Türkiye'de 65 yaş ve üzeri vatandaşların sayısı son beş yılda yüzde 20,5 oranında artış gösterdi. 2025 yılı verilerine göre yaşlı nüfus 9,5 milyonu aşarken, ülkenin demografik yapısındaki köklü değişim istatistiklere yansıdı.
Türkiye'nin nüfus yapısı, artan ortalama yaşam süresi ve düşen doğurganlık hızının etkisiyle hızla değişmeye devam ediyor. Son istatistiklere göre, Türkiye'de "yaşlı nüfus" olarak tanımlanan 65 ve daha yukarı yaştaki bireylerin sayısı, son beş yıllık dönemde yüzde 20,5 oranında artarak tarihi bir seviyeye ulaştı. 2025 yılı itibarıyla bu gruptaki vatandaşların toplam sayısı 9 milyon 583 bin 59 kişi olarak kayıtlara geçti.
Demografik dönüşümün en belirgin göstergesi, yaşlı nüfusun toplam nüfus içindeki payında gözlemlendi. Geçmiş yıllarda genç nüfus yapısıyla öne çıkan Türkiye'de, 65 yaş ve üzeri bireylerin genel nüfusa oranı 2025 yılında yüzde 11,1'e yükseldi. Uluslararası demografi standartlarına göre bir ülkedeki yaşlı nüfus oranının yüzde 10'u aşması, o ülkenin "yaşlı nüfuslu" ülkeler statüsüne geçiş yaptığına işaret ediyor.
Uzmanlar, nüfusun yaş yapısındaki bu değişimin yalnızca istatistiksel bir veri olmadığını; sağlık sistemi, sosyal güvenlik, işgücü piyasaları ve kentsel planlama gibi birçok alanda yeni politikaların üretilmesini zorunlu kıldığını vurguluyor. Özellikle emeklilik sisteminin sürdürülebilirliği ve yaşlı bakım hizmetlerine olan talebin artması, önümüzdeki dönemin en önemli başlıkları arasında yer alıyor.
Son beş yıldaki hızlı ivmelenme, Türkiye'nin demografik fırsat penceresinin kapanmaya başladığını ve yaşlanma hızının gelişmiş ülkelere kıyasla çok daha kısa bir sürede gerçekleştiğini gösteriyor. Bu durum, sosyal politikaların hızla değişen yaş piramidine entegre edilmesi gerekliliğini bir kez daha gündeme taşıyor.