Birleşmiş Milletler (BM) Yakın Doğu'daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansı (UNRWA), İsrail'in uluslararası sivil toplum kuruluşlarına yönelik yeni kayıt prosedürlerinin Gazze'deki insani felaketi derinleştireceği ve uluslararası hukuk sisteminde tehlikeli bir emsal oluşturacağı konusunda uyardı.
İsrail yönetiminin Gazze Şeridi’nde faaliyet gösteren uluslararası yardım kuruluşlarına yönelik getirdiği yeni bürokratik engeller ve kayıt zorunlulukları, bölgedeki insani krizin boyutlarını yeni bir evreye taşıyor. UNRWA Kıdemli İletişim Yöneticisi Jonathan Fowler, "Bugünkü Haberler" tarafından takip edilen değerlendirmelerinde, İsrail’in bu hamlesinin sadece Gazze ile sınırlı kalmayıp, küresel ölçekte insani yardım operasyonlarını tehlikeye atacak bir domino etkisi yaratabileceğine dikkat çekti.
"İşgal Altındaki Topraklarda Bu Kontroller Meşru Değil"
Fowler, İsrail'in uluslararası sivil toplum kuruluşlarının (STK) Gazze'ye erişimi için dayattığı yeni kayıt kurallarının hukuki zeminini sert bir dille eleştirdi. Bu prosedürlerin operasyonel ortam gereği uygulanabilir olmadığını vurgulayan Fowler, bölgenin statüsüne dikkat çekerek, "Burası İsrail toprakları değil, işgal altındaki bir bölge. Dolayısıyla bu tür kontrollerin dayatılması meşru değildir" ifadelerini kullandı.
Bu kısıtlamaların, BM'yi doğrudan yasal olarak bağlamasa da, sahadaki insani yardım operasyonlarını kolaylaştırmak yerine daha karmaşık hale getirmeyi amaçlayan geniş bir stratejinin parçası olduğu belirtiliyor. Fowler, Uluslararası Adalet Divanının (UAD) İsrail'in insani yardımları kolaylaştırma yükümlülüğünü hatırlatan kararlarına rağmen, sahadaki gerçeğin bunun tam tersi yönde işlediğini vurguladı.
"Kötülüğün Tanımı" ve Küresel Risk
Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF) gibi kuruluşların Gazze’deki sağlık sisteminin ayakta kalmasında kritik bir rol oynadığını hatırlatan UNRWA yetkilisi, yardım kapasitesini düşüren her türlü engellemenin "tanımı gereği kötü" olduğunu belirtti.
Fowler, İsrail’in BM ve uluslararası STK’lara yönelik bu kısıtlayıcı tutumunun sürdürülmesi halinde, bunun küresel sonuçları olacağı konusunda da uyardı: "Eğer bu eylemler devam ederse, benzer adımları atmak isteyebilecek diğer ülkelere ne mesaj verilmiş oluyor? Uluslararası hukuk, çok taraflı sistem ve insani yardım operasyonları kritik bir noktada ve bu gidişat son bulmalı."
Ateşkes Beklentileri Karşılamadı
Gazze’deki mevcut durumun, yürürlüğe giren ateşkese rağmen "felaket düzeyinde" seyrettiği bildiriliyor. Ateşkesin başlangıcında insani yardımların artacağı ve geçişlerin kolaylaşacağı yönündeki umutların boşa çıktığını belirten Fowler, "Bu gerçekleşmedi; yaşananlar trajik, şok edici ve kabul edilemez" dedi.
Kış koşullarının etkisini artırmasıyla birlikte Gazze halkı dondurucu soğuklar ve fırtınalarla mücadele ediyor. Özellikle barınma malzemelerinin girişine izin verilmemesinin bir "politika tercihi" olduğunu belirten Fowler, insanların yıkılan barınaklar ve yetersiz beslenme nedeniyle solunum yolu hastalıklarıyla boğuştuğunu aktardı. Yeterli yardımın ulaştığına dair İsrail kaynaklı anlatıların ise sahadaki gerçeklerle örtüşmediği ve bir tür propaganda olduğu ifade edildi.
Çocuklar İçin "Korkunç" Tablo
Bölgedeki çocukların durumu ise endişe verici boyutlara ulaşmış durumda. Gazze'nin şu anda dünyada en yüksek sayıda çocuk uzuv kaybı (amputasyon) yaşanan bölge olduğu belirtiliyor. Fowler, yetim kalan ve ailesinden koparılan çocuk sayısının çok yüksek olduğunu, yetersiz beslenme nedeniyle fiziksel gelişimlerin durduğunu ve yaşanan travmaların nesiller boyu sürecek izler bırakacağını kaydetti.