15 Ocak 2026 Perşembe
Haber

"Sünger Şehir" Modeliyle Su Krizine Doğal Çözüm: Yağışlar Fırsata Dönüştürülebilir

İklim değişikliğinin neden olduğu kuraklık tehdidine karşı şehirlerin kendi su kaynaklarını üretmesi gerektiğini vurgulayan uzmanlar, Çin ve ABD'de uygulanan yağmur suyu hasadı yöntemlerinin Türkiye'de de hayata geçirilmesi çağrısında bulundu.

Paylaş:
"Sünger Şehir" Modeliyle Su Krizine Doğal Çözüm: Yağışlar Fırsata Dönüştürülebilir

İklim değişikliğinin neden olduğu kuraklık tehdidine karşı şehirlerin kendi su kaynaklarını üretmesi gerektiğini vurgulayan uzmanlar, Çin ve ABD'de uygulanan yağmur suyu hasadı yöntemlerinin Türkiye'de de hayata geçirilmesi çağrısında bulundu.

Küresel iklim değişikliği, meteorolojik olayların şiddetini ve sıklığını değiştirirken, şehirlerin su yönetimi stratejilerini de yeniden şekillendiriyor. Karabük Üniversitesi Orman Fakültesi Orman Mühendisliği Toprak İlmi ve Ekoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Cumhur Güngöroğlu, son dönemde etkili olan kar ve yağmur yağışlarının doğru yönetilmesi durumunda, kuraklığa dirençli şehirlerin inşa edilebileceğini belirtti.

Çatılar ve Yollar Su Toplama Havzasına Dönüşmeli

Şehir yüzeylerine, caddelere, yollara, kaldırımlara ve binaların çatılarına düşen yağışın basit bir gider kalemi olarak görülmemesi gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Güngöroğlu, bu suların "yağmur suyu hasadı" yöntemiyle geri kazanılmasının hayati önem taşıdığını vurguladı.

Dünyadaki başarılı örneklere dikkat çeken Güngöroğlu, bu sistemin Çin'de "Sünger Şehirler" (Sponge Cities), ABD ve Kanada gibi ülkelerde ise "Yeşil Şehirler" adıyla uygulandığını hatırlattı. Sistemin temel mantığını açıklayan Güngöroğlu, yollara ve caddelere düşen yağışın geçirgen veya sünger benzeri malzemelerle emilerek toplanması, ardından kapalı havuzlarda veya açık göletlerde biriktirilerek yaz aylarında kullanıma sunulması gerektiğini belirtti.

"Devlet Politikası Haline Gelmeli"

Kentlerin kendi doğal ve yenilenebilir kaynaklarını üretebilir konuma gelmesi gerektiğini savunan Güngöroğlu, bu dönüşümün sadece belediyelerin inisiyatifiyle değil, topyekun bir devlet politikasıyla mümkün olabileceğine işaret etti.

Suyun toplanması ve depolanmasının teknolojik altyapı ve ciddi yatırım gerektirdiğini belirten Güngöroğlu, "Doğadan bedava kullandığımız kaynakların sonuna geliyoruz. İster devlet, ister kent yönetimi, isterse bireysel olarak evlerimizde yapabileceğimiz uygulamalarla su üretimini ve hasadını yaygınlaştırmamız gerekiyor. Meteorolojik afetlere dirençli şehirleri ancak bu vizyonla kurabiliriz" değerlendirmesinde bulundu.

"Kar Yağışına Aldanıp Tüketimi Artırmayın"

Son günlerde etkili olan yağışların rehavete yol açmaması gerektiği konusunda da uyarılarda bulunan Prof. Dr. Güngöroğlu, bol yağışlı dönemlerin ardından genellikle kurak dönemlerin geldiğini hatırlattı.

İklimdeki ani değişimlerin klasik meteorolojik hesapları altüst ettiğini vurgulayan Güngöroğlu, şunları kaydetti:

"Yağışlı dönemden birkaç ay sonra gelecek kuraklık, kazanılan suyun hızla buharlaşmasına neden olabilir. Kar yağışına güvenip su tüketimimizi artırmamalı, aksine suyu dikkatli kullanmaya devam etmeliyiz. Birbirine zıt karakterdeki meteorolojik afetleri arka arkaya görebileceğimiz bir dönemdeyiz. Şehir merkezlerine düşen suyun geçirimli yüzeylerle kazanılması, yaz aylarındaki susuzluğu gidermemiz için en kritik çıkış yoludur."