15 Nisan 2026 Çarşamba
Haber

Usta Yönetmen Nacer Khemir: "Modern Dünyanın Görüntüleri Umudumuzu Çalıyor"

Tunuslu yönetmen Nacer Khemir, modern sinemanın hakikatle ilişkisini ve İslam dünyasının kültürel mirasına erişemeyen gençlerin yaşadığı "kültürel yetimlik" sendromunu değerlendirdi. Khemir, sufi bakış açısının insan ruhunu iyileştirici gücüne dikkat çekti.

Paylaş:
Usta Yönetmen Nacer Khemir: "Modern Dünyanın Görüntüleri Umudumuzu Çalıyor"

Tunuslu yönetmen Nacer Khemir, modern sinemanın hakikatle ilişkisini ve İslam dünyasının kültürel mirasına erişemeyen gençlerin yaşadığı "kültürel yetimlik" sendromunu değerlendirdi. Khemir, sufi bakış açısının insan ruhunu iyileştirici gücüne dikkat çekti.

Dünyaca ünlü Tunuslu yönetmen Nacer Khemir, günümüz sinemasının hakikatle olan bağını, modern çağda insanın maruz kaldığı görsel bombardımanın etkilerini ve "kültürel yetimlik" kavramını ele aldı. "Bab'Aziz: Ruhunu Tefekkür Eden Prens", "Güvercinin Kayıp Gerdanlığı", "Çöl İşaretçileri" ve "Muhyiddin'i Aramak" gibi yapımlarla tanınan usta yönetmen, güncel görüntülerin dünyadaki mutsuzluğun doğrudan bir tezahürü olduğunu ve insanlığın bu görüntüler yüzünden hastalıklı bir hale büründüğünü belirtti.

Khemir, modern dünyada gerçeği yansıtmak yerine vahim olayların üzerinin kimi zaman bir yalan perdesiyle örtüldüğünü ifade ederek, "Oradaki görüntüler, bizim yaşamamıza yardımcı olmak için oluşturulmuş görüntüler değil. Bizim hayallerimizi, umudumuzu ve hayatımızı çalmak üzere oluşturulmuş görüntüler." değerlendirmesinde bulundu. Buna karşılık, sinemanın bir tefekkür aracı olabileceğini vurgulayan yönetmen, sufi bakış açısıyla üretilen eserlerin insan ruhunu iyileştirme amacı taşıdığını dile getirdi.

Masalların çocuklar için koruyucu bir gökyüzü işlevi gördüğüne dikkat çeken Khemir, modern toplumda her şeyin alınıp satılabilen bir metaya dönüşmesinin mutsuzluğun temel nedeni olduğunu savundu. Khemir'e göre, sufizmin temel taşlarından biri olan "paylaşmak", bugünün dünyasında giderek daha nadir rastlanan bir erdem haline geldi.

"Kültürel Yetimlik" ve Batı Monoloğu

İslam ve Arap dünyasının kültürel mirasının büyük ölçüde Batı müzelerinde veya ulaşılamaz depolarda kapalı tutulduğuna dikkat çeken Khemir, bu durumun yeni nesiller üzerinde yarattığı tahribata "kültürel yetimlik" adını veriyor. Kendi toprağında kültürel mirasına erişemeyen çocukların, kendilerine ait olmayan bir gökyüzünün altında yetimlik hissiyle büyüdüğünü belirten yönetmen, modern eğitim sisteminin de Batı sisteminin bir kopyası olmasını eleştirdi.

Batılı sömürgeci zihniyetin dünyada bir "monolog" düzeni kurduğunu aktaran Khemir, "Nesiller boyu kendilerinin ne kadar üstün, büyük, güçlü ve daha zeki olduklarını anlattılar ve beni dinlemek için durmadılar." ifadelerini kullandı. İnsanların kendi evini bulmakta zorlandığı modern sinema endüstrisini ise "ruhu olmayan modern binalara" benzetti.

"Kötülüğü İyilikten Çok Aşk Ortadan Kaldırır"

Gazze'de yaşanan insanlık dramına ve küresel ölçekteki tepkilere de değinen Khemir, İspanya'dan Amerika'ya kadar dünya gençliğinin ayağa kalkmasını "insanlığın yeniden doğuşu" olarak tanımladı. Khemir, dünyayı daha kucaklayıcı ve adil bir yer haline getirmenin yolunun bu uyanıştan geçebileceğini belirterek, sufi düşüncesindeki kötülükle mücadele anlayışını şu sözlerle özetledi: "Genellikle kötülükle mücadele etmek için iyilik yapmak gerektiği düşünülür. Fakat sufiler için kötülüğü ortadan kaldıran şey, iyilikten çok aşktır."

İstanbul'da Evinde Hisseden Bir Yönetmen

Türkiye ile Tunus arasındaki derin kültürel ve tarihi bağlara da işaret eden Nacer Khemir, Tunuslu fes ustalarının yüzyıllar önce İstanbul'a yerleştiğini hatırlatarak, İstanbul'a yaptığı ziyaretlerde kendini asla bir yabancı gibi hissetmediğini vurguladı. İki toplum arasındaki mimari ve estetik formların iç içe geçtiğini söyleyen Khemir, insanların mimikleri ve jestlerinin kendisine çok tanıdık geldiğini belirtti.

Ramazan ayında ziyarete açılan Hırka-i Şerif'i de ziyaret eden usta yönetmen, bu mukaddes emanetin pek çok beldeden geçtikten sonra İstanbul'da kalmasının manevi bir işaret olduğunu ve sufi kanaatkarlığı sembolize ettiğini sözlerine ekledi.