Lahey merkezli Uluslararası Adalet Divanı'nda (UAD) Güney Afrika'nın İsrail aleyhine açtığı soykırım davasına Hollanda ve İzlanda da müdahil oldu. İki Avrupa ülkesi, mahkemeye sundukları bildirimlerde özellikle çocuklara yönelik eylemlerin ve sivillerin bilinçli olarak açlığa terk edilmesinin soykırım kastının belirlenmesinde kritik rol oynadığını vurguladı.
Uluslararası Adalet Divanı'nda devam eden ve İsrail'in 1948 tarihli Soykırımın Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi'ni ihlal etmekle suçlandığı davada uluslararası katılım genişlemeye devam ediyor. Lahey'den yapılan resmi açıklamaya göre, Hollanda ve İzlanda, Güney Afrika Cumhuriyeti'nin açtığı davaya müdahil olmak için resmi bildirimde bulundu. Her iki ülke de başvurularını, UAD Şartı'nın 63. maddesinin devletlere tanıdığı müdahillik hakkına dayandırdı.
Hollanda ve İzlanda'nın bu adımıyla birlikte, aralarında Türkiye, İspanya, İrlanda, Belçika ve Norveç'in de bulunduğu davaya müdahil devletlerin sayısı 18'e ulaştı. Divan, müdahillik beyanlarına ilişkin yazılı görüşlerini sunmaları için Güney Afrika ve İsrail'e davette bulundu.
Hollanda'dan Açlık ve Zorla Yerinden Etme Vurgusu
Hollanda hükümeti tarafından mahkemeye sunulan müdahillik bildiriminde, İsrail'in askeri eylemlerinin yaratabileceği insani sonuçlara geniş yer ayrıldı. Belgede, sivil halkın zorla yerinden edilmesinin doğrudan bir soykırım fiili oluşturabileceği veya böyle bir sonuca yol açabileceği belirtildi.
Bildirimde dikkat çeken bir diğer unsur ise insani krizin bir silah olarak kullanılması ihtimali oldu. Hollanda, insani yardımın kasten engellenmesi ve sivillerin açlığa sürüklenmesinin soykırım kastının belirlenmesinde güçlü bir gösterge kabul edilmesi gerektiğinin altını çizdi. Ayrıca, çocuklara yönelik işlenen suçların uluslararası hukukta farklı ve daha hassas bir değerlendirmeye tabi tutulması gerektiği vurgulandı.
İzlanda: "Soykırım Kastı Tek Çıkarım Olmamalı"
İzlanda'nın başvurusunda ise hukuki bir tartışma olan "soykırım kastının ispatı" konusuna odaklanıldı. İzlanda, uluslararası içtihatta sıklıkla aranan "saldırıların amacını gösteren tek makul çıkarımın soykırım olması gerektiği" yönündeki katı yaklaşıma itiraz etti. Bildirimde, saldırıların arkasında farklı askeri veya siyasi hedefler olsa dahi, bu durumun mahkemenin soykırım tespitinde bulunmasına engel teşkil etmemesi gerektiği savunuldu.
İzlanda ayrıca, özellikle yüksek çocuk nüfusuna sahip bir toplumun insani yardıma erişiminin kesilmesi ve açlığa mahkum edilmesinin hukuki ağırlığına dikkat çekti. Çocuklara yönelik işkence ve psikolojik yıkım eylemlerinin dikkatle incelenmesi gerektiği belirtilen dosyada, üçüncü devletlerin soykırımı önleme yükümlülüklerine dair sorumlulukları da hatırlatıldı.
Davanın Geçmişi ve Alınan Tedbir Kararları
Güney Afrika Cumhuriyeti, Gazze'deki askeri operasyonları nedeniyle 29 Aralık 2023 tarihinde İsrail'e karşı UAD nezdinde dava açmıştı. Süreç boyunca sahadaki insani durumun aciliyetini dikkate alan Divan, 2024 yılı içinde üç farklı tarihte (26 Ocak, 28 Mart ve 24 Mayıs) bağlayıcı ihtiyati tedbir kararlarına hükmetti.
Bu kararlarda İsrail ordusunun, Soykırım Sözleşmesi kapsamına giren fiilleri engellemesi, sivil halkın korunması için gerekli tüm önlemleri ivedilikle alması ve Refah bölgesindeki riskli askeri operasyonlarını durdurması talep edilmişti. Davanın esastan görülme süreci ise tarafların yazılı beyanları ve uluslararası toplumun artan hukuki müdahaleleri ile devam ediyor.