27 Şubat 2026 Cuma
Haber

Türkiye'de Yılda 240 Bin Yeni Vaka: Kanser Tedavisinde Sağ Kalım Oranı Yüzde 70'e Yükseldi

Her yıl dünyada 20 milyon, Türkiye'de ise 240 bin kişiye kanser teşhisi konulurken, Türk Tıbbi Onkoloji Derneği verileri modern tedavilerle birlikte 5 yıllık sağ kalım oranının ciddi bir artış gösterdiğini ortaya koydu.

Paylaş:
Türkiye'de Yılda 240 Bin Yeni Vaka: Kanser Tedavisinde Sağ Kalım Oranı Yüzde 70'e Yükseldi

Her yıl dünyada 20 milyon, Türkiye'de ise 240 bin kişiye kanser teşhisi konulurken, Türk Tıbbi Onkoloji Derneği verileri modern tedavilerle birlikte 5 yıllık sağ kalım oranının ciddi bir artış gösterdiğini ortaya koydu.

ANKARA — Türk Tıbbi Onkoloji Derneği tarafından "4 Şubat Dünya Kanser Günü" kapsamında düzenlenen basın toplantısında, hastalığın küresel ve ulusal boyutu ile tedavi süreçlerindeki son gelişmeler masaya yatırıldı. Paylaşılan verilere göre, dünya genelinde her yıl 20 milyon, Türkiye'de ise yaklaşık 240 bin kişi kanser tanısı alıyor. Uzmanlar, her beş ölümden birinin sebebinin kanser olduğuna dikkat çekerken, gelişen tedavi yöntemlerinin umut verici sonuçlar doğurduğunu vurguladı.

"Modern Tıpla Birlikte Başarı Oranı Arttı"

Toplantıda konuşan Türk Tıbbi Onkoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Nuri Karadurmuş, kanser tedavisinde gelinen son noktayı değerlendirdi. Çevresel, yaşamsal ve fiziksel faktörlerin hastalığın görülme sıklığında büyük rol oynadığını belirten Karadurmuş, tedavi başarısındaki artışa dikkat çekti.

Prof. Dr. Karadurmuş, 1950 ile 2000 yılları arasında kansere bağlı 5 yıllık sağ kalım oranının yüzde 59 seviyelerinde olduğunu hatırlatarak, "2026 yılı itibarıyla bu oranın yüzde 70'e ulaştığını görüyoruz. Artık kanser karşısında çok daha güçlü tedbirlerimiz ve çözümlerimiz var," dedi.

Akıllı İlaçlar ve İmmünoterapi Dönemi

Klasik kemoterapinin yanı sıra yeni nesil tedavi yöntemlerinin hastaların yaşam kalitesini koruyarak süreci yönetmeyi kolaylaştırdığı belirtildi. Prof. Dr. Karadurmuş, akıllı ilaçların şu anda 22 farklı kanser türünde kullanıldığını ifade ederek şu bilgileri paylaştı:

"Bu ilaçlar saç dökülmesi veya aşırı yorgunluk gibi yan etkilere neden olmuyor. Hastalarımız ev ortamında, yaşam kaliteleri bozulmadan bu tedavileri alabiliyor. Ayrıca immünoterapi yöntemleri de ülkemizde 7 kanser türünde geri ödeme kapsamında ve pek çok türde umut ışığı olmaya devam ediyor. Vücudun kendi savunma hücrelerini devreye sokan bu yöntemler sayesinde genel sağ kalım oranlarında ciddi iyileşmeler sağlandı."

"Alternatif Yöntemler Tedaviyi Geciktirmesin"

Toplantıda, bilimsel dayanağı olmayan yöntemlere karşı da uyarılarda bulunuldu. Tıbbi onkoloji uzmanı olmayan kişilerce önerilen kenevir, yüksek doz C vitamini veya fitoterapi gibi uygulamaların, asıl tedavinin yerini tutamayacağı vurgulandı.

Karadurmuş, bu tür desteklerin ancak hekim kontrolünde yardımcı unsurlar olabileceğini belirterek, "Hastalarımıza 'kemoterapiye veya akıllı ilaca gerek yok, sadece bitkisel yöntemlerle iyileşirsiniz' demek büyük bir yanlıştır. Bu yaklaşım, erken evredeki hastaların tedavilerini ötelemelerine ve hayati risklerin artmasına neden olmaktadır. Vatandaşlarımızdan ricamız, pozitif bilime güvenmeleri ve tedavilerini aksatmamalarıdır," şeklinde konuştu.

Akciğer Kanserinde Sigara Faktörü

Dernek Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Mehmet Ali Nahit Şendur ise kanser vakalarının önemli bir bölümünün önlenebilir nedenlerden kaynaklandığını ifade etti. Tüm kanserlerin yaklaşık yüzde 30'undan sigaranın sorumlu olduğunu belirten Şendur, Türkiye'de her yıl 40 binden fazla kişiye sadece akciğer kanseri tanısı konulduğunu kaydetti.

Şendur, "Obezite ve hareketsiz yaşam da en az sigara kadar ciddi bir risk faktörü. Ayrıca kadınlarda her dört kanser vakasından biri meme kanseri. Bu nedenle rutin kontrollerin aksatılmaması hayati önem taşıyor," değerlendirmesinde bulundu.

Geleceğin Tedavisi: mRNA Aşıları

Basın toplantısında kanser tedavisinin geleceğine dair öngörüler de paylaşıldı. mRNA teknolojisi kullanılarak geliştirilen kanser aşılarının çalışmalarının hızla devam ettiği belirtildi. Prof. Dr. Karadurmuş, bu aşıların gelecekte kanser tedavisinin seyrini pozitif yönde değiştireceğini söylerken, Prof. Dr. Şendur ise onay süreçlerinin 2 yıl içinde tamamlanabileceğini ve 2030'lu yıllardan sonra mRNA aşılarının tedavinin standart bir parçası haline gelebileceğini öngördü.