15 Ocak 2026 Perşembe
Haber

Samir Joubran: "Müzik, Özgür Filistin Umudu İçin Elimizdeki En Güzel Silah"

Filistinli ünlü ud üçlüsü Le Trio Joubran’ın üyesi Samir Joubran, Batı müziğine uyum sağlamak yerine kendi kültürlerinin derinliklerine inmeyi tercih ettiklerini belirterek, "Topraklarımızı kaybetsek bile kültürümüzü korumalıyız" mesajını verdi.

Paylaş:
Samir Joubran: "Müzik, Özgür Filistin Umudu İçin Elimizdeki En Güzel Silah"

Filistinli ünlü ud üçlüsü Le Trio Joubran’ın üyesi Samir Joubran, Batı müziğine uyum sağlamak yerine kendi kültürlerinin derinliklerine inmeyi tercih ettiklerini belirterek, "Topraklarımızı kaybetsek bile kültürümüzü korumalıyız" mesajını verdi.

Dünyaca ünlü Filistinli müzik grubu Le Trio Joubran’ın kurucu üyelerinden Samir Joubran, İstanbul’da verecekleri konser öncesinde grubun müzikal felsefesi ve Filistin kimliğinin sanat yoluyla korunmasına dair çarpıcı açıklamalarda bulundu. Dört kuşaktır ud yapımcılığıyla uğraşan bir aileden gelen Joubran, müziği sadece bir sanat dalı olarak değil, aynı zamanda bir direniş ve varoluş biçimi olarak tanımladı.

"Batı'ya Uymuyoruz, Köklerimize İniyoruz"

Kardeşleriyle birlikte 20 yıldır sürdürdükleri müzikal yolculukta uluslararası bir başarı yakalayan Joubran, bu başarının sırrının "özünü korumak" olduğunu vurguladı. Batı müziği formlarına uyum sağlamak adına enstrümanlarını değiştirmediklerini belirten sanatçı, şu değerlendirmeyi yaptı:

"Batı’dan bir şey alıp udu ona uydurmuyoruz. Eğer iyi müzik yapmak istiyorsak, kültürümüzün derinliklerine gururla inmeliyiz. Bizim yaptığımız tam olarak bu. Kimliğimizi uluslararası düzeye taşıyan Filistinliler olduğumuz için gurur duyuyoruz."

"Ud, Tüm Enstrümanların Atasıdır"

Kardeşi Wissam Joubran’ın İtalya’daki eğitimiyle ud yapımcılığını akademik bir boyuta taşıdığını hatırlatan Samir Joubran, bu enstrümanın tarihsel ağırlığına dikkat çekti. Udun 4 bin 700 yılı aşkın bir geçmişe sahip olduğunu ve "bütün enstrümanların atası" sayıldığını belirten Joubran, "Tarihsel bir enstrüman çaldığımızı hissediyorum ancak onu her zaman yeni nesil için canlı ve modern tutmaya gayret ediyoruz" ifadelerini kullandı.

"Ölüm Beethoven’ı veya Picasso’yu Alamaz"

Filistin halkının yaşadığı zorluklara ve özgürlük mücadelesine de değinen usta müzisyen, sanatı "ölümsüz bir direniş aracı" olarak niteledi. Müziğin, özgür bir Filistin umudu için savaşabilecekleri "en güzel silah" olduğunu dile getiren Joubran, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Ölüm her şeyi alabilir ama Beethoven'ı, Picasso'yu veya Elvis Presley'i alamaz. Çaldığımız eserlerle Filistin'in insani yanını, ruhunu ve kimliğini sunduğumuzu hissediyoruz. Topraklarımızı veya ağaçlarımızı kaybetsek bile, en azından kültürü korumalıyız."

Sahne: Tek Özgür Ülke

Kariyerlerine Fransa'da başlayan ve bugün dünyanın dört bir yanında konserler veren grup için sahnenin anlamı, bir performans alanından çok daha fazlasını ifade ediyor. Sahneye çıktıklarında oranın kendi ülkeleri olduğunu hissettiklerini belirten Joubran, "İster acı dolu olsun ister umut verici; duygularımızı ifade edebildiğimiz, özgür olduğumuz tek yer orası. Nerede çalarsak çalalım, sahne bizim evimizdir" dedi.

"Filistinli Müzisyenler Değil, Filistin'den Müzisyenleriz"

Grubun, efsanevi Filistinli şair Mahmud Derviş ile vefatından önce 13 yıl boyunca aynı sahneyi paylaştığını hatırlatan Joubran, şairin dizelerinin ritimlerinde hala yaşadığını belirtti.

Dinleyicilerin kendilerini sadece "Filistinli oldukları için" sevmesinden endişe ettiğini, ancak 20 yıllık istikrarın bunun ötesine geçtiklerini kanıtladığını söyleyen Joubran, "Biz 'Filistinli müzisyenler' değil, 'Filistin'den müzisyenleriz'. Eğer sadece bir kurban veya kahraman olduğum için alkışlansaydım, bu başarı 20 yıl süremezdi" diyerek sanatlarının evrenselliğine vurgu yaptı.