Ankara merkezli yerli teknoloji girişimi Beespenser, geliştirdiği gümüş iletken mürekkep teknolojisiyle elektronik devre kartı üretiminde zehirli kimyasal atıkları tarihe gömüyor. Çin'e bağımlılığı bitiren bu yöntem, tedarik süresini haftalardan saatlere düşürürken maliyetleri de radikal biçimde azaltıyor.
BUGÜNKÜ HABERLER / ANKARA
Elektronik dünyasının kalbi sayılan devre kartlarının (PCB) üretiminde, Türk mühendisler oyunun kurallarını değiştiren bir teknolojiye imza attı. Ankara merkezli teknoloji girişimi Beespenser, geliştirdiği "gümüş iletken mürekkep" ve eklemeli imalat yöntemiyle, hem çevreyi kirleten geleneksel üretim süreçlerine son veriyor hem de dışa bağımlılığı azaltarak üretim hızını artırıyor.
Zehirli Atıklara Son Veren Teknoloji
Geleneksel devre kartı üretim süreçleri, yoğun kimyasal kullanımı, asit havuzları ve ciddi miktarda zehirli atık oluşumuyla biliniyor. Beespenser Teknoloji Kurucu Ortağı ve CEO'su Kaan Yapıcı, geliştirdikleri yöntemin bu "kirli" süreci tamamen ortadan kaldırdığını belirtiyor.
Şirketin geliştirdiği özel cihazlar, üç boyutlu yazıcı teknolojisine benzer bir mantıkla çalışıyor. "Mekanik ve kimyasal aşındırma yönteminin yerini alacak gümüş iletken mürekkebi geliştirdik" diyen Yapıcı, bu sayede bakır plakaların asitle eritilmesi yerine, iletken yolların doğrudan yüzeye yazdırıldığını vurguladı. Bu yöntem, geri dönüşümü zor olan kimyasal atıkları ve toksik gaz emisyonlarını sıfıra indiriyor.
Geliştirilen mürekkep teknolojisi sadece standart devre kartlarında değil; enerji sektöründe güneş hücrelerinde, esnek elektroniklerde, giyilebilir teknolojilerde ve hatta EKG gibi hassas medikal cihazların üretiminde de kullanılabiliyor. Şirket, gümüş bazlı mürekkebin yanı sıra karbon ve bakır bazlı türevlerini de üreterek Türkiye'de bu alanda öncü bir konuma yükseldi.
Tedarik Süresi Haftalardan 1 Saate İniyor
Elektronik sektörünün en büyük kanayan yaralarından biri olan tedarik süreci de bu yerli teknolojiyle aşılıyor. Günümüzde elektronik devre kartlarının büyük çoğunluğu Uzak Doğu'dan, özellikle Çin'den ithal ediliyor. Bu durum, yerli üreticiler için hem gümrük maliyetleri hem de uzun bekleme süreleri anlamına geliyor.
Kaan Yapıcı, seri üretim odaklı yurt dışı pazarının, özellikle prototip veya az adetli üretim ihtiyaçlarında büyük sıkıntı yarattığını belirtti. Yapıcı, "Çin gibi uzak ülkelerden tedarik edilmek istendiğinde 50-100 dolar gümrük maliyeti, ürün bedeli ve lojistik bekleme süreleri ortaya çıkıyor. Bizim teknolojimizle ise 1 saate kadar, yaklaşık 5 dolardan daha az bir maliyetle ürüne ulaşmak mümkün" ifadelerini kullandı. Bu "yerinde üretim" modeli, firmaların AR-GE süreçlerini hızlandırırken maliyetlerini de ciddi oranda düşürüyor.
Avrupa'dan Yatırım Alan İlk Türk Girişimi Oldu
2024 yılında TÜBİTAK BİGG desteğiyle kurulan firma, kısa sürede ulusal ve uluslararası yatırımcıların dikkatini çekmeyi başardı. TEKNOFEST İzmir kapsamında düzenlenen çevre ve enerji teknolojileri yarışmasında "en iyi girişim" seçilen şirket, Sabancı ARF programından aldığı yatırımla sermayesini güçlendirdi.
Firmanın en dikkat çekici başarısı ise Avrupa Birliği merkezli EIT Manufacturing'den yatırım alması oldu. Türkiye'de bu fondan yatırım alan ilk girişim olma özelliğini taşıyan Beespenser, aldığı 100 bin avroluk destekle birlikte toplam yatırım miktarını yaklaşık 400 bin avro seviyesine çıkardı. Girişim, aldığı bu desteklerle teknolojisini daha da geliştirerek küresel pazarda rekabet etmeyi hedefliyor.