Türkiye su zengini bir ülke olma özelliğini çoktan kaybetti. Barajlardaki doluluk oranları mevsimsel olarak artsa da, uzmanlar asıl tehlikenin tarımsal sulama yöntemlerinde yattığını vurguluyor.
Türkiye’de su tasarrufu denildiğinde akla genellikle evlerdeki muslukların kapatılması veya daha kısa duş alınması geliyor. Ancak resmi veriler ve uzman görüşleri, asıl büyük tüketimin ve israfın tarım arazilerinde gerçekleştiğini ortaya koyuyor. Türkiye’nin su kaynaklarının yaklaşık dörtte üçü tarımsal sulamada kullanılırken, bu alandaki verimsizlik gelecekteki su güvenliğini tehdit ediyor.
Aslan Payı Tarımın: Yüzde 77
Devlet Su İşleri (DSİ) ve ilgili bakanlıkların verilerine göre, Türkiye’de tüketilen suyun yaklaşık yüzde 77’si tarım sektöründe kullanılıyor. Geriye kalan yüzde 23’lük kısım ise sanayi ve evsel tüketim arasında paylaşılıyor. Bu tablo, evlerde yapılan bireysel tasarrufların önemli olmakla birlikte, tarımsal sulamada yapılacak en ufak bir iyileştirmenin çok daha büyük bir etki yaratacağını gösteriyor.
"Vahşi Sulama" Tehlikesi Sürüyor
Tarımda su kullanımının bu kadar yüksek olmasının temel nedenlerinden biri, halk arasında "vahşi sulama" olarak bilinen salma sulama yönteminin hala yaygın olması. Bu yöntemde su, tarlaya kontrolsüzce bırakılıyor ve bitkinin ihtiyacından çok daha fazlası buharlaşarak veya toprağın derinliklerine sızarak kayboluyor.
Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Halim Orta, mevcut su kaynaklarının sürdürülebilirliği konusunda uyarılarda bulunuyor. Özellikle yeraltı sularının tarımsal amaçlı aşırı çekilmesi, Trakya gibi yoğun tarım yapılan bölgelerde "kuraklık" riskini sadece meteorolojik bir olay olmaktan çıkarıp, hidrolojik bir krize dönüştürüyor.
Basınçlı Sistemlere Geçiş Şart
Uzmanlar, suyun tarlaya açık kanaletlerle değil, kapalı boru sistemleriyle taşınması ve damlama veya yağmurlama gibi basınçlı sulama yöntemlerinin kullanılmasının zorunlu olduğunu belirtiyor. Adıyaman Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Erhan Akça da suyun kıymetinin bilinmesi gerektiğine dikkat çekerek, doğru sulama yöntemlerinin sadece su tasarrufu sağlamadığını, aynı zamanda toprağın tuzlanmasını önleyerek verimi artırdığını ifade ediyor.
Vahşi sulamadan modern basınçlı sulama sistemlerine geçişin, su tüketiminde yüzde 50’ye varan tasarruf sağlayabileceği hesaplanıyor. Bu dönüşümün tamamlanamaması durumunda, Türkiye’nin kişi başına düşen su miktarının 1000 metreküpün altına düşerek "su fakiri" ülkeler kategorisine girmesi kaçınılmaz görünüyor.
Barajlar Dolu Ama Risk Geçmedi
Son yağışlarla birlikte baraj doluluk oranlarında artış gözlemlense de, bu durumun rehavete yol açmaması gerekiyor. İklim değişikliği ile birlikte yağış rejimlerinin düzensizleşmesi, suyun depolanması ve verimli kullanılmasını her zamankinden daha kritik hale getiriyor. Çiftçilerin modern sulama sistemlerine geçişte daha fazla desteklenmesi ve suyun metreküp bazında ölçülerek kullanılması, Türkiye’nin su geleceği için atılması gereken en acil adımlar arasında yer alıyor.