28 Şubat 2026 Cumartesi
Haber

Savaş Ekonomisinin 5. Yılı: Rusya'da "Askeri Keynesçilik" ve Derinleşen Çatlaklar

Ukrayna savaşıyla birlikte Batı'nın ağır yaptırımlarına maruz kalan Rusya, savunma sanayine dayalı yeni bir ekonomik model inşa ediyor. Ancak büyüme rakamlarının ardında rekor iş gücü açığı, yüksek enflasyon ve aşırı ısınma sinyalleri yatıyor.

Paylaş:
Savaş Ekonomisinin 5. Yılı: Rusya'da "Askeri Keynesçilik" ve Derinleşen Çatlaklar

Ukrayna savaşıyla birlikte Batı'nın ağır yaptırımlarına maruz kalan Rusya, savunma sanayine dayalı yeni bir ekonomik model inşa ediyor. Ancak büyüme rakamlarının ardında rekor iş gücü açığı, yüksek enflasyon ve aşırı ısınma sinyalleri yatıyor.

Moskova, Ukrayna'da başlattığı savaşın beşinci yılına girerken, ülke ekonomisi Batı tarihinin en kapsamlı yaptırım paketlerine rağmen ayakta kalmayı başardı. Ancak bu direnç, ekonominin yapısında köklü ve sancılı bir dönüşümü de beraberinde getirdi. Kremlin'in "Askeri Keynesçilik" olarak tanımlanan yeni stratejisi, devlet harcamalarının savunma sanayine akıtılmasıyla büyüme sağlasa da, sivil sektörlerdeki daralma ve kronikleşen iş gücü krizi geleceğe dair soru işaretlerini artırıyor.

Savunma Odaklı Büyüme ve Bütçe Dengesi

Savaşın ilk yıllarında finansal şok yaşayan Rus ekonomisi, 2024 ve 2025 yıllarında kağıt üzerinde yüksek büyüme oranları yakaladı. Ancak bu büyümenin motorunu, sivil üretimden ziyade devletin savunma sanayine verdiği devasa siparişler oluşturuyor. Demir, çelik, makine ve kimya gibi ağır sanayi kollarında üretim rekorları kırılırken, bu canlılık doğrudan federal bütçeden fabrikalara aktarılan kaynaklarla besleniyor.

Yapılan projeksiyonlara göre, bu yıl Rusya'nın federal bütçesinde savunma harcamalarının payının yüzde 38'e ulaşması bekleniyor. Bu durum, sosyal harcamaların kısıtlanmasına ve tüketici ürünlerinde arz sıkıntılarının yaşanmasına neden oluyor. İthalat bağımlılığının devam ettiği sivil ürünlerde ise "paralel ithalat" kanalları devrede tutulmaya çalışılıyor.

Tarihi İş Gücü Krizi: Fabrikalar İşçi Bulamıyor

Rus ekonomisinin karşı karşıya olduğu en büyük yapısal tehdit ise derinleşen personel kıtlığı. Resmi verilere göre işsizlik oranı yüzde 2,4 ile tarihi dip seviyeleri görse de, uzmanlar bu durumu bir başarıdan ziyade demografik bir krizin yansıması olarak yorumluyor.

Kısmi seferberlik kararıyla cepheye gidenler ve ülkeden ayrılan yüz binlerce eğitimli personel, iş gücü piyasasında dev bir boşluk yarattı. Sanayi ve Ticaret Bakanlığı verilerine göre, 2026 başı itibarıyla sanayi sektöründeki nitelikli işçi açığı 4,8 milyon kişiye ulaştı. Fabrikalar, üretim kapasitelerini koruyabilmek için birbirlerinden çalışan transfer etmeye çalışırken, bu rekabet reel ücretlerin verimlilikten çok daha hızlı artmasına yol açıyor.

Merkez Bankası ve Enflasyon Sarmalı

İşçi ücretlerindeki kontrolsüz artış ve devletin piyasaya pompaladığı para, enflasyonist baskıları canlı tutuyor. Rusya Merkez Bankası, enflasyonu dizginleyebilmek için politika faizini uzun süredir yüzde 20 bandında tutmak zorunda kalıyor. Bankanın "şahin" duruşu, durgunluktan şikayet eden Rus iş dünyasının tepkisini çekerken, Başkan Elvira Nabiullina eleştirilerin odağında yer alıyor.

Devlet kalkınma bankası VEB'in son tahminleri de ekonomideki soğumayı teyit ediyor. Banka, 2024'te yüzde 4,3'ü gören büyüme hızının, 2026 sonunda yüzde 1'in altına, hatta yüzde 0,8 seviyesine gerileyebileceği uyarısında bulunuyor. Bu yavaşlama, savaş ekonomisinin sınırlarına ulaşıldığının ve kapasite kullanım oranlarının tavan yaptığının en somut göstergesi olarak kabul ediliyor.

Enerjide Zorunlu Rota Değişikliği

Yaptırımlar, Rusya'nın enerji ihracat haritasını da yeniden çizdi. Avrupa Birliği pazarını büyük ölçüde kaybeden Moskova, yüzünü tamamen Doğu'ya döndü. 2021'de enerji ihracatının yarısını oluşturan AB pazarının payı yüzde 4'e kadar geriledi.

Çin ve Hindistan'ın başı çektiği Asya pazarı, Rus petrolü ve gazı için ana güzergah haline geldi. Sibirya'nın Gücü boru hattı ve Arktik bölgesindeki LNG projeleri gelir akışını sürdürse de, Asyalı alıcıların talep ettiği iskontolar ve artan lojistik maliyetler, Moskova'nın kar marjlarını baskılıyor. Ayrıca yuanın dış ticaretteki payının artması, Rus finans sisteminin dolardan uzaklaşarak Çin finansal mimarisine daha bağımlı hale gelmesine neden oluyor.

2026 yılı, Rusya için yüksek faiz, teknolojik izolasyon ve iş gücü darbuğazı kıskacında geçecek gibi görünüyor. Savaş ekonomisi çarkları döndürmeye devam etse de, bu modelin uzun vadeli sürdürülebilirliği konusundaki belirsizlikler, beşinci yıla girerken her zamankinden daha belirgin durumda.