15 Nisan 2026 Çarşamba
Haber

Türkiye'nin Sosyal Medya Karnesi: Kaygı, Yalnızlık ve Bağımlılık Riski Büyüyor

Yeşilay tarafından yayımlanan kapsamlı araştırma raporu, sosyal medya kullanımının her dört kişiden birinde ciddi bağımlılık riski oluşturduğunu ve Türk gençlerinin telefonsuzluk kaygısında OECD zirvesinde yer aldığını ortaya koydu.

Paylaş:
Türkiye'nin Sosyal Medya Karnesi: Kaygı, Yalnızlık ve Bağımlılık Riski Büyüyor

Yeşilay tarafından yayımlanan kapsamlı araştırma raporu, sosyal medya kullanımının her dört kişiden birinde ciddi bağımlılık riski oluşturduğunu ve Türk gençlerinin telefonsuzluk kaygısında OECD zirvesinde yer aldığını ortaya koydu.

Türkiye Yeşilay Cemiyeti, dijital dünyanın toplum üzerindeki etkilerini mercek altına alan "Türkiye Sosyal Medya Araştırma Raporu"nu İstanbul Sepetçiler Kasrı'ndaki genel merkezinde kamuoyu ile paylaştı. Gündelik yaşamın ayrılmaz bir parçası haline gelen sosyal medyanın psikolojik ve sosyal tahribatını rakamlarla ortaya koyan rapor; her yaş grubunda yalnızlaşma, siber zorbalık ve davranışsal bağımlılık tehlikesinin kritik seviyelere ulaştığını gösteriyor.

Kadınlar Sosyal Medyada Daha Çok Vakit Geçiriyor

Yeşilay Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Osman Tolga Arıcak'ın paylaştığı araştırma verilerine göre, çalışma 12 yaş ve üzeri 1.195 kişinin katılımıyla gerçekleştirildi. Katılımcıların yaş ortalamasının 32 olduğu araştırmada, Türkiye'de tüm yaş grupları genelinde en çok kullanılan platformların yüzde 83 ile WhatsApp, yüzde 67 ile Instagram ve YouTube olduğu belirlendi.

Kuşaklara göre platform tercihleri ise belirgin bir ayrım gösteriyor. 16-24 yaş arası gençler ağırlıklı olarak TikTok'ta vakit geçirirken, 18-34 yaş grubu Instagram'ı, 20-39 yaş arası ise X (eski adıyla Twitter) platformunu tercih ediyor. Araştırmanın dikkat çekici bulgularından biri de cinsiyetler arası kullanım farklılıkları oldu. Veriler, kadınların sosyal medyada erkeklerden daha fazla zaman geçirdiğini ve daha yüksek oranda problemli kullanım sergilediğini ortaya koyarken, erkeklerde ise oyun bağımlılığı riskinin kadınlara kıyasla daha fazla olduğu tespit edildi.

Her Dört Kişiden Biri Risk Altında

Araştırma, sosyal medyanın bireylerin günlük yaşam işlevlerini nasıl bozduğuna dair çarpıcı sonuçlar içeriyor. Katılımcıların yüzde 15,7'si sosyal medya kullanım davranışlarını kontrol etmede güçlük yaşadığını belirtirken, yüzde 22'lik bir kesim bu sebeple günlük hayatında işlev kaybı yaşıyor. Sosyal medyayı aşırı düzeyde düşünenlerin oranının yüzde 25'e ulaşması, toplumun yüzde 16 ile yüzde 25'lik kesiminin ciddi bir bağımlılık riski grubunda bulunduğunu işaret ediyor.

Yeşilay Genel Başkanı Mehmet Dinç raporun sunumunda yaptığı konuşmada, eğitim düzeyi düştükçe sosyal medya bağımlılığının arttığına dikkat çekti. Diğer madde bağımlılıklarının aksine ters bir orantı gösteren bu durumun, toplumun büyük bir kesimini tehdit ettiğini belirten Dinç, "Yüzde 70'lik bir kesim sosyal medyayı iyi hissetmek, mutlu olmak ve problemlerinden uzaklaşmak için kullanıyor. Ancak bu yanlış arayış çoğunlukla hayal kırıklığıyla neticeleniyor" ifadelerini kullandı.

Telefonsuzluk Kaygısında OECD Zirvesindeyiz

Raporda Türkiye'deki gençlerin dünya genelindeki akranlarına kıyasla çok daha yüksek oranda "telefonsuzluk kaygısı" (Nomofobi) yaşadığı ortaya çıktı. Telefonları yanlarında olmadığında eksik, kaygılı ve güvensiz hissetme oranının OECD ülkeleri arasında en yüksek Türkiye'de olduğu tespit edildi. Ayrıca, siber zorbalığa maruz kalan öğrenci sayısının da OECD ortalamasının çok üzerinde olduğu vurgulandı.

Tehlikeli İçeriklere Pasif İzleyici Kalınıyor

Sosyal medya aynı zamanda diğer bağımlılık türlerine giden yolu da açıyor. Kullanıcıların yüzde 30'u sanal kumar ve bahis, yüzde 70'i ise tütün ve alkol reklamlarına maruz kalıyor. Bu reklamlara maruz kalanların yüzde 58'i içeriği değiştirip yüzde 43'ü platform üzerinden şikayette bulunsa da, yüzde 12'lik bir kesimin bu yasadışı reklam ve içerikleri hiçbir tepki vermeden pasif olarak izlemeye devam etmesi uzmanları endişelendiren bir diğer veri oldu.

Yaşlı Nüfus "Korku Kültürü"nün Hedefinde

Sosyal medyanın yıkıcı etkileri sadece çocukları ve gençleri değil, yaşlı nüfusu da doğrudan etkiliyor. Türkiye'de 60 yaş üzerindeki 10 milyon vatandaşın yaklaşık 1,8 milyonu yalnız yaşıyor. Bu yalnızlığın getirdiği boşluğu sosyal medya ile doldurmaya çalışan ileri yaş grubu, dijital dolandırıcılığın en büyük hedeflerinden biri haline gelmiş durumda. Rapora göre, sürekli teyit edilmemiş bilgiye maruz kalmak yaşlılarda korku ve panik duygusunu artırırken, "korku kültürü"nü besleyerek toplumsal hareketlilik enerjisini de yok ediyor.

"Kanuni Düzenlemeler Haktır"

Toplantının sonunda medya mensuplarının sorularını da yanıtlayan Mehmet Dinç, ifade özgürlüğü tartışmalarına da değindi. Gençlerin ve çocukların bağımlılıktan korunmasının Anayasal bir zorunluluk olduğunun altını çizen Dinç, sosyal medya platformlarına yönelik herhangi bir denetim veya düzenleme olmamasının temel hak ve özgürlükleri ihlal ettiğini belirtti. Yeşilay, dijital okuryazarlık derslerinin okullarda yaygınlaştırılmasını, ebeveynlere dijital rehberlik verilmesini ve çocukların ekranlardan uzaklaşabileceği fiziksel sosyal alanların artırılmasını çözümün kilit adımları olarak öneriyor.