14 Nisan 2026 Salı
Haber

Türk Bilim İnsanlarından Çarpıcı Keşif: Migrenin Görme ve Ağrı Merkezleriyle Gizli Bağlantısı Çözüldü

Nörobilim ve Nöroteknoloji Mükemmeliyet Ortak Uygulama ve Araştırma Merkezi (NÖROM) tarafından gerçekleştirilen kapsamlı araştırma, migren hastalarının beyinlerinin tekrarlayan görsel uyaranları filtreleyemediğini ve bu durumun doğrudan ağrı mekanizmalarını tetiklediğini ilk kez bilim dünyasına sundu.

Paylaş:
Türk Bilim İnsanlarından Çarpıcı Keşif: Migrenin Görme ve Ağrı Merkezleriyle Gizli Bağlantısı Çözüldü

Nörobilim ve Nöroteknoloji Mükemmeliyet Ortak Uygulama ve Araştırma Merkezi (NÖROM) tarafından gerçekleştirilen kapsamlı araştırma, migren hastalarının beyinlerinin tekrarlayan görsel uyaranları filtreleyemediğini ve bu durumun doğrudan ağrı mekanizmalarını tetiklediğini ilk kez bilim dünyasına sundu.

Bugünkü Haberler — Sadece şiddetli bir baş ağrısı olarak bilinen migrenin, beynin görsel işlemleme ve ağrı merkezleri arasındaki karmaşık bir iletişim hatasıyla doğrudan ilişkili olduğu ortaya çıkarıldı. Ankara Üniversitesi araştırmacılarının da önemli katkılar sunduğu ve Nörobilim ve Nöroteknoloji Mükemmeliyet Ortak Uygulama ve Araştırma Merkezi (NÖROM) bünyesinde yürütülen çalışma [1], nörobilim alanının prestijli yayınlarından The Journal of Headache and Pain dergisinde yayımlanarak tıp dünyasında büyük yankı uyandırdı [1].

Yapılan nörogörüntüleme çalışması [1], migrenli bireylerin beyinlerinin, sağlıklı bireylerin aksine tekrarlayan görsel uyaranlara karşı alışkanlık (habitüasyon) geliştiremediğini kanıtladı [1]. Araştırmaya göre, migren hastalarının beyinleri bu tekrarlayan uyaranları sürekli "önemli" olarak kodlayarak filtreleme işlevini yerine getiremiyor[1].

Beynin Ön Kısmındaki Anormal Tepki

Çalışma kapsamında 30'u migren hastası ve 29'u sağlıklı olmak üzere toplam 59 kadın katılımcı incelendi [1]. Atak döneminde olmamalarına rağmen, migren hastalarının görsel uyaranlara verdikleri nörolojik tepkilerin sağlıklı bireylerden tamamen farklı olduğu gözlemlendi [1].

NÖROM Müdürü Prof. Dr. Hayrunnisa Bolay Belen, bulguların literatürde bir ilk olma özelliği taşıdığını vurguladı [1]. Sağlıklı bir insan beyninin tekrarlayan uyarılara verdiği tepkiyi zamanla azalttığını belirten Prof. Dr. Belen, "Migrenli beyin, normal beynin aksine gelen uyarıya karşı tepkiyi giderek artırıyor. En çarpıcı olan ise bu artışın görme işleminin yapıldığı arka lobda değil, beynin üst düzey kontrol merkezi olan orbitofrontal bölgede gerçekleşmesi. Burası, gelen uyarıya zararlı, faydalı veya duygusal bir değer biçen temel merkezdir," ifadelerini kullandı [1].

Prof. Dr. Belen, migrenli beyinde gereksiz uyarıları filtreleme sisteminin bozulduğunu [1] ve bu sorunun beynin ön kısmında yer alan kontrol merkezleriyle ilk kez ilişkilendirildiğini kanıtladıklarını belirtti [1].

Günlük Yaşam İçin Kritik Öneriler: Alışveriş Merkezlerindeki Işıklandırmalar

Deney aşamasında, katılımcıların günlük hayatta karşılaştıkları görsel zorluklara benzer görevler MR cihazı altında test edildi [1]. Elde edilen sonuçlar, hastaların yaşam kalitesini artıracak somut adımların atılmasına da zemin hazırlıyor. Prof. Dr. Belen, marketlerde ve alışveriş merkezlerinde kullanılan, özellikle yatay çizgili ve yüksek şiddetli ışıklandırmaların migren hastalarını ciddi şekilde rahatsız ettiğine dikkat çekerek, toplum genelinin huzuru için bu alanlarda aydınlatma düzenlemelerine gidilebileceğini ifade etti [1].

Işığa Duyarlılığın Gizemi Çözülüyor

Araştırma ekibinde yer alan Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Fizyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Dr. Sertaç Üstün, migrenin duyusal işleme boyutunun çoğu zaman göz ardı edildiğini hatırlatarak, hastaların sadece ağrı çekmediğini, aynı zamanda görsel uyaranları çok farklı ve rahatsız edici biçimlerde algıladıklarını belirtti [1].

Doktora sonrası araştırmacı Dr. İlkem Güzel ise alt düzey görsel işlemleme bölgelerinin doğrudan ağrı merkezleriyle bağlantılı olduğunu tespit ettiklerini, bu keşfin migren hastalarındaki meşhur ışık hassasiyetini (fotofobi) açıklamakta kilit rol oynadığını söyledi [1]. Araştırmanın doktora öğrencilerinden Ceren Onlat da laboratuvar ortamında kullanılan uyaranların tamamen gerçek hayatla ilişkilendirilerek seçildiğini ve bu sayede deneyin ekolojik geçerliliğinin en üst düzeye çıkarıldığını kaydetti [1].

Uzmanlar, beynin filtreleme sistemindeki bu çöküşün anlaşılmasının, gelecekte migren tedavisi için geliştirilecek yeni nesil ilaçlar ve nöroteknolojik müdahaleler için devrim niteliğinde bir adım olabileceği görüşünde birleşiyor.