28 Şubat 2026 Cumartesi
Haber

Uzmanından Kritik Uyarı: Şiddet İçerikleri Her Yaş Grubunu Farklı Vuruyor

Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Psikoloji Bölümü Başkanı Doç. Dr. Oya Onat Kocabıyık, medyadaki şiddet içeriklerinin çocuklarda gerçeklik algısını bozduğunu, ergenlerde ise risk alma eğilimini tetiklediğini belirterek dijital okuryazarlığın önemine vurgu yaptı.

Paylaş:
Uzmanından Kritik Uyarı: Şiddet İçerikleri Her Yaş Grubunu Farklı Vuruyor

Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Psikoloji Bölümü Başkanı Doç. Dr. Oya Onat Kocabıyık, medyadaki şiddet içeriklerinin çocuklarda gerçeklik algısını bozduğunu, ergenlerde ise risk alma eğilimini tetiklediğini belirterek dijital okuryazarlığın önemine vurgu yaptı.

Dijital çağın getirdiği en büyük sorunlardan biri olan şiddet içerikli yayınlar, gelişim çağındaki bireyleri tehdit etmeye devam ediyor. Uzmanlar, kontrolsüzce maruz kalınan bu içeriklerin etkisinin, çocuğun içinde bulunduğu yaş grubuna göre ciddi farklılıklar gösterdiğini belirtiyor. Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Psikoloji Bölümü Başkanı Doç. Dr. Oya Onat Kocabıyık, şiddetin normalleşmesi tehlikesine karşı aile, okul ve medya üçgeninde güçlü bir işbirliği çağrısında bulundu.

Okul Öncesi Dönemde "Gerçeklik" Karmaşası

Doç. Dr. Kocabıyık, özellikle okul öncesi ve ilkokul çağındaki çocukların zihinsel gelişim süreçlerine dikkat çekti. Bu dönemdeki çocukların soyut düşünme ve eleştirel değerlendirme becerilerinin henüz tam olarak gelişmediğini hatırlatan Kocabıyık, izledikleri şiddet sahnelerini gerçeklik bağlamında oturtmakta zorlandıklarını ifade etti.

Kocabıyık, küçük çocukların kurgu ile gerçeği ayırt etmekte güçlük yaşayabileceğini belirterek, "Çocuklar oyunla kurguyu, gerçekle senaryoyu birbirinden ayıramayabilir. Bu durum, şiddet içeriklerinin zamanla olağan ve kabul edilebilir bir davranış biçimi gibi algılanması riskini doğuruyor," değerlendirmesinde bulundu.

Ergenlerde "Bana Bir Şey Olmaz" Yanılgısı

Ergenlik döneminde ise tehlikenin boyutu değişiyor. Bu dönemde gençlerin beyin gelişiminde prefrontal korteksin (karar verme mekanizması) olgunlaşma sürecinin devam ettiğini belirten Kocabıyık, ödül sisteminin daha hassas çalıştığını vurguladı. Bu biyolojik süreç, gençlerde risk alma eğilimini artırabiliyor.

Sosyal medyada şiddetin normalleştirilmesinin gençler üzerindeki etkisine değinen Kocabıyık, "Bu dönemde bazı ergenlerde 'iyimser yanlılık' olarak adlandırdığımız 'Bana bir şey olmaz' düşüncesi gelişebiliyor. Sonuçlarını yeterince hesaplamadan hareket etme ve tehlikeli davranışlara yönelme eğilimi görülebiliyor," ifadelerini kullandı.

"Kahramanlaştırılmış Şiddet" Tehlikesi

Medya içeriklerinin sunum şeklinin de büyük önem taşıdığını belirten Kocabıyık, şiddetin "güç" ile özdeşleştirilmesinin sakıncalarına değindi. Özellikle geniş izleyici kitlesine açık saatlerde yayınlanan ve şiddeti uygulayan karakterlerin "kahraman" olarak sunulduğu yapımların, çocuk ve ergenlerde yanlış rol modeller oluşturabileceği uyarısında bulundu.

Çözüm: Dijital Medya Okuryazarlığı ve Aile Rehberliği

Şiddet sarmalından korunmak için sadece yasaklamaların yeterli olmayacağını belirten Doç. Dr. Kocabıyık, çözümün bilinçlenmekten geçtiğini vurguladı. Televizyon içeriklerinin bir nebze denetlenebildiğini ancak sosyal medyanın aileler için daha savunmasız bir alan olduğunu söyleyen Kocabıyık, şu önerilerde bulundu:

"Aileler çocuklarına doğru model olmalı ve iletişime her zaman açık kalmalı. Sadece sınır koymak yetmez; hem ailelerin hem de çocukların dijital medya okuryazarlığı ve eleştirel içerik değerlendirme becerilerinin geliştirilmesi gerekiyor. Okullar da müfredatlarına sosyal ve duygusal gelişimi destekleyen programları dahil etmeli."

Uzmanlar, erken yaşta şiddete maruz kalmanın ilerleyen yaşlarda saldırgan tutumlarla ilişkili olabileceğini, ancak aile ve çevreden gelen doğru desteğin bu riski azaltabileceğini belirtiyor.