15 Ocak 2026 Perşembe
Haber

Trump Yönetiminin "Agresif" Batı Yarım Küre Doktrini: Çin ve Rusya ile Rekabet Yeni Bir Evreye Giriyor

Uluslararası ilişkiler uzmanları, ABD Başkanı Donald Trump'ın Venezuela'ya yönelik son müdahalesiyle belirginleşen sert dış politika yaklaşımının, Washington'ın Çin ve Rusya ile olan küresel güç mücadelesini hem Amerika kıtasında hem de Asya-Pasifik'te kökten değiştirebileceğini öngörüyor.

Paylaş:
Trump Yönetiminin "Agresif" Batı Yarım Küre Doktrini: Çin ve Rusya ile Rekabet Yeni Bir Evreye Giriyor

Uluslararası ilişkiler uzmanları, ABD Başkanı Donald Trump'ın Venezuela'ya yönelik son müdahalesiyle belirginleşen sert dış politika yaklaşımının, Washington'ın Çin ve Rusya ile olan küresel güç mücadelesini hem Amerika kıtasında hem de Asya-Pasifik'te kökten değiştirebileceğini öngörüyor.

Bugünkü Haberler / Dış Haberler Servisi

ABD Başkanı Donald Trump’ın ikinci döneminde dış politikada benimsediği ve uzmanlar tarafından "agresif" olarak nitelendirilen strateji, küresel güç dengelerinde yeni tartışmaları beraberinde getirdi. Özellikle Washington yönetiminin Venezuela'ya yönelik son hamleleri ve Batı Yarım Küre üzerindeki nüfuzunu sert güç unsurlarıyla tahkim etme çabası, bölgeyi Pekin ve Moskova ile olan rekabetin sıcak bir cephesi haline getiriyor.

Monroe Doktrini'ne Sert Dönüş

Siyasi analistler, Trump yönetiminin Venezuela hamlesini, 19. yüzyıl Monroe Doktrini'nin modern ve çok daha sert bir yorumu olarak değerlendiriyor. Uzmanlara göre Beyaz Saray, Latin Amerika'yı sadece "arka bahçesi" olarak değil, aynı zamanda ulusal güvenliğinin kırmızı çizgisi olarak kodluyor.

Yapılan değerlendirmelerde, bu yeni yaklaşımın temel amacının, son yıllarda bölgede ekonomik ve askeri varlığını artıran Çin ve Rusya'ya karşı net bir "alan kapatma" mesajı vermek olduğu belirtiliyor. Ancak bu stratejinin, bölge ülkeleri nezdinde yaratabileceği tepkilerin, uzun vadede Washington'ın beklediği istikrarı getirmeyebileceği konusunda uyarılar yapılıyor.

Çin ve Rusya ile Rekabetin Yeni Boyutu

Uzmanlar, ABD'nin Batı Yarım Küre'deki bu agresif tutumunun, Çin ve Rusya ile olan rekabeti iki farklı boyutta etkileyeceğini vurguluyor.

Birinci boyut, Latin Amerika'daki doğrudan rekabeti içeriyor. Çin'in "Kuşak ve Yol" girişimiyle bölgedeki altyapı ve enerji yatırımları ile Rusya'nın bazı rejimlerle kurduğu askeri iş birlikleri, ABD'nin bu yeni "saha temizliği" stratejisiyle doğrudan hedef alınıyor. Analistlere göre, Washington'ın bu sert tutumu, Pekin ve Moskova'yı bölgedeki stratejilerini yeniden gözden geçirmeye veya daha asimetrik yanıtlar vermeye itebilir.

Asya-Pasifik'e Yansımalar

Konuyu değerlendiren stratejistler, ABD'nin odağını bu denli yoğun bir şekilde kendi kıtasına çevirmesinin, Asya-Pasifik'teki dengeleri de sarsabileceğine dikkat çekiyor.

Trump yönetiminin kaynaklarını ve siyasi sermayesini Batı Yarım Küre'deki "düzen inşasına" harcaması, Asya'da Çin'e karşı yürütülen çevreleme politikasında boşluklar yaratma riski taşıyor. Uzmanlar, ABD'nin "kendi evine" odaklandığı bir senaryonun, Pekin yönetimine Asya'da hareket alanı açabileceği ve Tayvan Boğazı ile Güney Çin Denizi gibi kritik noktalarda Çin'in elini güçlendirebileceği ihtimali üzerinde duruyor.

Bu durumun, ABD'nin küresel hegemonyasını koruma çabası ile bölgesel öncelikleri arasında zorlu bir denge kurmasını gerektireceği, aksi takdirde bir bölgeyi kazanırken diğerini kaybetme riskiyle karşı karşıya kalabileceği ifade ediliyor.