28 Şubat 2026 Cumartesi
Haber

Sebastia'da Tarih Savaşı: İsrail, Antik Kenti ve Yerleşimleri İlhak Etmeye Hazırlanıyor

Batı Şeria’nın tarihi Sebastia beldesinde yaşayan Filistinliler, İsrail hükümetinin bölgeye yönelik 32 milyon şekellik "turizm yatırımı" adı altındaki ilhak planıyla hem binlerce yıllık kültürel miraslarını hem de evlerini kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya.

Paylaş:
Sebastia'da Tarih Savaşı: İsrail, Antik Kenti ve Yerleşimleri İlhak Etmeye Hazırlanıyor

Batı Şeria’nın tarihi Sebastia beldesinde yaşayan Filistinliler, İsrail hükümetinin bölgeye yönelik 32 milyon şekellik "turizm yatırımı" adı altındaki ilhak planıyla hem binlerce yıllık kültürel miraslarını hem de evlerini kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya.

BUGÜNKÜ HABERLER — İşgal altındaki Batı Şeria’nın kuzeyinde, Nablus yakınlarında yer alan ve Helenistik dönemden Osmanlı’ya kadar uzanan katmanlı bir tarihe ev sahipliği yapan Sebastia, İsrail’in yeni bir ilhak hamlesinin merkezine oturdu. Bölgedeki Filistinliler, İsrail hükümetinin arkeolojik alanı "milli park" statüsüne alarak yerleşimci kontrolüne devretme planının, sadece tarihi eserleri değil, belde halkının evlerini ve zeytinliklerini de yutacağından endişe ediyor.

Arkeoloji Kılıfıyla "Yumuşak İlhak"

Sebastia, 1990’larda imzalanan Oslo Anlaşmaları gereği fiili olarak ikiye bölünmüş durumda. Beldenin yerleşim alanları Filistin idaresindeki "B Bölgesi"nde kalırken, antik sütunların ve amfitiyatronun bulunduğu arkeolojik sit alanı ise İsrail askeri kontrolündeki "C Bölgesi" sınırları içinde yer alıyor. Ancak sahadaki son gelişmeler, İsrail’in bu ayrımı fiilen ortadan kaldırmaya hazırlandığını gösteriyor.

Tel Aviv yönetiminin tartışmalı Miras Bakanı Amihai Eliyahu, geçtiğimiz aylarda bölgeye yönelik iddialı bir plan açıkladı. Yaklaşık 32 milyon şekellik (10 milyon doların üzerinde) bir bütçeyle bölgenin "restore edileceğini" duyuran Eliyahu, antik kentteki Filistin bayrağının indirilip yerine İsrail bayrağı dikileceğini ve alanın ücretli bir turistik merkeze dönüştürüleceğini belirtti.

Yerel kaynaklar ve insan hakları örgütleri, bu hamleyi arkeolojik koruma değil, siyasi bir "ilhak" projesi olarak nitelendiriyor. İsrail kabinesinin yakın zamanda aldığı ve işgal altındaki Batı Şeria’da sivil idarenin yetkilerini genişleten kararlar, Sebastia’daki endişeleri daha da artırdı.

1800 Dönümlük Arazi Tehdit Altında

Sebastia Belediye Başkanı Muhammed Azim, İsrail’in planının sadece tarihi kalıntılarla sınırlı olmadığını vurguluyor. Azim’e göre, İsrail makamlarının "arkeolojik alan" olarak tanımlayıp kamulaştırmayı hedeflediği bölge, yaklaşık 1800 dönümlük bir alanı kapsıyor.

Bu genişleme planı, belde halkı için hayati önem taşıyan zeytinlikleri, tarım arazilerini ve hatta bazı evleri doğrudan tehdit ediyor. Azim, bölgedeki arazilerin tapulu Filistin mülkü olduğunu, ellerinde 1967 işgali öncesine dayanan belgeler bulunduğunu belirtse de, İsrail askeri emirleri karşısında hukuki mücadelenin zorluğuna dikkat çekiyor.

Bölgedeki durum, özellikle 7 Ekim 2023 sonrası süreçte daha da sertleşti. İsrail ordusunun bölgedeki baskınlarını artırdığı, Filistinlilerin kendi arazilerine girmesinin dahi engellendiği bildiriliyor.

Turizmden Geçinen Esnaf Çaresiz

Sebastia, sadece tarihi önemiyle değil, aynı zamanda Yahya Peygamber’in (Vaftizci Yahya) mezarının bulunduğuna inanılan Yuhanna Kilisesi ile de inanç turizmi açısından kritik bir nokta. Ancak artan askeri baskı ve yerleşimci şiddeti, yerel ekonomiyi çökme noktasına getirdi.

Antik kentin hemen yanı başında restoran işleten Filistinli Nahid Rızık, turizmin tamamen durduğunu belirtiyor. Rızık, İsrail güçlerinin daha önce iş yerini buldozerlerle yıktığını, şimdi ise arazilerine girip zeytin toplamanın bile yasaklandığını ifade ediyor. Traktörle araziye girmeye çalışanlara ağır para cezaları kesildiği ve araçlarına el konulduğu aktarılıyor.

Tarihi Yeniden Yazma Çabası

Arkeologlar ve sivil toplum kuruluşları, Sebastia’daki projenin bölgenin çok kültürlü kimliğini silmeyi amaçladığı uyarısında bulunuyor. İsrailli STK Emek Shaveh'den uzmanlar, bölgenin Roma, Bizans, İslam ve Osmanlı dönemlerine ait zengin bir mirasa sahip olmasına rağmen, İsrail hükümetinin sadece "İsrail Krallığı" dönemini öne çıkaran tek taraflı bir anlatı inşa etmeye çalıştığını belirtiyor.

Planın hayata geçmesi durumunda, Filistinlilerin yüzyıllardır koruyuculuğunu üstlendiği bu mirasın, tamamen yerleşimci örgütlerin denetimine girmesi ve Filistin halkının kendi topraklarındaki tarihe yabancılaştırılması bekleniyor.