Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesinde görev yapan öğretim üyeleri, kurdukları müzik topluluklarıyla yoğun hastane mesaisinin yorgunluğunu hafifletirken, geleceğin hekimleri olan öğrencileriyle de aynı sahneyi paylaşarak sanatsal bir usta-çırak ilişkisi inşa ediyor.
Edirne'de bulunan Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim üyeleri, tıbbın zorlu ve stresli çalışma ortamından uzaklaşmak için müziğin iyileştirici gücüne başvuruyor. Fakülte bünyesinde görev yapan yaklaşık 20 akademisyen; Türk sanat müziği, halk müziği ve rock müzik alanlarında topluluklar kurarak çeşitli etkinliklerde sahne alıyor. Bu çalışmalara tıp eğitimi alan öğrenciler de katılarak hocalarıyla sahnede bir araya gelme fırsatı buluyor.
Fizyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi ve Trakya Tıp Türk Sanat Müziği Topluluğu Şefi Prof. Dr. Levent Öztürk, hekimlerin sanatla iç içe olmasının mesleki başarılarına da katkı sağladığına dikkat çekiyor. Öğrencilik yıllarında bir hocasının "İyi bir hekimin hastaları daha iyi muayene edip doğru teşhis koyabilmesi için müzik ve resimden anlaması gerekiyor" şeklindeki tavsiyesiyle müziğe yöneldiğini belirten Prof. Dr. Öztürk, güzel sanatlarla ilgilenmenin doktorlar için bir tercihten ziyade gereklilik olduğunu ifade ediyor. Öztürk ayrıca, sanat aracılığıyla öğrencilerle kurulan iletişimin farklı bir usta-çırak ilişkisine zemin hazırladığını ve genç hekim adaylarının derslerine daha yüksek bir motivasyonla odaklandığını vurguluyor.
"Sağlığımızı Korumak İçin Hobilere İhtiyacımız Var"
Aile Hekimliği Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Serdar Öztora ise çocukluk döneminde başladığı müzik serüvenini meslek hayatı boyunca sürdüren isimlerden biri. Tıp fakültesine yeni başlayan öğrencilerine ilk yıldan itibaren sanata yönelmelerini tavsiye ettiğini belirten Öztora, hekimlik mesleğinin yıpratıcı doğasına dikkat çekiyor. Doktorların kendi biyopsikososyal sağlıklarını koruyabilmeleri için müzik, resim, dans veya edebiyat gibi hobiler edinmeleri gerektiğini belirten Öztora, öğrencileriyle aynı müzik grubunda yer almanın kendisi için çok değerli bir yol arkadaşlığı olduğunu ifade ediyor.
Proje, hekim adayları tarafından da büyük ilgi görüyor. Hocalarıyla aynı sahneyi paylaşmanın gurur verici olduğunu belirten birinci sınıf öğrencisi Ege Başak, bu topluluklar sayesinde üst sınıflardaki arkadaşlarıyla ve müzisyenlerle tanışarak fakülte ortamına çok daha hızlı uyum sağladığını belirtiyor. Konservatuvar mezunu olan bir diğer birinci sınıf öğrencisi Ecenaz Şanlı da sahnede akademisyenlerle birlikte müzik yapmanın son derece keyifli bir deneyim olduğunu vurgulayarak tüm tıp öğrencilerine sosyal aktivitelere katılmaları yönünde tavsiyelerde bulunuyor.