Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'nın 15 yaş altı çocuklar için sosyal medya kısıtlamalarını içeren yasa hazırlığı, sivil toplumun bu alandaki deneyimlerini yeniden tartışmaya açtı. Türkiye Gençlik ve Eğitime Hizmet Vakfı’nın (TÜRGEV) 2019 yılından bu yana yürüttüğü “Zorbalığı Engelle” projesi, barındırdığı saha verileri ve dijital eğitim modelleriyle sürecin kritik bir örneği olarak öne çıkıyor.
Türkiye’de çocukların dijital güvenliğini sağlamak amacıyla atılan yasal adımlar hız kazanırken, bu alanda yıllardır süren sivil toplum çalışmaları da yeni düzenlemelere ışık tutuyor. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ın, 15 yaş altındaki çocuklara sosyal medya yasaklarını da kapsayan torba yasa teklifinin ay sonuna kadar meclis komisyonuna sunulacağını duyurması, dikkatleri yeniden dijital okuryazarlık ve siber zorbalıkla mücadele projelerine çevirdi. Bu kapsamda, TÜRGEV tarafından altı yıldır sürdürülen “Zorbalığı Engelle” projesi, oluşturduğu veri havuzu ve eğitim modülleriyle dikkat çekiyor.
"Çocuk Koruma Kalkanı" ve Yasal Hazırlıklar
Cumhurbaşkanlığı Kabine Toplantısı sonrası açıklamalarda bulunan Bakan Göktaş, sosyal medya platformlarına çocuklara yönelik daha ağır sorumluluklar yüklemeyi hedeflediklerini belirtti. Hazırlanan düzenlemenin "çocuk koruma kalkanının bir parçası" olduğunu vurgulayan Göktaş, 15 yaşından küçüklere sosyal medya hesabı açılmasının engellenmesi ve zararlı içeriklere karşı etkin filtreleme sistemlerinin zorunlu hale getirilmesi üzerinde durduklarını ifade etti.
Bu yasal çerçeve tartışılırken, uzmanlar yasaklamaların tek başına yeterli olmayacağını, eğitici ve önleyici saha çalışmalarının da sürece entegre edilmesi gerektiğini savunuyor.
Sahadan Gelen 6 Yıllık Deneyim
TÜRGEV Eğitim Hizmetleri Departmanı bünyesindeki Eğitim Politikaları ve Planlama Müdürlüğü ile Psikolojik Danışmanlık Merkezi (PDM) tarafından 2019 yılında başlatılan proje, sadece teorik değil, pratik uygulamalarıyla da geniş bir kitleye ulaştı. "Akran Zorbalığını Önleme ve Müdahale Programı" çatısı altında yürütülen çalışmalar, çocukların ve gençlerin maruz kaldığı şiddet ve nefret diline karşı somut çözüm önerileri geliştiriyor.
Projenin saha karnesi ise oldukça kapsamlı. Bugüne kadar:
- 1.813 öğrenciye yüz yüze psikoeğitim verildi.
- 625 kişi kamuya açık seminerlere katıldı.
- 77 eğitimci, yönetici ve uzmana zorbalığı önleme ve müdahale eğitimi sağlandı.
- Toplamda 2.515 kişiye doğrudan temas edildi.
Dijital Farkındalıkta Milyonluk Erişim
Fiziksel eğitimlerin yanı sıra dijital platformlarda yürütülen farkındalık kampanyaları da projenin önemli bir ayağını oluşturuyor. Hazırlanan "Zorbalık Şimdi Çevrim İçi" tanıtım filmi ve animasyon çalışmaları toplamda 4,9 milyon izlenme rakamına ulaştı. Sosyal medya platformlarında oluşturulan topluluk ise 30 bine yakın takipçi ile çocuklara ve ailelere düzenli bilgi akışı sağlıyor.
Proje, modern iletişim araçlarını da aktif olarak kullanıyor. Geliştirilen chatbot yönlendirme sistemi, çevrim içi zorbalık rehberi, 5 modüllük e-öğrenme programı ve öğrencilerin deneyimlerini içeren "Büyüyenlerin Hikayeleri" adlı 9 bölümlük podcast serisi, mücadelenin teknolojik boyutunu oluşturuyor.
Söz konusu çalışmalar, yasal düzenlemelerin sahadaki eğitim ve farkındalık projeleriyle desteklendiğinde nasıl daha etkili olabileceğine dair somut bir model sunuyor. Yeni yasa teklifinin meclis gündemine gelmesiyle birlikte, bu tür sivil toplum inisiyatiflerinin kamu politikalarıyla nasıl entegre edileceği merak konusu.