"Karaoğlan" karakteriyle Türk çizgi roman tarihine adını altın harflerle yazdıran, sinemadan yayıncılığa uzanan çok yönlü sanatçı Suat Yalaz'ın aramızdan ayrılışının üzerinden altı yıl geçti.
Türk çizgi romanının en önemli kilometre taşlarından biri olan Suat Yalaz, vefatının altıncı yıl dönümünde sanat dünyası ve sevenleri tarafından anılıyor. Yerli motiflerle bezenmiş, Orta Asya steplerinden Anadolu'ya uzanan maceralarıyla hafızalara kazınan "Karaoğlan"ın yaratıcısı Yalaz, sadece bir çizer olarak değil, aynı zamanda yönetmen, senarist ve yapımcı kimliğiyle de kültür sanat hayatımızda derin izler bıraktı. 2 Mart 2020 tarihinde, 88 yaşında hayata veda eden usta sanatçı, ardında nesiller boyu okunan ölümsüz eserler bıraktı.
Kırşehir'den Paris'e Uzanan Bir Ömür
1932 yılında Kırşehir'in Çiçekdağı ilçesinde dünyaya gelen Suat Yalaz, memur bir ailenin çocuğu olarak Türkiye'nin farklı şehirlerinde büyüdü. Henüz lise yıllarında eline aldığı kalemi bir daha bırakmayan Yalaz'ın ilk karikatürü, henüz 16 yaşındayken Erciyes Postası'nda yayımlandı. İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Resim Bölümü'nde aldığı eğitim, onun çizgilerine akademik bir derinlik katarken, Bedri Koraman ve Çetin Özkırım gibi dönemin önemli isimleriyle kurduğu dostluklar sanat vizyonunu şekillendirdi.
Bir Anti-Kahraman Doğuyor: Karaoğlan
Yalaz'ın kariyerindeki dönüm noktası, 1960'lı yılların başında Abdullah Ziya Kozanoğlu ile Akşam gazetesinde başlayan iş birliği oldu. Kozanoğlu'nun hikayelerini resimleyen Yalaz, bu sürecin sonunda kendi efsanesini yarattı. 1963 yılında, o dönem Türkiye'yi kasıp kavuran Teksas, Tommiks gibi Batı menşeili çizgi romanlara yerli bir yanıt olarak "Karaoğlan" dergisini yayımlamaya başladı.
Yalaz, Karaoğlan'ın ortaya çıkış motivasyonunu, gençliğinde izlediği yabancı filmlerdeki haçlı şövalyelerine duyduğu tepkiyle açıklıyordu. Kendi köklerinden beslenen, Orta Asya Türk kültürünü yansıtan bir kahraman yaratma arzusu, Karaoğlan'ı doğurdu. Bu karakter o kadar sevildi ki, PTT Genel Müdürlüğü 2006 yılında Karaoğlan adına özel bir pul koleksiyonu bastırdı. Böylece Yalaz; Cemal Nadir Güler ve Turhan Selçuk'un ardından, yarattığı karakter pul üzerine taşınan üçüncü Türk çizer olarak tarihe geçti.
Sinemada Bir Öncü
Suat Yalaz, çizgi roman başarısını beyaz perdeye de taşıyan vizyoner bir isimdi. 1960'lı yılların ortalarında kurduğu film şirketiyle Karaoğlan'ın maceralarını sinemaya uyarladı. Hem senarist hem yönetmen hem de yapımcı koltuğunda oturduğu bu filmler, Türk sinemasında tarihi macera türünün en başarılı örnekleri arasında yer aldı. Kartal Tibet'in başrolünü üstlendiği "Altay'dan Gelen Yiğit" filmi, gişede büyük başarılar elde ederek Yeşilçam'da bir furya başlattı.
"Kebir" ile Avrupa'ya Açıldı
Sanat yaşamının önemli bir bölümünü yurt dışında geçiren Yalaz, 1970'lerde Paris'e yerleşti. Burada Fransız ve Alman yayınevleriyle çalışan usta çizer, en bilinen eseri Karaoğlan'ı Fransa'da "Kebir" adıyla yayımlatarak Türk çizgi romanını Avrupa'ya taşıdı. Batı'nın çizgi romanı bir sanat dalı olarak kabul ettiği yıllarda, eserleriyle uluslararası bir okur kitlesine ulaşmayı başardı.
Son Yılları ve Mirası
1980'lerde Türkiye'ye dönerek gazete ve dergilerde çalışmalarına devam eden Yalaz, son dönemlerinde "Son Osmanlı: Yandım Ali" gibi eserleriyle hem okurların hem de sinema izleyicisinin karşısına çıktı.
2 Mart 2020'de İstanbul'da kalp rahatsızlığı nedeniyle hayatını kaybeden Suat Yalaz, Zincirlikuyu Mezarlığı'nda toprağa verildi. Vefatının 6. yılında, yarattığı karakterler ve Türk kültürüne yaptığı katkılarla hatırlanmaya devam ediyor.