15 Ocak 2026 Perşembe
Haber

Savaş Odalarında Yeni Ekran: Sosyal Medya Verileri Karar Mekanizmalarını Nasıl Değiştirdi?

Geleneksel istihbarat raporlarının yerini anlık sosyal medya akışlarının aldığı yeni bir dönemdeyiz. Açık Kaynak İstihbaratı (OSINT), kriz anlarında askeri ve siyasi liderlerin ilk başvurduğu kaynak haline gelirken, bu hız beraberinde kritik güvenlik risklerini de getiriyor.

Paylaş:
Savaş Odalarında Yeni Ekran: Sosyal Medya Verileri Karar Mekanizmalarını Nasıl Değiştirdi?

Geleneksel istihbarat raporlarının yerini anlık sosyal medya akışlarının aldığı yeni bir dönemdeyiz. Açık Kaynak İstihbaratı (OSINT), kriz anlarında askeri ve siyasi liderlerin ilk başvurduğu kaynak haline gelirken, bu hız beraberinde kritik güvenlik risklerini de getiriyor.

Modern çatışma ve kriz yönetiminde dengeler kökten değişiyor. Eskiden saatler süren analizlerin ardından devlet başkanlarının önüne gelen "çok gizli" ibareli dosyalar, yerini saniyeler içinde dünyaya yayılan sosyal medya paylaşımlarına bırakmaya başladı. Özellikle X (eski adıyla Twitter) gibi platformlar, artık sadece birer iletişim aracı değil, küresel "savaş odalarının" (war room) vazgeçilmez bir parçası olarak konumlanıyor.

Bugünkü Haberler olarak, askeri ve siyasi karar alma süreçlerinin dijitalleşen yüzünü ve Açık Kaynak İstihbaratı'nın (OSINT) yükselişini mercek altına aldık.

İstihbaratın Omurgası Değişiyor

Veri Bilimi Uzmanı Emre Durgut’un değerlendirmelerine göre, sosyal medya artık "Gerçek Zamanlı Açık Kaynak İstihbaratı"nın omurgası haline gelmiş durumda. Venezuela’daki son kriz ve benzeri küresel olaylarda görüldüğü üzere, sahada bulunan gazeteciler ve yerel tanıkların paylaştığı anlık veriler, geleneksel istihbarat ağlarından çok daha hızlı bir şekilde karar alıcıların ekranına düşüyor.

Eskiden istihbarat verileri katman katman süzülüp, analiz edilip özetlenerek üst makamlara sunulurdu. Bugün ise bir devlet başkanı, sahadaki durumu milyonlarca sıradan kullanıcıyla aynı anda, canlı olarak takip edebiliyor. Bu durum, liderlere durumsal farkındalık açısından büyük bir avantaj sağlasa da, ham veriye dayalı karar alma riskini de beraberinde getiriyor.

Savaş Odalarının Görünmez Kahramanları: Yapay Zeka Araçları

Kriz masalarında dev ekranlara yansıyan sosyal medya akışları, göründüğü kadar "ham" değil. Arka planda devasa bir teknolojik süzgeç işliyor. Uzmanlara göre, bu odalarda sadece ekran izlenmiyor; sofistike yapay zeka araçları saniyeler içinde milyonlarca veriyi işliyor:

  • Doğal Dil İşleme (NLP): Paylaşımların duygusal tonunu ve güvenilirliğini analiz ediyor.
  • Görüntü Tanıma: Sahadan gelen fotoğrafların manipüle edilip edilmediğini veya eski tarihli olup olmadığını teyit ediyor.
  • Ağ Analizi: Paylaşımı yapan hesapların bot mu yoksa gerçek kişi mi olduğunu, bir dezenformasyon ağının parçası olup olmadıklarını haritalandırıyor.

Bu teknolojiler sayesinde, bir fotoğraftan coğrafi konum tespiti yapmak veya bir askeri hareketliliği doğrulamak saniyeler sürüyor.

Dezenformasyon: Modern Savaşın Standart Taktiği

OSINT’in karar alma mekanizmalarının merkezine yerleşmesi, karşı istihbarat taktiklerini de değiştirdi. Artık dezenformasyon, modern savaşın standart bir parçası. Rakip aktörler, sahte hesaplar ve kurgulanmış içeriklerle karar vericileri "yemleme" yoluna gidiyor.

Uzmanlar, bu kaosun akıllı aktörler için bir avantaja da dönüşebileceğini belirtiyor. Rakibin ürettiği dezenformasyonun yayılma biçimi analiz edilerek, karşı tarafın asıl niyeti ve korkuları tespit edilebiliyor. Ancak bu süreç, insan gözetimi olmaksızın sadece algoritmalara bırakıldığında büyük hatalara gebe.

Özel Şirketlere Bağımlılık ve "Asimetrik Güç" Tehlikesi

Devletlerin en kritik kararlarını alırken özel şirketlerin algoritmalarına güvenmesi, stratejik bir zafiyet tartışmasını da beraberinde getiriyor. X gibi platformların algoritmaları, hangi bilginin öne çıkacağına ticari veya keyfi parametrelerle karar verebiliyor.

Özellikle Elon Musk gibi platform sahiplerinin, kriz anlarında bilgi akışını şekillendirebilecek "kontrolsüz bir güce" sahip olması, devletler için yeni bir asimetrik tehdit olarak tanımlanıyor. Algoritma değişiklikleri veya erişim kısıtlamaları, bir ülkenin ulusal güvenlik politikalarını doğrudan etkileyebilecek potansiyele sahip.

Bu tablo, devletlerin sadece yabancı platformlara bel bağlamak yerine, kendi yerli analiz araçlarını ve platformlarını geliştirmelerinin bir tercih değil, zorunluluk olduğunu ortaya koyuyor.