Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Tıp Fakültesi Kardiyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mahmut Şahin, hipertansiyonun sinsi ilerleyişine dikkat çekti. Hastalığın çoğu zaman belirti vermediğini vurgulayan Şahin, "Ben iyiyim" yanılgısının tedaviyi geciktirdiğini ve ciddi organ hasarlarına zemin hazırladığını belirtti.
Dünya genelinde ve Türkiye’de en yaygın kronik rahatsızlıklardan biri olan hipertansiyon, teşhis edilmediğinde hayati risk taşıyan sonuçlara yol açabiliyor. KTÜ Tıp Fakültesi Kardiyoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mahmut Şahin, hastalığın sinsi karakterine vurgu yaparak, vatandaşların rutin kontrolleri ihmal etmemesi gerektiği konusunda önemli uyarılarda bulundu.
"Ben İyiyim" Yanılgısı Teşhisi Geciktiriyor
Hipertansiyonun toplumda genellikle baş ağrısı, burun kanaması veya baş dönmesi gibi belirgin şikayetlerle ilişkilendirildiğini, ancak tablonun her zaman böyle seyretmediğini belirten Doç. Dr. Şahin, bu durumun hastaları rehavete sürüklediğini ifade etti.
Hastalığın belirti vermeden, sessizce ilerleyebildiğinin altını çizen Şahin, "Hipertansiyon sinsi bir hastalık. Çoğu zaman şikayet vermeyebiliyor. Hastalar 'ben iyiyim, ne gerek var, hasta değilim ki' gibi mantıklarla tansiyon ölçtürmüyor" değerlendirmesinde bulundu. Bu yaklaşımın, hastalığın fark edilmeden ilerlemesine ve vücutta kalıcı hasarlar bırakmasına neden olduğu belirtiliyor.
Belirti Vermemesi Zarar Vermediği Anlamına Gelmiyor
Uzmanlar, kişinin kendini fiziksel olarak iyi hissetmesinin tansiyon değerlerinin normal olduğu anlamına gelmediğini vurguluyor. Yüksek kan basıncı, herhangi bir ağrı ya da sızı yaratmadan yıllarca damar yapısını bozabiliyor.
Doç. Dr. Şahin'in işaret ettiği bu "sinsi ilerleyiş" süreci; kalp yetmezliği, inme (felç), böbrek yetmezliği ve görme kaybı gibi geri dönüşü zor sağlık sorunlarının temelini oluşturuyor. Çoğu hasta, tansiyon hastası olduğunu ancak bu ciddi komplikasyonlardan biriyle hastaneye başvurduğunda öğrenebiliyor.
Rutin Kontrol Hayat Kurtarıyor
Kardiyoloji uzmanları, hipertansiyonla mücadelenin ilk adımının farkındalık olduğunu belirtiyor. Özellikle ailesinde hipertansiyon öyküsü olanların, 40 yaş üstü bireylerin ve risk grubundaki kişilerin, herhangi bir şikayetleri olmasa dahi düzenli aralıklarla tansiyonlarını ölçtürmeleri gerektiği ifade ediliyor.
Erken teşhis sayesinde yaşam tarzı değişiklikleri ve gerekirse ilaç tedavisi ile kan basıncının kontrol altına alınabildiğini belirten uzmanlar, "şikayet beklemeyin, önlem alın" çağrısında bulunuyor.