İsrail Güvenlik Kabinesi, Gazze'nin yeniden inşası için oluşturulan uluslararası fona katılmayı reddetti. Bakan Zeev Elkin, aşırı sağcı koalisyon ortaklarının baskısı altında alınan kararı "Saldırıya uğrayan biziz, ödeme yapmayacağız" sözleriyle savundu.
İsrail yönetimi, uluslararası toplumun Gazze Şeridi'nde yaşanan büyük yıkımın ardından bölgenin yeniden imarı için kurduğu "Barış Kurulu"na (Peace Council) mali destekte bulunmama kararı aldı. İsrail Güvenlik Kabinesi Bakanı Zeev Elkin, İsrail devlet televizyonu KAN’a yaptığı açıklamada, Tel Aviv yönetiminin bu kararını Washington’a resmen ilettiğini duyurdu.
Elkin, verdiği demeçte İsrail'in tutumunu sert ifadelerle savundu. "Barış Kurulu'na para vermedik ve vermeyeceğiz" diyen İsrailli bakan, bu tutumun gerekçesini "Saldırıya uğrayan taraf biziz, dolayısıyla Gazze'deki yeniden inşa çalışmalarına finansman sağlamamız için hiçbir neden yok" sözleriyle açıkladı. Bu açıklama, uluslararası kamuoyunda savaşın neden olduğu insani ve fiziksel yıkımın sorumluluğu konusundaki tartışmaları yeniden alevlendirdi.
Aşırı Sağcı Bakanların Baskısı Etkili Oldu
Tel Aviv kaynaklarına dayandırılan bilgilere göre, alınan bu kararın arkasında Başbakan Binyamin Netanyahu liderliğindeki koalisyon hükümetinin iç dinamikleri yatıyor. KAN televizyonunun haberine göre, Maliye Bakanı Bezalel Smotrich ve Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir, İsrail'in söz konusu kurula üye olmasına veya herhangi bir katkı sağlamasına şiddetle karşı çıktı. Kabine içinde kriz çıkaran bu itirazların ardından, aşırı sağcı kanadı "yatıştırmak" amacıyla hükümetin maddi katkı sunmama kararı aldığı belirtiliyor.
Kurulun İlk Toplantısı Washington'da Yapılmıştı
Türkiye’nin de kurucu üyeleri arasında yer aldığı Barış Kurulu, çalışmalarına hız vermek amacıyla ilk toplantısını 19 Şubat tarihinde Amerika Birleşik Devletleri’nin başkenti Washington’da gerçekleştirmişti. Toplantıya başkanlık eden ABD Başkanı Donald Trump, Gazze'nin yeniden imarı için küresel bir seferberlik çağrısında bulunmuştu.
Trump, toplantıda yaptığı konuşmada bölge ülkelerinin cömert tavrına dikkat çekerek, ABD'nin fona 10 milyar dolarlık dev bir katkı sağlayacağını taahhüt etmişti. Ayrıca Kazakistan, Azerbaycan, Birleşik Arap Emirlikleri, Fas, Bahreyn, Katar, Suudi Arabistan, Özbekistan ve Kuveyt gibi ülkelerin de toplamda 7 milyar doları aşan bağış taahhüdünde bulunduğu açıklanmıştı. İsrail'in bu kolektif çabanın dışında kalma kararı, bölgedeki normalleşme ve yeniden inşa sürecinin geleceği açısından soru işaretleri oluşturuyor.