28 Şubat 2026 Cumartesi
Haber

TBMM Tutanaklarında "Postmodern Darbe": 28 Şubat’ın Perde Arkası

TBMM Darbe ve Muhtıraları Araştırma Komisyonu’nun 2012 yılında kayıt altına aldığı tarihi tutanaklar, Türk demokrasi tarihine "postmodern darbe" olarak geçen 28 Şubat sürecinin bilinmeyen yönlerine ve dönemin aktörlerinin savunmalarına ışık tutuyor.

Paylaş:
TBMM Tutanaklarında "Postmodern Darbe": 28 Şubat’ın Perde Arkası

TBMM Darbe ve Muhtıraları Araştırma Komisyonu’nun 2012 yılında kayıt altına aldığı tarihi tutanaklar, Türk demokrasi tarihine "postmodern darbe" olarak geçen 28 Şubat sürecinin bilinmeyen yönlerine ve dönemin aktörlerinin savunmalarına ışık tutuyor.

Türkiye siyasi tarihinin en çalkantılı dönemlerinden biri olan ve etkileri uzun yıllar tartışılan 28 Şubat sürecinin üzerinden 29 yıl geçti. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) 2012 yılında kurulan "Darbe ve Muhtıraları Araştırma Komisyonu"nun çalışmaları, o dönemin kritik isimlerinin ifadeleriyle tarihe not düştü. Komisyonun 54. Hükümet üyeleri, dönemin Cumhurbaşkanı, askerler ve bürokratlarıyla yaptığı görüşmelerin tutanakları, "postmodern darbe"nin anatomisini gözler önüne seriyor.

Meclis Araştırma Komisyonu, yaklaşık 7 ay süren çalışmaları kapsamında başbakanlar, bakanlar, askerler ve medya temsilcilerinden oluşan 105 kişiyi dinleyerek kapsamlı bir rapor hazırlamıştı. Komisyonun "28 Şubat 1997 Alt Komisyonu" tarafından kayıt altına alınan ifadeler, sürecin aktörlerinin olaylara bakışını ve savunmalarını içeriyor.

Demirel: "İstifa Et Lafını Kimseye Söylemedim"

Dönemin 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, komisyon üyelerini evinde ağırladığı görüşmede, dönemin Başbakanı Necmettin Erbakan’a istifa baskısı yaptığı iddialarını kesin bir dille reddetti. Tutanaklara göre Demirel, Erbakan’ın kendisine 18 Haziran’da gelerek gerginliği azaltmak için istifa edeceğini söylediğini belirterek, "'Git Hocaya söyle, istifa etsin' lafını hiç söylemedim. Aksine, 'Sana istifa et diyen var mı?' diye sordum, o da 'Yok' dedi" ifadelerini kullandı.

Demirel ayrıca, tartışmalı 28 Şubat Milli Güvenlik Kurulu (MGK) kararlarıyla ilgili olarak, "18 maddenin içerisinde dindar insanları rencide eden hiçbir şey yok, aksine dini koruyan hususlar var" savunmasını yaptı.

"Tanklardan Haberim Yoktu"

Dönemin Genelkurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı ise komisyona verdiği ifadede, Sincan’da tankların yürütülmesi olayından haberi olmadığını iddia etti. Karadayı, 28 Şubat sürecindeki icraatlarının doğru olduğunu savunarak, "Hükümetlerle gayet iyi görüştük. Yanlış olan şeyleri Cumhurbaşkanına intikal ettirdik. 28 Şubat'ı bir darbe olarak ortaya koymamanızı rica ediyorum" şeklinde konuştu.

54. Hükümet Üyelerinin Tanıklıkları

Dönemin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Recai Kutan, Başbakan Necmettin Erbakan’ın ordu ile ilişkilerde son derece hassas olduğunu anlattı. Kutan, Erbakan’ın "Bu işleri yapan ordu içindeki cuntadır, ordu bizim ordumuzdur" diyerek TSK’ya söz söyletmediğini ifade etti. Kutan ayrıca, kamuoyunda "tarikat şeyhlerine yemek verildiği" şeklinde lanse edilen iftar yemeğine Diyanet İşleri Başkanı ve ilahiyatçıların katıldığını, resmi imamların da orada bulunduğunu belirterek iddiaları yalanladı.

Dönemin İçişleri Bakanı Mehmet Ağar ise 28 Şubat’ı "klasik olmayan bir darbe" olarak nitelendirdi. Ağar, sürecin sonucunda meşru hükümetin görevine devam edemez hale geldiğini, ancak bunun parlamento iradesi üzerinden gerçekleştirildiğini vurguladı.

"ABD ve Pentagon" Vurgusu

Dönemin Adalet Bakanı Şevket Kazan ise sürecin dış bağlantılarına dikkat çekti. Kazan, 28 Şubat kararlarının ABD ve Pentagon tarafından dikte edildiğini öne sürerek, dönemin Genelkurmay İkinci Başkanı Çevik Bir’in 28 Şubat MGK toplantısından kısa süre önce ABD’ye yaptığı ziyareti hatırlattı. Kazan, "Pentagon'dan izin almadan bu işler olmaz" görüşünü savundu.

Dönemin Başbakan Yardımcısı Tansu Çiller ise komisyondaki ifadesinde yaşananları net bir şekilde "darbe" olarak tanımladı. Çiller, "Bu ezber bozan bir darbedir çünkü tankla tüfekle yapılmadı, Meclis'in önüne tanklar gelmedi. Eğer gelseydi siyasetçi üstüne çıkardı. Ancak Meclis'in içine bir boğa salındı" benzetmesini yaptı.