Selçuk Üniversitesi’nden Prof. Dr. Serhat Türkoğlu, suç işleyen çocukların tamamının aynı kategoride değerlendirilmesinin güvenlik zafiyeti yarattığını belirterek, yasal tanımların tekrar eden ve planlı suçlar için yeniden düzenlenmesi gerektiğini savundu.
BUGÜNKÜ HABERLER / KONYA
Çocuk adalet sisteminde rehabilitasyon odaklı yaklaşımın temelini oluşturan "suça sürüklenen çocuk" kavramı, uzmanlar tarafından yeniden masaya yatırılıyor. Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Serhat Türkoğlu, mevcut yasal tanımlamanın bazı durumlarda çocukları korumaktan ziyade, onları suç örgütlerinin hedefi haline getirebildiğine dikkat çekti. Türkoğlu, özellikle mükerrer suçlarda yasal ayrımın netleştirilmesi gerektiğini vurguladı.
"İyi Niyetli Kavram Suistimal Ediliyor"
Mevcut hukuk sisteminde, çocukların "suçlu" olarak etiketlenmemesi ve topluma kazandırılması amacıyla kullanılan "suça sürüklenen çocuk" tanımının, suç örgütleri tarafından bir "kalkan" olarak kullanıldığına işaret ediliyor. Prof. Dr. Türkoğlu, çocukların daha az ceza alacağı bilgisinin, çeteler tarafından kullanıldığını ve çocukların bu nedenle özellikle suç maşası haline getirildiğini belirtti.
Türkoğlu, konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede şu ifadeleri kullandı:
"Çocuğun suçun anlamını bilmediği, sonuçlarını algılayamadığı durumlarda bu kavram kesinlikle korunmalı. Ancak planlı, bilinçli ve tekrar tekrar işlenen suçlarda, çocukları tamamen bu koruyucu şemsiye altında değerlendirmek, ironik bir şekilde onların daha fazla istismar edilmesine yol açıyor. Çeteler, 'nasılsa az ceza alacak' mantığıyla çocukları bilinçli olarak ön plana sürüyor."
"Bilinçli ve Planlı Suç Ayrımı Şart"
Uzmanlar, suçun niteliğine ve işleniş biçimine göre daha detaylı bir yasal düzenlemenin şart olduğunu savunuyor. Türkoğlu’na göre, bir çocuğun bir suçu planlayarak, gizlilik önlemleri alarak ve tekrar eden şekilde işlemesi durumunda, mevcut "mağdur" odaklı yaklaşımın ötesine geçilmesi gerekiyor.
Sürecin sadece cezalandırma değil, çocuğu o ortamdan koparma odaklı olması gerektiğini belirten Türkoğlu, "Bilinçli ve sistematik suçlarda adli yaptırımların caydırıcılığı olmalı ki, çocukları suç makinesi gibi kullanan yapılar bu boşluktan faydalanamasın" değerlendirmesinde bulundu.
Aile ve Okul Faktörü Belirleyici
Suça sürüklenme sürecinin, çocuğun sosyal çevresinden bağımsız düşünülemeyeceğini belirten Türkoğlu, riskli gruplara erken müdahalenin önemine değindi. Aile içi iletişimsizlik, ihmal ve okulda akran zorbalığı veya suç eğilimli gruplara dahil olma isteğinin, çocuğu suça iten en temel faktörler olduğu ifade edildi.
Çocukların aidiyet hissetmek için suç işleyen gruplara katılabildiğini aktaran Türkoğlu, "Riskli ortamdaki çocuk, bir süre sonra suçu normalleştirmeye başlıyor. Ailelerin, çocuklarının kimlerle vakit geçirdiğini ve çevresinin nasıl şekillendiğini çok erken fark etmesi hayati önem taşıyor" uyarısında bulundu.