15 Ocak 2026 Perşembe
Haber

Şehirlerin Hafızasını Kazıyan Adam: Burhan Doğançay ve 'Dünya Duvarları' Mirası

Kent duvarlarını toplumların aynası olarak gören ve bu tutkuyla 114 ülkeyi dolaşarak çağdaş Türk resminde silinmez bir iz bırakan Burhan Doğançay, vefatının 13. yılında anılıyor.

Paylaş:
Şehirlerin Hafızasını Kazıyan Adam: Burhan Doğançay ve 'Dünya Duvarları' Mirası

Kent duvarlarını toplumların aynası olarak gören ve bu tutkuyla 114 ülkeyi dolaşarak çağdaş Türk resminde silinmez bir iz bırakan Burhan Doğançay, vefatının 13. yılında anılıyor.

Türk çağdaş sanatını küresel ölçekte temsil eden en önemli isimlerden biri olan Burhan Doğançay'ın aramızdan ayrılışının üzerinden 13 yıl geçti. 16 Ocak 2013 tarihinde İstanbul'da hayata veda eden sanatçı, geride sadece tablolar değil, dünya kentlerinin sokaklarında zamanın ve insanın bıraktığı izleri belgeleyen devasa bir görsel arşiv bıraktı. Diplomatlık kariyerini sanata olan tutkusu uğruna terk eden Doğançay, New York'tan Togo'ya kadar uzanan yolculuğunda "duvarların dilini" çözmeye çalıştı.

Diplomasiden Sanata Uzanan Yolculuk

1929 yılında İstanbul'da doğan Burhan Doğançay, sanatla ilk temasını babası harita subayı ve ressam Adil Doğançay aracılığıyla kurdu. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ndeki eğitiminin ardından Paris'e giderek ekonomi doktorası yapan Doğançay, bu yıllarda La Grande Chaumière'deki sanat kurslarına devam ederek resim tutkusunu akademik kariyeriyle paralel yürüttü.

Gençlik yıllarında Gençlerbirliği'nde futbol oynayan ve çok yönlü bir kişiliğe sahip olan Doğançay'ın hayatındaki kırılma noktası, diplomat olarak görev yaptığı New York'ta gerçekleşti. 1960'ların başında New York sokaklarındaki duvarların üzerindeki afişler, grafitiler ve zamanın aşındırıcı etkisi ilgisini çekmeye başladı. 1964 yılında diplomatik görevinden istifa ederek kendini tamamen sanata adama kararı aldı ve New York'a yerleşti.

114 Ülke, Binlerce Duvar

Doğançay'ın sanat pratiğinin merkezinde, 1970'lerin ortasında başladığı ve "Dünya Duvarları" adını verdiği kapsamlı fotoğraf projesi yer alıyordu. Sanatçı, bu proje kapsamında 114 ülkeyi gezerek şehir duvarlarını fotoğrafladı. Doğançay için duvarlar sadece fiziksel yapılar değil, toplumların sosyo-ekonomik durumunu, siyasi çalkantılarını ve kültürel değişimlerini yansıtan birer "ayna" niteliğindeydi.

New York'un arka sokaklarından Paris metrolarına, İsrail'den Küba'ya kadar uzanan bu arşiv, sanatçının tuvallerine de ilham kaynağı oldu. "Kurdeleler", "Koniler", "Kırıklar" gibi serileriyle tanınan sanatçı, kolaj ve fümaj (is) tekniklerini kullanarak duvar dokusunu üç boyutlu bir derinlikle eserlerine taşıdı.

Mavi Senfoni ve Küresel Başarı

Burhan Doğançay, eserleri dünyanın en prestijli müzelerinin kalıcı koleksiyonlarına giren ender Türk sanatçılar arasında yer aldı. Metropolitan Sanat Müzesi (The MET), Modern Sanat Müzesi (MoMA), Guggenheim Müzesi, British Museum ve Centre Pompidou gibi kurumlar, Doğançay'ın eserlerini bünyesinde barındırıyor.

Sanatçının kariyerindeki en çok konuşulan anlardan biri ise 2009 yılında yaşandı. Doğançay'ın "Mavi Senfoni" adlı eseri, o dönemde düzenlenen bir müzayedede 2,2 milyon TL'ye satılarak, yaşayan bir Türk ressamın en yüksek fiyata alıcı bulan eseri unvanını kazandı. Bu satış, Türk çağdaş sanat piyasasının uluslararası standartlara ulaşmasında sembolik bir dönüm noktası olarak kabul edildi.

Beyoğlu'nda Yaşayan Miras

Sanatçı, sadece eserleriyle değil, kurduğu müzeyle de Türkiye'nin kültür sanat hayatına katkıda bulundu. 2004 yılında İstanbul Beyoğlu'nda açılan Doğançay Müzesi, Türkiye'nin ilk kişisel çağdaş sanat müzesi olma özelliğini taşıyor. Müze, sanatçının babası Adil Doğançay ve kendi eserlerine ev sahipliği yaparken, aynı zamanda sanatçının "Dünya Duvarları" projesinin kapsamlı bir retrospektifini sunmaya devam ediyor.

Vefatının 13. yılında Burhan Doğançay, "En büyük tutkum" dediği duvarlar aracılığıyla anlatmaya çalıştığı insan hikayeleri ve şehir efsaneleriyle sanatseverlerin hafızasındaki yerini koruyor.