Birleşmiş Milletler verileri, silahlı çatışmalarda çocuk istismarının korkutucu boyutlara ulaştığını ortaya koyuyor. Cephede savaştırılan çocukların yanı sıra, casusluk ve lojistik gibi geri plandaki karanlık görevlerde kullanılan çocukların sayısı 2024'te yüzde 25 artışla rekor seviyeye çıktı.
Bugünkü Haberler / İstanbul
Dünya genelinde silahlı çatışmaların en savunmasız mağdurları olan çocuklar, yalnızca cephe hatlarında değil, çatışmaların görünmeyen yüzünde de sistematik bir sömürü çarkının içine çekiliyor. 12 Şubat Çocuk Askerlerin Kullanılmasına Karşı Uluslararası Mücadele Günü kapsamında yayımlanan güncel veriler, çocuklara yönelik ihlallerin endişe verici bir hızla arttığını ve biçim değiştirdiğini gözler önüne seriyor. Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreterliğinin Silahlı Çatışmalarda Çocuklar Özel Temsilciliği tarafından hazırlanan son rapora göre, 2024 yılında çocuklara yönelik ağır ihlaller bir önceki yıla kıyasla yüzde 25 oranında artarak tarihi bir zirveye ulaştı.
Sadece Asker Değil, "Çok Amaçlı" İstismar
Uluslararası raporlara yansıyan detaylar, kamuoyunda bilinen "çocuk asker" kavramının ötesinde, çok daha karmaşık ve karanlık bir tablonun varlığına işaret ediyor. Silahlı gruplar ve bazı devlet güçleri, çocukları yalnızca sıcak çatışmada "tetikçi" olarak kullanmıyor. Rapora göre binlerce çocuk; aşçılık, mesaj kuryeliği, mühimmat taşıyıcılığı ve casusluk gibi stratejik ancak hayati risk taşıyan görevlerde zorla çalıştırılıyor.
BM kriterlerine göre, bir çocuğun silahlı bir yapıyla "ilişkilendirilmesi" için eline silah verilmesi gerekmiyor. Lojistik destekten istihbarat toplamaya kadar herhangi bir kapasitede kullanılan 18 yaş altı her birey, bu ağır ihlalin mağduru sayılıyor. 2024 yılı verilerine göre, tespit edilebilen 7 bin 402 çocuk doğrudan çatışma bölgelerinde aktif olarak kullanıldı. Bu çocukların büyük bir kısmı, kaçırılma ve fiziksel şiddetin yanı sıra, çatışma ortamının yarattığı travmatik psikolojik etkilerle baş başa bırakılıyor.
Cinsel Şiddet Bir Savaş Silahına Dönüştü
Raporun en çarpıcı ve sarsıcı bölümlerinden birini cinsel şiddet verileri oluşturuyor. Silahlı çatışmalarda çocuklara yönelik cinsel istismar ve tecavüz vakalarında, 2024 yılında bir önceki yıla göre yüzde 35'lik bir artış kaydedildi. Uzmanlar, cinsel şiddetin çatışma bölgelerinde toplumu sindirmek, nüfusu göçe zorlamak ve kontrol sağlamak amacıyla "bilinçli ve sistematik bir savaş taktiği" olarak kullanıldığına dikkat çekiyor.
Özellikle kız çocuklarının hedef alındığı bu saldırılar, mağdurların "damgalanma" korkusu ve misilleme endişesiyle sessiz kalması nedeniyle tam olarak kayıt altına alınamıyor. Sahadaki gerçek rakamların, resmi raporlara yansıyanın çok üzerinde olduğu tahmin ediliyor.
İhlallerin Merkez Üssü: Orta Doğu ve Afrika
Çocuklara yönelik ağır ihlallerin coğrafi dağılımı incelendiğinde, kriz bölgelerindeki yoğunluk dikkat çekiyor. İhlallerin sayısal olarak en yüksek olduğu bölgeler sırasıyla İsrail ve işgal altındaki Filistin toprakları, Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Somali, Nijerya ve Haiti olarak sıralandı.
Öte yandan, ihlallerin artış hızı bakımından Lübnan yüzde 545'lik artışla listenin başında yer alırken, onu Mozambik, Haiti, Etiyopya ve Ukrayna takip etti. Bu bölgelerde çocukların öldürülmesi, yaralanması ve insani yardıma erişimlerinin engellenmesi gibi suçların yanı sıra, okul ve hastane gibi korunaklı olması gereken alanlara yönelik saldırılarda da ciddi artışlar gözlemlendi.
Suriye'de Sistematik Çocuk Kaçırma Eylemleri
Suriye'deki çatışma ortamı, çocukların silahlı yapılar tarafından kullanılmasının en somut örneklerinden birini teşkil etmeye devam ediyor. ABD Dışişleri Bakanlığı'nın 2024 İnsan Kaçakçılığı Raporu ve BM belgeleri, terör örgütü YPG/SDG'nin çocukları zorla silah altına aldığını teyit ediyor.
Uluslararası kuruluşların belgelediği vakalara göre, örgüt "çocukları silah altına almayacağı" yönünde taahhütlerde bulunmasına rağmen, 2023 ve 2024 yıllarında yüzlerce çocuğu kadrolarına kattı. Örgütün elinden kaçmayı başaran veya serbest kalan çocukların tanıklıkları, Haseke ve Rakka gibi bölgelerdeki kamplarda çocuklara zorla askeri ve ideolojik eğitim verildiğini, parmak izlerinin alınarak kayıt altına alındıklarını ve kötü muameleye maruz kaldıklarını doğruluyor.
Uluslararası toplumun tüm çağrılarına rağmen, devletler ve devlet dışı silahlı aktörler tarafından işlenen bu suçların büyük bir kısmı cezasız kalmaya devam ediyor. Bu "cezasızlık kültürü", çocukları korumaya yönelik uluslararası mekanizmaların caydırıcılığını zayıflatırken, gelecek nesillerin barış içinde yaşama hakkını da elinden alıyor.