

Büyükduman, oturulan konutu satarak yapılan işlemlerin yatırım değil, spekülatif bir kumar olduğunu belirterek, "Yatırım, kazanılmış olanı enflasyon karşısında korumak için yapılır. Oturulan evi satarak girilen spekülatif arayışlar çok acı sonuçlar doğurur. Ev satarak altın alınmaz, ancak altın satılarak ev alınır" uyarısında bulundu.

Barınma İhtiyacı Her Zaman Sabit

Gayrimenkul Pazarlama ve Satış Profesyonelleri Derneği (GAPAS) Başkanı Mustafa Kemal Şahin de konutun diğer tüm yatırım enstrümanlarından farklı olarak ailenin yaşam güvencesi olduğunu hatırlattı. Altın, döviz veya kripto varlıkların her zaman inip çıkabileceğini ancak barınma ihtiyacının sabit kalacağını ifade eden Şahin, gayrimenkul piyasasının uzun vadede yukarı yönlü hareket etme eğiliminde olduğunu dile getirdi.

Satılan bir konutun yerine yenisini koymanın her geçen gün zorlaştığına işaret eden Şahin, vatandaşların temel yaşam varlıklarını riske atmadan, sadece tasarruf fazlasıyla yatırım yapmaları gerektiğini söyledi.

Tüketiciler Derneği (TÜDER) Genel Başkanı Levent Küçük ise vatandaşların uzman görüşlerinden ziyade kulaktan dolma bilgilerle hareket etmesinin mağduriyetleri artırdığını belirtti. Küresel ekonomik gelişmelerin yakından takip edilmesi gerektiğini vurgulayan Küçük, konut gibi hayati bir güvencenin satılarak tüm birikimin riskli alanlara kaydırılmasının ailevi krizlere dahi yol açabileceğine dikkat çekti.