Markalaşma ve pazarlama stratejileri uzmanı Ömer Şengüler, şirketlerin kriz dönemlerinde izlediği iletişim politikalarının hayati önem taşıdığını vurguladı. Sessiz kalmanın çözüm olmadığını belirten Şengüler, "Kriz anında susmak markaya ihanettir, ancak yanlış konuşmak daha büyük yıkıma yol açar" değerlendirmesinde bulundu.
Markalaşma ve pazarlama stratejileri alanında uzman isimlerden biri olan Ömer Şengüler, günümüzün hızla değişen medya ve tüketici ortamında markaların kriz yönetimi süreçlerine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Şengüler, markaların karşılaştığı zorlu süreçlerde takındıkları tavrın, o markanın geleceğini doğrudan belirlediğine dikkat çekti.
"Şeffaf İletişim Hayat Kurtarır"
Kriz anlarında paniğe kapılarak sessizliğe gömülmenin veya gerçekleri gizlemeye çalışmanın sürdürülebilir bir strateji olmadığını ifade eden Şengüler, "şeffaf iletişim" kavramının altını çizdi. Krizin boyutu ne olursa olsun, kamuoyunun doğru ve zamanında bilgilendirilmesinin markalar için bir "can simidi" işlevi gördüğünü belirten Şengüler, bu süreçte dürüstlüğün en büyük sermaye olduğunu vurguladı.
"Susmak Çözüm Değil, İhanettir"
Bir kriz patlak verdiğinde yöneticilerin genellikle "fırtına dinene kadar bekleme" eğilimine girdiğini hatırlatan Şengüler, bu yaklaşımın modern iletişim çağında geçerliliğini yitirdiğini savundu. Şengüler, "Kriz anında susmak markaya ihanet etmektir. Tüketici ve paydaşlar, markadan bir açıklama, bir duruş bekler. Bu beklentiyi cevapsız bırakmak, güven kaybını derinleştirir" ifadelerini kullandı.
"Yanlış Konuşmak Telafisi Zor Zararlar Verir"
Şengüler, sessiz kalmamanın "gelişigüzel konuşmak" anlamına gelmediği konusunda da uyarılarda bulundu. Kriz iletişiminin hassas bir denge gerektirdiğini belirten uzman isim, hazırlıksız ve stratejiden yoksun açıklamaların durumu daha da kötüleştirebileceğine işaret etti.
Kriz zamanlarında yapılan iletişim hatalarının maliyetinin çok yüksek olduğunu belirten Şengüler, şu değerlendirmeyi yaptı:
"Yanlış konuşmak, susmaktan çok daha büyük zararlar verebilir. Aceleyle yapılan, empatiden uzak, sorumluluk almayan veya gerçekleri çarpıtan açıklamalar, markanın itibarını bir anda yerle bir edebilir. Bu nedenle kriz iletişimi, profesyonelce, soğukkanlılıkla ve şeffaflık ilkesinden ödün vermeden yönetilmelidir."
Uzmanlar, dijital medya çağında krizlerin çok hızlı yayıldığını ve markaların bu hıza aynı şeffaflık ve doğrulukla yanıt vermesi gerektiği konusunda birleşiyor. Şengüler'in açıklamaları, itibar yönetiminin sadece işlerin yolunda gittiği zamanlarda değil, asıl zor zamanlarda markanın karakterini ortaya koyduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.