1 Mart 2026 Pazar
Haber

Şeref Malkoç’tan 28 Şubat Faturası: Türkiye’nin Kaybı 300 Milyar Dolar

Eski Kamu Başdenetçisi Şeref Malkoç, 28 Şubat postmodern darbesinin Türkiye ekonomisine verdiği zararın TBMM raporlarına göre 300 milyar dolar olduğunu belirterek, sürecin savunma sanayiindeki atılımları on yıllarca geciktirdiğine dikkat çekti.

Paylaş:
Şeref Malkoç’tan 28 Şubat Faturası: Türkiye’nin Kaybı 300 Milyar Dolar

Eski Kamu Başdenetçisi Şeref Malkoç, 28 Şubat postmodern darbesinin Türkiye ekonomisine verdiği zararın TBMM raporlarına göre 300 milyar dolar olduğunu belirterek, sürecin savunma sanayiindeki atılımları on yıllarca geciktirdiğine dikkat çekti.

Bugünkü Haberler / Ankara

Eski Kamu Başdenetçisi Şeref Malkoç, Türk demokrasi tarihine "postmodern darbe" olarak geçen 28 Şubat sürecinin 29. yıl dönümünde yaptığı değerlendirmelerde, darbenin ekonomik ve stratejik maliyetine ilişkin çarpıcı veriler paylaştı. Malkoç, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Araştırma Komisyonu raporlarına atıfta bulunarak, o dönem yaşanan hukuksuzlukların Türkiye’ye faturasının 300 milyar dolar olarak hesaplandığını açıkladı.

"Savunma Projeleri Yıllarca Ertelendi"

Malkoç, 28 Şubat sürecinin sadece siyasi ve sosyal hayatı değil, Türkiye'nin stratejik kalkınma planlarını da doğrudan hedef aldığını vurguladı. Darbenin Türkiye'nin savunma sanayiindeki gelişimini sekteye uğrattığını belirten Malkoç, "Eğer 28 Şubat müdahalesi olmasaydı, bugün gururla bahsettiğimiz yerli tank, füze ve savaş uçağı projelerimiz çok daha erken tarihlerde hayata geçirilmiş olacaktı. 28 Şubat bu projeleri engelledi ve öteledi" ifadelerini kullandı.

Malkoç, merhum Başbakan Necmettin Erbakan’ın 1950'li yıllardan itibaren Türkiye’nin ağır sanayi ve savunma hamlesini planladığını, bugün TUSAŞ ve ROKETSAN gibi kurumların yürüttüğü projelerin temellerinin o vizyona dayandığını hatırlattı.

"Asıl Hedef İç Savaş Çıkarmaktı"

Dönemin atmosferine değinen Malkoç, 28 Şubatçıların anayasayı ve hukuku açıkça ihlal ettiğini belirterek, sürecin arkasında Türkiye’yi bir iç savaşa sürükleme planı olduğunu savundu. Malkoç, "Burada dış bağlantılı, özellikle ABD ve İsrail eksenli net bir proje vardı. O dönem Türkiye-İsrail ilişkilerinin seyrine bakıldığında bu durum daha net anlaşılacaktır. Hedef, toplumun manevi köklerini kazımak ve kardeşi kardeşe kırdırmaktı" dedi.

Malkoç, o dönemde cami yapımlarının kısıtlanması, imam hatip okullarına katsayı engeli getirilmesi ve Kur'an kurslarının kapatılması gibi uygulamaların toplum üzerinde büyük bir travma yarattığını, ancak milletin sağduyusu sayesinde bu tahriklerin boşa çıkarıldığını dile getirdi.

"Tankla Balans Ayarı Dönemi Kapandı"

28 Şubat sürecinde "Gerekirse silah kullanırız, milyonlar ölür" tehditlerinin savrulduğunu ve Sincan’da tankların yürütüldüğünü hatırlatan Malkoç, demokrasilerde balans ayarının tankla değil sandıkla verileceğinin altını çizdi. 28 Şubat’ın faillerinin yıllar sonra da olsa yargı önünde hesap verdiğini belirten Malkoç, "Bu millet, o günkü hukuksuzluklara cevabını sandıkta verdi. Artık Türkiye’de vesayet odaklarının, darbe heveslilerinin devri kapanmıştır" değerlendirmesinde bulundu.

Erbakan’dan Tarihi Uyarı

Döneme dair şahit olduğu bir anıyı da paylaşan Malkoç, merhum Necmettin Erbakan’ın o süreçte dahi hukukun dışına çıkmadığını ve muhataplarını uyardığını anlattı. Erbakan’ın, kararları imzalaması için baskı yapan dönemin MGK Genel Sekreteri'ne, "Bizler inançlı insanlarız. Eğer sen içten bir şekilde 'bunu imzala' diyorsan imanın gider" şeklinde tarihi bir uyarıda bulunduğunu aktardı. Malkoç, Erbakan’ın en zor anlarda bile Türk Silahlı Kuvvetleri’nin kurumsal kimliğini korumaya özen gösterdiğini ve cuntacıları ordunun aslından ayrı tuttuğunu sözlerine ekledi.