İzmir Smyrna Antik Kenti'nde devam eden arkeolojik kazılarda, kentin tarihi dokusuna ışık tutan önemli bir keşfe imza atıldı. Yaklaşık 70 yıl aradan sonra ilk kez bulunan yeni mozaikli odanın zemininde, döneminin inancına göre mekanı "kem gözlerden" koruduğuna inanılan "Süleyman Düğümü" motifi tespit edildi.
İzmir kent merkezinde yer alan ve kentin binlerce yıllık geçmişinin en önemli tanığı olan Smyrna Agorası'nda yürütülen çalışmalar, Geç Roma Dönemi'ne ait dikkat çekici bir yapıyı gün yüzüne çıkardı. Agora'nın Kuzey Cadde bölümünde yoğunlaşan kazılarda, arkeologlar yaklaşık 3x4 metre boyutlarında, sanatsal ve simgesel değeri yüksek bir mozaik tabana ulaştı. İç içe geçmiş 12 köşeli panolarla bezeli bu taban, içerdiği sembollerle dönemin sosyal ve inanç dünyasına dair önemli veriler sunuyor.
Merkezde Koruyucu Motif: Süleyman Düğümü
Bulunan mozaiğin en dikkat çekici unsuru, merkeze işlenmiş olan "Süleyman Düğümü" motifi oldu. Kazı Başkanı ve İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Türk İslam Arkeolojisi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Akın Ersoy liderliğindeki ekip, bu motifin estetik bir tercih olmanın ötesinde, derin bir anlam taşıdığını belirledi.
Uzmanlara göre, Milattan Sonra 4. ile 6. yüzyıllar arasına tarihlenen Geç Roma Dönemi yapılarında bu tür semboller, "koruyucu" bir işlev üstleniyordu. Odanın tam merkezine yerleştirilen Süleyman Düğümü ve çevresindeki küçük haç tasvirlerinin, mekana girebilecek haset, kıskançlık ve "kem göz" gibi negatif enerjileri engellemek amacıyla tasarlandığı düşünülüyor. Arkeologlar, bu sembollerin ister kamusal bir alan olsun, isterse özel bir konut; mekan sahibini veya o alanı kullananları kötülüklerden sakınmak için kullanıldığını vurguluyor.
70 Yıl Sonra Gelen Heyecan
Smyrna Antik Kenti'nde en son 70 yıl önce benzer nitelikte bir "mozaikli salon" keşfedilmişti. Aradan geçen uzun sürenin ardından Kuzey Cadde'de yeni bir mozaik döşemeye ulaşılması, kazı ekibi ve arkeoloji dünyası için büyük bir sürpriz oldu.
Henüz sivil bir konuta mı yoksa kamusal bir yapıya mı ait olduğu kesinleşmeyen bu odanın, antik kentin en işlek ve önemli caddelerinden biri üzerinde yer alması, yapının önemini artırıyor. Prof. Dr. Ersoy ve ekibi, yapının fonksiyonunu tam olarak belirleyebilmek için çalışmalarını sürdürüyor.
19. Yüzyılda Yeniden Kullanılmış
Keşfin bir diğer ilginç boyutu ise yapının katmanlarında gizli. Arkeolojik incelemeler, "mozaikli oda"nın yaklaşık 1500 yıl sonra, 19. yüzyılda bölgede inşa edilen yapılar tarafından yeniden kullanıldığını ortaya koydu.
Bölgedeki gayrimüslim hastanesi veya çevredeki konutların inşası sırasında, Geç Antik Dönem'den kalan bu sağlam mozaik zeminin fark edildiği ve beğenilerek korunduğu anlaşıldı. 19. yüzyıl ustalarının, inşa ettikleri duvarların sıvasını doğrudan bu mozaiğin üzerine yatırdığı, böylece antik tabanın yüzyıllar sonra bile bir zemin döşemesi olarak işlev görmeye devam ettiği tespit edildi.
Kazı Alanı Genişliyor
Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın "Geleceğe Miras Projesi" kapsamında yıl boyu kesintisiz devam eden çalışmalarda bir sonraki hedef, kazı alanını genişletmek. Kazı ekibi, 2026 yılı planlamasında alanı büyüterek, mozaikli odanın bağlantılı olduğu diğer mekanları ve olası yeni buluntuları açığa çıkarmayı hedefliyor. Smyrna Agorası, İzmir'in tarihsel derinliğini belgeleyen sürprizleriyle arkeoloji dünyasını heyecanlandırmaya devam ediyor.