1 Mart 2026 Pazar
Haber

Tarımsal Üretimde 'İklimsel Ritim Bozukluğu' Alarmı: Bölgesel Planlama Şart

Küresel ısınmanın paradoksal bir etkisi olarak artan bahar donları, Türkiye’nin tarımsal üretimini tehdit ediyor. Uzmanlar, "ısınan dünyada don olmaz" algısının yanlışlığına dikkat çekerek, geleneksel ekim takvimlerinin terk edilmesi ve mikroklimalara göre üretim deseninin yeniden çizilmesi çağrısında bulunuyor.

Paylaş:
Tarımsal Üretimde 'İklimsel Ritim Bozukluğu' Alarmı: Bölgesel Planlama Şart

Küresel ısınmanın paradoksal bir etkisi olarak artan bahar donları, Türkiye’nin tarımsal üretimini tehdit ediyor. Uzmanlar, "ısınan dünyada don olmaz" algısının yanlışlığına dikkat çekerek, geleneksel ekim takvimlerinin terk edilmesi ve mikroklimalara göre üretim deseninin yeniden çizilmesi çağrısında bulunuyor.

BUGÜNKÜ HABERLER / ANKARA

İklim değişikliği, tarımsal üretimde bildiğimiz tüm kuralları değiştiriyor. Son yıllarda mevsim geçişlerinin sertleşmesi ve kış aylarının ılıman geçip baharda ani soğuk ataklarının yaşanması, üreticileri hazırlıksız yakalıyor. Bilim insanları, Türkiye’nin tarımsal geleceği için "sistemik bir mevsimsel kayma" ile karşı karşıya olunduğunu belirterek, her ürünün her yerde ekildiği dönemin sona ermesi gerektiği konusunda uyarıyor.

"Isınan Dünyada Don Olmaz" Yanılgısı

Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Levent Kurnaz, yaşanan sürecin basit bir sıcaklık artışı olmadığını, atmosferin dengesinin bozulduğunu vurguluyor. Kurnaz’a göre, kamuoyundaki "dünya ısınıyorsa don riski azalır" algısı büyük bir yanılgı.

Kurnaz, Kuzey Kutbu'nun dünyanın geri kalanından çok daha hızlı ısındığını, bu durumun soğuk havayı kutuplarda tutan "jet akımı" bariyerlerini zayıflattığını belirtiyor. Zayıflayan bu bariyerler, kutup soğuklarının bahar aylarında Türkiye gibi güney enlemlerine ani ve yıkıcı dalgalar halinde inmesine neden oluyor. Kurnaz bu durumu, "Kutuplar ile ekvator arasındaki sıcaklık farkı azaldıkça, bu tür ani don olaylarını daha sık göreceğiz" sözleriyle açıklıyor.

Termal Şok ve Yeni Normal

Son 25 yılın verileri incelendiğinde, Türkiye'de bahar donlarının takviminin artık öngörülemez bir hale geldiği görülüyor. Özellikle İç Anadolu, Ege ve Marmara bölgelerinde kıştan bahara geçişler keskinleşmiş durumda. Bir gün 20 dereceyi gören hava sıcaklığının, ertesi gece eksi 5 dereceye düşmesi, bitkilerde kalıcı hasar bırakan "termal şok" etkisi yaratıyor.

Prof. Dr. Kurnaz, 2026 ve sonrası için yapılan projeksiyonların, ekstrem hava olaylarının artık istisna değil, "yeni normal" olduğunu teyit ettiğini belirtiyor. Kar örtüsünün azalması veya erken erimesi de toprağı ve bitkiyi doğal yalıtımından mahrum bırakarak riski artırıyor.

Çözüm: Yasaklamayı da İçeren Bölgesel Planlama

Uzmanlar, bu risklere karşı radikal önlemler alınması gerektiği görüşünde birleşiyor. Önerilen tedbirlerin başında, tarımsal üretimin tamamen iklim haritalarına göre yeniden planlanması geliyor.

Kurnaz, "Her karış toprağa her ürünün dikilmesi dönemi bitmiştir" diyerek, mikroklima avantajı olmayan bölgelerde riskli ürünlerin ekiminin yasaklanması gerektiğini savunuyor. Çözüm önerileri arasında şunlar öne çıkıyor:

  • Çeşit Değişimi: Soğuklama ihtiyacı yüksek ve geç çiçek açan türlerin tercih edilmesi.
  • Teknik Altyapı: Sisleme, yağmurlama ve rüzgar pervaneleri gibi aktif koruma sistemlerinin devlet tarafından sübvanse edilmesi.
  • Bölgesel Kısıtlama: İklim risk haritalarına göre bazı bölgelerde hassas ürünlerin üretiminden vazgeçilmesi.

Kritik Tarih Aralığı: 15 Mart - 15 Nisan

Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkileri Bölümü Başkanı Prof. Dr. İsmet Başer ise üreticiler için en riskli takvimi 15 Mart ile 15 Nisan arası olarak işaret ediyor. Kışların ılık geçmesi nedeniyle bitkilerin erken uyandığını belirten Başer, bu durumun bitkiyi savunmasız bıraktığını ifade ediyor.

Başer, özellikle Trakya'da yoğun ekilen kanolanın çiçeklenme döneminde dona aşırı hassas olduğunu, sıcaklığın eksi 3 derecenin altına düşmesi durumunda ciddi çiçek ve bakla kaybı yaşandığını belirtiyor. Buğday ve arpada da başaklanma döneminde eksi 1 derecenin altındaki sıcaklıklar, verimi doğrudan etkiliyor.

Üreticiye Hayati Uyarılar: "Tarlayı Hemen Bozmayın"

Don olayı yaşandıktan sonra çiftçilerin panikle yaptığı hatalara da değinen Prof. Dr. Başer, şu uyarılarda bulunuyor:

  • Sabırlı Olun: Don hasarının gerçek boyutu olaydan hemen sonra değil, genellikle 5-7 gün sonra ortaya çıkar. Aceleyle tarlayı bozmak, sürüm yapmak veya yeniden ekim yapmak çoğu zaman gereksiz maliyet yaratır.
  • Gübreye Yüklenmeyin: Don sonrası bitki stresteyken hemen yüksek doz gübre veya kimyasal uygulamak, bitkiyi daha da yorar.
  • Erken Ekimden Kaçının: Özellikle soğuk havanın çöküp hareket etmediği çukur arazilerde (radyasyon donu riski olan bölgeler) erken ekim yapılmamalıdır.

Meyve Bahçelerinde Anaç Seçimi Kritik

Bahçe bitkileri açısından da riskin boyutu büyük. NKÜ Ziraat Fakültesi'nden Dr. Öğretim Üyesi Başak Müftüoğlu, badem, kayısı, erik ve şeftali gibi erken çiçek açan türlerin büyük risk altında olduğunu vurguluyor. Müftüoğlu, üreticilerin çeşit seçiminde "geç çiçek açan" veya soğuklama ihtiyacı yüksek türlere yönelmesi gerektiğini, ayrıca soğuğa dayanıklı anaç kullanımının ağacın genel direncini artıracağını belirtiyor.

İklim değişikliğinin getirdiği bu yeni düzende, Türk tarımının sürdürülebilirliği, geleneksel alışkanlıkların terk edilip, bilimin ışığında yapılacak sıkı bir bölgesel planlamaya bağlı görünüyor.