Türkiye'de modern tıp eğitiminin ve vakıf üniversitelerinin öncüsü, Yükseköğretim Kurulu'nun (YÖK) kurucu başkanı Prof. Dr. İhsan Doğramacı, aramızdan ayrılışının 16. yılında saygıyla yad ediliyor.
Türk yükseköğretim sisteminde gerçekleştirdiği köklü reformlar ve sağlık alanındaki öncü çalışmalarıyla Cumhuriyet tarihinin en etkili bilim insanlarından biri olan Prof. Dr. İhsan Doğramacı'nın vefatının üzerinden 16 yıl geçti. "Hocabey" lakabıyla tanınan ve hem ulusal hem de uluslararası alanda bıraktığı izlerle hatırlanan Doğramacı, kurucusu olduğu eğitim kurumları ve sağlık merkezleriyle mirasını yaşatmaya devam ediyor.
Erbil'den Dünya Çapında Bir Bilim İnsanına
3 Nisan 1915'te Irak'ın Erbil kentinde dünyaya gelen İhsan Doğramacı, köklü bir ailenin ferdi olarak hayata başladı. Babası Erbil Belediye Başkanlığı yapmış Doğramacızade Ali Paşa, annesi ise Osmanlı Meclis-i Mebusanı Kerkük mebusu Kırdarzade Mehmet Ali Bey'in kızı İsmet Hanım'dı. Eğitim hayatına Erbil'de başlayan Doğramacı, Beyrut Amerikan Koleji'nin ardından İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden mezun oldu.
Ankara'da ünlü Profesör Albert Eckstein'in yanında pediatri uzmanlığını tamamlayan Doğramacı, akademik çalışmalarını derinleştirmek üzere Amerika Birleşik Devletleri'ne giderek Harvard ve Washington üniversitelerinde araştırma görevlisi olarak çalıştı. 1947 yılında ailesiyle birlikte Ankara'ya yerleşmesi, Türk yükseköğretimi için bir dönüm noktası oldu.
Kurumların İnşası ve YÖK Dönemi
Doğramacı, ABD'deki "kar amacı gütmeyen" yükseköğretim modellerini Türkiye'ye uyarlamak için uzun soluklu bir çalışma başlattı. 1955 yılında pediatri profesörü unvanını aldıktan sonra, Ankara Üniversitesi'ne bağlı Çocuk Sağlığı Enstitüsü'nü kurarak sağlık eğitiminde yeni bir sayfa açtı. Bu girişimi; hemşirelik, beslenme ve diyetetik, fizik tedavi ve rehabilitasyon gibi alanlarda Türkiye'nin ilk yüksekokullarının açılması izledi.
Akademik vizyonunu Hacettepe Üniversitesi'nin kuruluşuyla taçlandıran Doğramacı, 1967 yılında kurduğu bu üniversitenin rektörlüğünü 1975 yılına kadar sürdürdü. Hacettepe'nin ardından, Türkiye'de yükseköğretim sistemini merkezi bir yapıda toplayacak olan Yükseköğretim Kanunu'nun hazırlık süreçlerinde kritik rol oynadı.
1981 yılında Yükseköğretim Kurulu'nun (YÖK) ilk başkanı olarak atanan Prof. Dr. Doğramacı, bu görevini 1992 yılına kadar sürdürdü. Görev süresi boyunca Erciyes, Ondokuz Mayıs, Cumhuriyet ve Anadolu üniversitelerinin kuruluşuna doğrudan katkı sağladı.
Vakıf Üniversitelerinin Öncüsü: Bilkent
Doğramacı'nın Türk eğitim sistemine getirdiği en büyük yeniliklerden biri de vakıf üniversitesi modeli oldu. 1984 yılında Türkiye'nin ilk vakıf üniversitesi olan Bilkent Üniversitesi'ni kurarak, devlet üniversitelerinin yanı sıra özel teşebbüsün de yükseköğretime katkı sunmasının önünü açtı. Vefatına kadar Bilkent Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanlığı görevini yürüten Doğramacı, üniversiteyi uluslararası standartlarda bir bilim yuvası haline getirdi.
Uluslararası Diplomasi ve Sağlık Elçiliği
İhsan Doğramacı, sadece Türkiye sınırları içinde değil, dünya çapında da saygın bir tıp insanı olarak kabul gördü. Henüz 31 yaşındayken, 1946 yılında Dünya Sağlık Örgütü'nün (DSÖ) kuruluşunda görev aldı ve örgütün kuruluş anayasasını imzalayanlar arasında yer aldı.
Kanada'dan Brezilya'ya, Nijerya'dan Kamerun'a kadar dünyanın pek çok bölgesinde tıp fakültelerinin kurulmasına öncülük etti. UNICEF Milli Komitesi Başkanlığı, Uluslararası Pediatri Kurumu Başkanlığı ve Dünya Sağlık Örgütü Yönetim Kurulu üyeliği gibi üst düzey görevlerde bulundu. Akademik kariyeri boyunca 14 farklı ülkedeki 26 üniversiteden fahri doktora unvanına layık görüldü.
25 Şubat 2010 tarihinde, 95 yaşında çoklu organ yetmezliği nedeniyle hayatını kaybeden Prof. Dr. İhsan Doğramacı, babasının anısına yaptırdığı Bilkent Doğramacızade Ali Paşa Camisi'nin avlusundaki anıt mezara defnedildi. "Hocabey", ardında bıraktığı üniversiteler, hastaneler ve yetiştirdiği binlerce öğrencisiyle anılmaya devam ediyor.