28 Şubat 2026 Cumartesi
Haber

Türk Girişimciden Çığır Açan Buluş: Beyin Tümörünü Dakikalar İçinde Tespit Eden Biyosensör

İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi Teknoparkı’nda geliştirilen ve vücut sıvılarını analiz ederek glioblastoma türü beyin kanserini tespit eden yerli biyosensör, haftalar süren tanı sürecini dakikalara indirmeyi hedefliyor.

Paylaş:
Türk Girişimciden Çığır Açan Buluş: Beyin Tümörünü Dakikalar İçinde Tespit Eden Biyosensör

İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi Teknoparkı’nda geliştirilen ve vücut sıvılarını analiz ederek glioblastoma türü beyin kanserini tespit eden yerli biyosensör, haftalar süren tanı sürecini dakikalara indirmeyi hedefliyor.

İZMİR — Türkiye sağlık biyoteknolojisi alanında heyecan verici bir gelişmeye sahne oluyor. İzmir’de çalışmalarını sürdüren 27 yaşındaki girişimci Aleyna Yıldız ve ekibi, ölümcül beyin tümörlerinden biri olan glioblastomayı, hastadan alınan kan, idrar veya tükürük gibi basit vücut sıvıları aracılığıyla dakikalar içerisinde tespit edebilen bir "elektrokimyasal biyosensör" geliştirdi.

Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Metalurji ve Malzeme Mühendisliği Bölümü’nden mezun olduktan sonra üniversitenin teknoparkı DEPARK bünyesinde kendi şirketini kuran Yıldız, ekibiyle birlikte geliştirdiği bu teknoloji sayesinde teşhis sürelerinde devrim yaratmaya hazırlanıyor.

Tanı Süreci İki Haftadan Dakikalara İniyor

Mevcut tıbbi prosedürlerde beyindeki kötü huylu tümörlerin teşhisi genellikle MR ve radyolojik görüntüleme yöntemleriyle yapılıyor. Kesin tanı için ise cerrahi müdahale ile beyinden parça alınması ve patolojik analiz gerekebiliyor. Bu süreçlerin tamamlanması klinik ortamda genellikle en az iki haftayı buluyor.

Aleyna Yıldız ve ekibinin Bioİzmir Uluslararası Sağlık Teknolojileri Geliştirici ve Hızlandırıcı Uygulama ve Araştırma Merkezi'nde tasarladığı biyosensör ise bu süreci dramatik şekilde kısaltıyor. Yıldız, geliştirdikleri teknolojinin sadece kanserin varlığını değil, aynı zamanda hangi alt gruba ait olduğunu da belirlediğini ifade ediyor.

İlaç Etkinliğini de Ölçüyor

Sistemin çalışma prensibi, hastadan alınan numunelerin analizine dayanıyor. Bükülebilir ve giyilebilir plastik bir zemin üzerine inşa edilen, devre kartı benzeri bir yapıya sahip olan sensör, kanser hücrelerine özgü biyolojik işaretleri algılayan özel bir elektrot tabakası içeriyor.

Numunedeki değişimleri "potansiyostat" adı verilen bir cihazla ölçen sistem, verileri yaklaşık iki dakika içinde bilgisayar ortamına aktarıyor. Bu veriler daha sonra laboratuvar teknisyenleri tarafından yorumlanarak teşhis konuluyor.

Yıldız, teknolojinin sadece ilk teşhiste değil, tedavi sürecinin takibinde de kritik bir rol oynayacağını belirtiyor:

"Geliştirdiğimiz elektrokimyasal biyosensör, var olan ilaç yöntemlerinin etkinliğinin kanıtlanması, ilaç alımı esnasında ve kemoterapi sonrasında hastalığın seyrinin tespit edilmesinde de kullanılıyor."

Patent Başvurusu Yapıldı

Halen Dokuz Eylül Üniversitesi Moleküler Tıp Ana Bilim Dalı'nda yüksek lisans eğitimine devam eden Yıldız, daha önce TÜBİTAK ve KOSGEB destekleriyle çeşitli biyosensörler ve sterilizasyon cihazları üzerine çalışmalar yürütmüştü.

Ekibin geliştirdiği beyin tümörü biyosensörü için patent başvurusunda bulunulduğu, insan deneylerinin tamamlanmasının ardından ürünün hastanelerde kullanıma sunulmasının hedeflendiği bildirildi.

Dokuz Eylül Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Bayram Yılmaz da üniversite bünyesinden çıkan bu girişimin önemine dikkat çekerek, "Türkiye'nin sağlık biyoteknolojisinde yeni ürünlere ve moleküllere ihtiyacı var. Bu ürünün patentlenmesi için çalışmalar başlamış durumda, biz de kurum olarak bu süreci sahipleniyoruz" açıklamasında bulundu.