Muğla’da yaşayan 32 yaşındaki R.K., futbol tutkusuyla başlayan ancak büyük bir maddi ve manevi çöküşe dönüşen sanal kumar bağımlılığını, Yeşilay Danışmanlık Merkezi’nin (YEDAM) iki yıllık rehabilitasyon desteğiyle yendi. İnternet bankacılığını kapatıp tuşlu telefona geçen R.K., tedavi sürecinde üniversite sınavını kazanarak hayata yeniden tutundu.
Sanal kumar bağımlılığı, dijitalleşen dünyada sessizce yayılan ve bireyleri hem ekonomik hem de psikolojik yıkıma sürükleyen ciddi bir halk sağlığı sorunu olarak öne çıkıyor. Muğla’da yaşayan 32 yaşındaki R.K.’nin hikayesi, bu bağımlılığın ne denli yıkıcı olabileceğini ve profesyonel destekle geri dönüşün mümkün olduğunu gözler önüne seriyor. Çocukluğundaki futbol merakıyla başlayan masum bahisler, zamanla kontrol edilemez bir tutkuya, ardından banka kredileriyle finanse edilen bir borç sarmalına dönüştü. Özel sektörde çalışan R.K., kaybettiği paraları geri kazanma hırsıyla daha büyük riskler alırken, sadece maddi birikimini değil, ailesi ve iş hayatındaki huzurunu da kaybetti.
"Kazanırken Mutluydum, Kaybettikçe Limitlerimi Aştım"
Bağımlılık sürecinin nasıl başladığını anlatan R.K., başlangıçta amacının para kazanmak olmadığını, oyunun verdiği heyecanın kendisini cezbettiğini belirtiyor. "Her oynadığımda bana mutluluk veriyordu. Kazandıkça mutlu oluyordum. Ancak kaybetmeye başlayınca kontrolümü yitirdim," diyen R.K., maddi durumu kötüleştikçe banka kredilerine başvurduğunu ve bu yükün altında ezildiğini ifade etti. Bu süreçte yaşadığı zorlukları kimseyle paylaşamayan R.K., ailesinin durumunu fark etmesiyle bir yol ayrımına geldi.
AMATEM’den YEDAM’a Uzanan Tedavi Yolculuğu
Mücadele etmeye karar verdiğinde ilk olarak Alkol ve Uyuşturucu Madde Bağımlıları Tedavi ve Araştırma Merkezi'ne (AMATEM) başvuran R.K., buradaki ilaç tedavisinin tek başına yeterli gelmediğini hissetti. Yaptığı araştırmalar sonucunda 115 Danışma Hattı üzerinden Yeşilay Danışmanlık Merkezi (YEDAM) ile iletişime geçti.
Yaklaşık iki yıldır YEDAM’dan düzenli psikolojik ve sosyal destek aldığını belirten R.K., bu süreçte ailesinin desteğinin kritik rol oynadığını vurguladı. Ailesinin kendisini yargılamak yerine tedavi sürecine dahil olduğunu söyleyen R.K., "Ailem de benimle birlikte YEDAM'a geldi. Psikologlar onlara bunun bir beyin hastalığı olduğunu anlattı. YEDAM bana hayatımı geri kazandırdı," şeklinde konuştu.
İyileşme Reçetesi: Tuşlu Telefon ve Nakit Para
R.K., iyileşme sürecinde radikal kararlar alarak hayatındaki tetikleyicileri ortadan kaldırdı. Tedavi kapsamında uyguladığı yöntemleri şu şekilde sıraladı:
- Dijital Detoks: Akıllı telefonunu bırakarak tuşlu telefona geçti.
- Finansal Kontrol: Tüm internet bankacılığı hesaplarını kapattı ve kredi kartı kullanımını sonlandırdı. Harcamalarını sadece nakit parayla yapmaya başladı.
- Şeffaflık: Borçlarını ailesinin kapatmasına izin vermeyip, kendi emeğiyle ödeme sorumluluğunu üstlendi.
Grup terapilerinin iyileşme sürecindeki etkisine değinen R.K., "Orada anlatılan her hikayede kendimi gördüm ve yalnız olmadığımı, bunun bir hastalık olduğunu anladım," dedi.
Üniversiteyi Kazandı, Kitap Okuma Alışkanlığı Edindi
Bağımlılığın yarattığı boşluğu sağlıklı aktivitelerle dolduran R.K., tedavi sürecinde ayda en az üç kitap okumaya başladı. Kendine olan güvenini yeniden kazanan genç adam, üniversite sınavına girerek Halkla İlişkiler bölümünü kazandı. Şu anda hem özel sektördeki işine devam eden hem de hayvancılıkla uğraşan R.K., "Buraya gelmekten kimse korkmasın. Ben başta korktum ama şimdi kendimi ailemden bile daha rahat hissediyorum," diyerek benzer durumda olanlara çağrıda bulundu.
Uzmanlardan "Gizlilik" ve "Erken Müdahale" Vurgusu
Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Türkiye Yeşilay Cemiyeti Muğla İl Başkanı Şenol Şengür, teknoloji ve dijital bağımlılığın çağın en büyük sorunlarından biri olduğunu belirtti. Bağımlılığın bir beyin hastalığı olduğunu ve profesyonel destek gerektirdiğini hatırlatan Şengür, YEDAM’ın gizlilik esasına dayalı çalışma prensibine dikkat çekti.
Şengür, "Bağımlı bireyler genellikle durumlarını kabul etmekte zorlanır. Biz kişiyi ifşa etmeden, bunun tedavi edilebilir bir süreç olduğunu anlatıyoruz. Bağımlılık boşluk kabul etmez; o boşluğu sağlıklı bir yaşamla doldurmak gerekir," ifadelerini kullandı.