Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) ekonomistleri tarafından hazırlanan yeni analiz, mal enflasyonundaki belirgin düşüşe rağmen hizmet fiyatlarının neden yüksek seyrettiğini verilerle ortaya koydu. Analiz, özellikle yerel hizmetler ve ulaşımda rekabet eksikliğinin fiyat katılığını beslediğine işaret ediyor.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) kurumsal blog sayfası "Merkezin Güncesi"nde yayımlanan son analiz, 2025 yılı enflasyon dinamiklerine dair çarpıcı tespitler içeriyor. TCMB Araştırma ve Para Politikası Genel Müdürlüğü’nden Yardımcı Ekonomist Aysu Çelgin ve Kıdemli Ekonomist Fethi Öğünç tarafından kaleme alınan çalışmada, tüketici enflasyonunun 2025 yılını yüzde 30,9 ile tamamladığı, ancak bu oran içinde mal enflasyonunun yüzde 25, hizmet enflasyonunun ise yüzde 44 seviyesinde gerçekleşerek ciddi bir ayrışma gösterdiği vurgulandı.
Analizde, hizmet enflasyonundaki bu direncin arka planında yatan yapısal nedenler; eğitim, kira ve rekabetin sınırlı olduğu yerel hizmetler başlıkları altında incelendi.
Yerel Hizmetlerde Rekabet Eksikliği ve Talep Gücü
Analizin en dikkat çeken bölümlerinden biri, berber, kuaför, kuru temizleme gibi yerel hizmetler ile taksi ve şehir içi otobüs gibi ulaştırma kalemlerine yönelik değerlendirmeler oldu. Bu kalemlerin ortak özelliğinin "yerel nitelikli olmaları" ve fiyatların genellikle idari kararlar veya kişisel ilişkilerle belirlenmesi olduğu ifade edildi.
Emek yoğun olan bu sektörlerde fiyat artışlarının doğrudan hizmeti sunan kişinin gelirini oluşturduğuna dikkat çekilen analizde, şu ifadelere yer verildi:
"Şehir içi ulaştırma hizmetleri gibi alanlarda tüketici talebi fiyat artışlarına rağmen devam edebiliyor. Bu tür yerel hizmetlerde tüketicinin ikame imkanlarının sınırlı olmasına da bağlı olarak fiyat rekabeti düşük kalabiliyor. Bu özellikler, hizmeti arz edenlerin fiyatlama gücünü artırarak hizmet enflasyonunun mal enflasyonuna kıyasla daha kalıcı bir seyir izlemesine neden oluyor."
Otomasyon veya verimlilik artışıyla maliyetleri düşürmenin zor olduğu bu sektörlerde, enflasyon beklentileri ve geçmiş kayıpları telafi etme isteğinin fiyatları yukarı ittiği belirtildi.
Eğitimde "Geçmiş Enflasyona Endeksleme" Sorunu
Analiz, 2025 yılında en yüksek fiyat artışı gösteren kalemlerin başında eğitimin geldiğini ortaya koydu. 2019 sonuna kıyasla genel tüketici fiyatları yaklaşık 8 kat artarken, eğitim hizmetlerinin 10 kat, üniversite ücretlerinin ise 15,1 kat artış gösterdiği kaydedildi.
Bu yüksek artışta, özel okul ücretlerinin belirlenmesinde kullanılan ve geçmiş enflasyonu (geriye dönük 12 aylık ortalamalar) baz alan mekanizmanın etkili olduğu vurgulandı. Ancak 5 Eylül 2025 tarihinde yapılan yönetmelik değişikliğiyle, fiyat artışlarının "yıl sonu TÜFE" tahminine dayandırılmasının, dezenflasyon sürecini destekleyecek bir adım olduğu değerlendirildi.
Kira Enflasyonunda Yapısal Etkenler
Hizmet enflasyonunu yukarı çeken bir diğer kritik kalem olan kiralarda ise deprem, kentsel dönüşüm faaliyetleri ve demografik hareketliliğin etkili olduğu belirtildi. Sözleşmelerin yılda bir kez yenilenmesi ve yine geçmiş enflasyona endekslenmesi, kira enflasyonundaki "ataleti" (yapışkanlığı) artıran unsurlar olarak sıralandı. Analiz, para politikasının konut piyasası üzerindeki etkisinin gecikmeli hissedildiğini, bu nedenle kira enflasyonunun bir süre daha diğer kalemlerden ayrışabileceğini öngörüyor.
Dezenflasyon Sürecinde "Katılık" Uyarısı
Çalışmada, kira, eğitim ve yerel hizmetlerin toplam enflasyona katkısının 2025 sonunda 7,8 puan olduğu, bu oranın Mayıs-Haziran aylarındaki 11,3 puanlık zirveye göre gerilese de halen yüksek seyrettiği vurgulandı.
Analiz, eğitim ve kira tarafında alınan önlemler ve piyasa dinamikleriyle bir yavaşlama eğilimi gözlense de, yerel ve rekabeti sınırlı hizmetlerdeki fiyatlama davranışlarının dezenflasyon sürecini zorlaştıran bir katılık barındırdığı uyarısıyla son buldu.