Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yılmaz Bülbül, halk arasında verem olarak bilinen tüberküloz hastalığının tedavisinde en kritik unsurun ilaçların eksiksiz ve tarif edildiği şekilde kullanılması olduğunu vurguladı.
Halk sağlığını tehdit eden mikrobik hastalıkların başında gelen tüberküloz (verem), erken teşhis ve disiplinli bir tedavi süreciyle tamamen iyileştirilebiliyor. Konuya ilişkin önemli açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Yılmaz Bülbül, hastalığın özellikle akciğerleri tutan ancak diğer organlarda da enfeksiyona yol açabilen "mycobacterium tuberculosis" mikrobundan kaynaklandığını belirtti. Bülbül, tedavi sürecinde hasta uyumunun iyileşme üzerindeki belirleyici rolüne dikkat çekti.
"İlaçlar Kuralına Uygun Kullanılmalı"
Tüberkülozun tedavisinin mümkün olduğunu ve ilaçların düzenli kullanımıyla hastaların süreci sorunsuz atlatabildiğini belirten Prof. Dr. Bülbül, tedavi protokolüne sadık kalınmasının hayati önem taşıdığını ifade etti. İlaçların aksatılmasının ciddi sorunlara yol açabileceği uyarısında bulunan Bülbül, şu değerlendirmeyi yaptı:
"Tüberküloz hastalığının tedavisi var. Hastalar, ilaçlarını düzgün ve tarif edildiği şekilde kullanırlarsa bir sorunla karşılaşmaksızın hastalıklarını kolaylıkla atlatabiliyorlar. Esas üzerinde durulması gereken konu, ilaçların mutlaka düzgün ve kuralına uygun şekilde kullanılmasıdır. Kullanılmadığında çok daha büyük sorunlarla karşılaşıyoruz."
İki Haftayı Aşan Öksürük İhmal Edilmemeli
Hastalığın belirtileri konusunda vatandaşları uyaran Bülbül, özellikle süresi uzayan öksürüklerin hafife alınmaması gerektiğini vurguladı. Belirtilerin kişiden kişiye farklılık gösterebileceğine işaret eden Bülbül, şunları kaydetti:
"Hastalar, özellikle 2-3 haftayı, 1-2 ayı aşan uzayan öksürüklerle karşımıza gelebiliyorlar. Bunun yanında ateş, geceleri aşırı terleme, kilo kaybı, zayıflama, iştahsızlık gibi şikayetler olabiliyor. Bu tür şikayetlerin hepsi tek bir hastada olmayabilir. Bir kısım sadece öksürükle, bir kısım sadece ateşle, bir kısım hasta da kilo kaybetmiş şekilde gelebiliyor."
Bülbül, uzayan öksürüğe gece terlemesi veya zayıflama gibi ikincil şikayetlerin eşlik etmesi durumunda tüberküloz ihtimalinin mutlaka değerlendirilmesi gerektiğini, ancak sadece öksürükle gelen vakaların da görüldüğünü hatırlattı.
En Etkili Korunma Yolu: Hasta Tedavisi
Hastalığın bulaşma yollarına da değinen Prof. Dr. Bülbül, tüberkülozun ağırlıklı olarak damlacık yoluyla yayıldığını belirtti. Kapalı ortamların paylaşılmasının riski artırdığını, bu nedenle kış aylarında bulaş ihtimalinin yükseldiğini ifade eden Bülbül, toplumsal korunma için en etkili yöntemin hastaların tedavisi olduğunu şu sözlerle anlattı:
"Tedavisiz hastalar toplu taşımayı kullandığında, sinemaya gittiğinde veya kapalı ortamları paylaştığında yanında oturan diğer insanlara bulaştırma ihtimali çok yüksek. Dolayısıyla öncelikli amaç hasta kişilerin bir an evvel tespit ve tedavi edilmesidir."
Türkiye'de Vaka Sayıları Düşüşte
Türkiye'deki tüberküloz verilerine ilişkin de bilgi veren Bülbül, Sağlık Bakanlığı istatistiklerine göre ülke genelinde görülme sıklığının 100 binde 10-15 seviyelerinde olduğunu aktardı.
Türkiye'nin tüberkülozla mücadelede 15-20 yıl öncesine göre çok daha iyi bir konumda olduğunu vurgulayan Bülbül, Trabzon özelinde yıllık 150-200 olan vaka sayılarının 100'ün altına düştüğünü belirtti. Bülbül, "Ülkemiz şu anda iyi bir konumda ve daha da iyi konumlara gelmemiz gerekiyor. Bu yönüyle hem hastalar hem de hekimler olarak sürekli uyanık ve dikkatli olmamız lazım" dedi.