Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Anatomi Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Oğuz Taşkınalp, teknolojinin tüm imkanlarına rağmen tıp eğitiminde kadavra incelemesinin yerini hiçbir materyalin tutamayacağını belirterek, Türkiye'deki düşük bağış oranlarına dikkat çekti.
Tıp fakültesi öğrencilerinin eğitimi için en kritik materyallerden biri olan kadavra bağışları, geleceğin hekimlerinin yetişmesinde hayati bir rol oynamaya devam ediyor. Trakya Üniversitesi (TÜ) Tıp Fakültesi'nde yürütülen anatomi çalışmalarında, bağışlanan bedenlerin öğrencilerin mesleki gelişimine ve insan bedenine saygı duymayı öğrenmelerine olan katkısı bir kez daha vurgulandı. Anatomi Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Oğuz Taşkınalp, kadavra temininde yaşanan zorluklara ve bu eğitim sürecinin vazgeçilmezliğine değindi.
"Teknoloji Gelişse de Gerçek Dokunun Yerini Tutmuyor"
Anatomi eğitiminin temelinin kadavra çalışmaları üzerine kurulu olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Taşkınalp, dijital uygulamalar ve yapay modeller ne kadar gelişirse gelişsin, gerçek insan dokusunun eğitimdeki yerinin doldurulamayacağını ifade etti.
Tıp öğrencilerinin eğitim sürecindeki en önemli aşamanın "dokunmak" olduğunu belirten Taşkınalp, "Tüm eğitim materyallerinin yanında bir tıp öğrencisinin eli mutlaka kadavraya değecek. Kadavranın dokusunu hissedecek, onun bir insan bedeni olduğunu bilerek saygı gösterecek. Kadavra üzerinde verilen eğitimi çok önemsiyoruz. Bu çalışmalar tıp öğrencilerinin mesleki gelişimine önemli katkı sağlıyor" değerlendirmesinde bulundu.
Türkiye ile Almanya Arasında Uçurum Var
Türkiye'de kadavra temininde zaman zaman ciddi sıkıntılar yaşandığını dile getiren Taşkınalp, ihtiyacın bağış yoluyla veya yurt dışından ithal edilerek karşılanmaya çalışıldığını aktardı. Bağış prosedürleri hakkında bilgi veren Taşkınalp, kişinin hayattayken ilgili kurumlara başvurarak evrak doldurmasının yeterli olmadığını, vefatın ardından yakınlarının da onayı gerektiğini hatırlattı.
Prof. Dr. Taşkınalp, Türkiye'deki bağış oranlarının Avrupa ülkelerine kıyasla oldukça düşük seviyelerde kaldığına dikkat çekerek çarpıcı bir kıyaslama yaptı: "Örneğin Almanya’da yıllık kadavra bağışı yaklaşık 5 bin civarındayken, Türkiye’de bu sayı 20 civarındadır."
Eğitimden Sonra Dini Törenle Defnediliyorlar
Fakülteye yakın zamanda İstanbul'dan yeni bir bağış yapıldığını belirten Anatomi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Cüneyt Bozer de sürecin işleyişi hakkında teknik bilgiler paylaştı.
İstanbul'da kronik rahatsızlıkları nedeniyle vefat eden 72 yaşındaki bir vatandaşın bedenini bağışladığını aktaran Bozer, resmi işlemlerin tamamlanmasının ardından cenazenin Edirne Belediyesi'nin desteğiyle üniversiteye getirildiğini kaydetti.
Beden bağışının yasal zemini ve dini boyutu hakkında da bilgi veren Doç. Dr. Bozer, Diyanet İşleri Başkanlığı'nın bu konuda yayımlanmış fetvası bulunduğunu hatırlattı. Bozer, bağışlanan bedenlerin eğitim sürecindeki yolculuğunu şu sözlerle özetledi:
"Kadavranın korunması için ilaçlama ve tahnit işlemleri yapıldı. Bağışlanan kadavralar genellikle yaklaşık bir yıl süreyle eğitim dönemlerinde kullanılıyor. Eğitim süreci tamamlandıktan sonra ise kadavra dini törenle defnediliyor."