Türkiye Çelik Üreticileri Derneği (TÇÜD) verilerine göre, 2025 yılında ham çelik üretimi yüzde 3,3 artışla 38,1 milyon tona yükselirken, nihai mamul tüketimi tüm zamanların en yüksek seviyesi olan 39,3 milyon tonu gördü.
Türkiye çelik sektörü, küresel piyasalardaki zorlu koşullara rağmen 2025 yılını üretim ve tüketim artışıyla tamamladı. Sektör verilerine göre, Türkiye'nin ham çelik üretimi 2025 yılında bir önceki yıla kıyasla yüzde 3,3 oranında artış göstererek 38,1 milyon ton seviyesine ulaştı. Aynı dönemde tüketim tarafında ise rekor kırıldı; nihai mamul tüketimi yüzde 2,6 artışla 39,3 milyon tona çıkarak sektör tarihinin en yüksek rakamına erişti.
Aralık Ayında Çift Haneli Üretim Artışı
Yıl genelindeki toparlanma eğilimi, 2025'in son ayında ivme kazandı. Aralık ayında ham çelik üretimi, 2024'ün aynı ayına göre yüzde 18,5 gibi ciddi bir artışla 3,5 milyon ton olarak gerçekleşti.
Tüketim cephesinde de benzer bir canlılık gözlendi. Aralık 2025'te nihai mamul tüketimi, yıllık bazda yüzde 3,8 artarak 3,4 milyon ton seviyesinde kaydedildi. Bu veriler, sektörün yılın son çeyreğinde performansını güçlendirdiğini ortaya koydu.
İhracatta 10 Milyar Dolar Sınırı Aşıldı
Dış ticaret verileri incelendiğinde, çelik ihracatındaki miktar bazlı artış dikkat çekti. 2025 yılı genelinde çelik ürünleri ihracatı, miktar bazında yüzde 12,5 artışla 15,1 milyon tona ulaştı. Değer bazında ise ihracat yüzde 4,3'lük yükselişle 10,2 milyar dolar olarak gerçekleşti.
İthalat tarafında ise miktar bazında artış sürerken, değer bazında sınırlı bir düşüş yaşandı. 2025 yılı genelinde ithalat yüzde 8,6 artarak 18,9 milyon tona çıkarken, değer bazında yüzde 0,7 azalışla 13,1 milyar dolara geriledi. Bu gelişmelerle birlikte, ihracatın ithalatı karşılama oranı 2024'teki yüzde 73,9 seviyesinden 2025'te yüzde 77,6'ya yükseldi.
"Zorlu Koşullara Rağmen Dünya Ortalamasının Üzerindeyiz"
Sektörün 2025 performansını değerlendiren Türkiye Çelik Üreticileri Derneği (TÇÜD) Genel Sekreteri Veysel Yayan, geçen yılın çelik üreticileri açısından finansman maliyetleri ve haksız rekabet baskısı nedeniyle zorlu geçtiğini belirtti.
Özellikle Rusya ve Çin kaynaklı dampingli ürünlerin ve devlet destekli küresel fiyat baskısının maliyetleri zorladığına işaret eden Yayan, Türk çelik sektörünün bu olumsuzluklara rağmen yılın son çeyreğindeki atağıyla dünya çelik üretimine kıyasla daha iyi bir performans sergilediğini vurguladı. Türkiye, bu üretim performansıyla dünya çelik üretimindeki 7'nci sıradaki yerini korudu.
2026 İçin "Yeşil Çelik" ve Büyüme Hedefi
Sektör temsilcileri, Avrupa Birliği'nin Hindistan ile imzaladığı Serbest Ticaret Anlaşması ve kota uygulamalarının ihracat üzerinde baskı oluşturduğunu belirtiyor. Ancak 2026 yılı için beklentiler, sürdürülebilirlik ve "yeşil çelik" dönüşümü ekseninde şekilleniyor.
Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması'nın (SKDM) devreye girmesiyle rekabetin artık ürünün yaşam döngüsü ve emisyon verileri üzerinden kurgulanacağı bir döneme girildi. Enerji verimliliği ve geri dönüştürülebilirlik, AB pazarına erişimde kritik rol oynayacak.
Sektör, 2026 yılında enflasyon ve faiz oranlarındaki düşüş beklentisine paralel olarak, üretim ve tüketimde yüzde 7 civarında bir artış öngörüyor. Bu projeksiyon gerçekleşirse, Türkiye'nin ham çelik üretiminin 40 milyon ton barajını aşması bekleniyor.