Suriye'deki çatışmaların ağır izlerini taşıyan Şam'ın Kabun Mahallesi'nde yaşayan 38 yaşındaki Abdurrahman İybo, rejim bombardımanlarında çatısı çöken evinin enkazına kurduğu çadırda yaşam mücadelesi veriyor.
Suriye'de yıllar süren çatışmaların ve ağır yıkımın etkileri, başkent Şam'ın çeşitli bölgelerinde sivil hayatı derinden etkilemeye devam ediyor. Şam'ın Kabun Mahallesi'nde yaşayan 38 yaşındaki Abdurrahman İybo'nun durumu, bölgedeki savaşın bıraktığı fiziksel ve psikolojik enkazın somut bir örneği olarak öne çıkıyor. İybo, Esed rejiminin geçmiş yıllardaki şiddetli bombardımanları sonucu çatısı tamamen çöken ve büyük hasar gören evinin kalıntıları arasında, kurduğu derme çatma bir çadırda yaşamını sürdürüyor.
Evlerinin güvenliğini ve bütünlüğünü kaybeden binlerce Suriyeliden biri olan İybo, kısıtlı imkanlara rağmen doğup büyüdüğü toprakları terk etmeyerek kendi evinin enkazında barınmayı tercih ediyor. Yıkılmış duvarların arasında kurulan bu çadır, bir zamanlar sıcak bir yuva olan alanın artık dondurucu soğuklara ve dış etkenlere açık bir sığınağa dönüşmesini simgeliyor.
Bölgedeki altyapı eksiklikleri ve barınma krizi, Kabun gibi ağır hasar almış mahallelerde yaşayan sivillerin günlük yaşamını son derece zorlu hale getiriyor. Temel insani ihtiyaçlara ulaşımın kısıtlı olduğu bu bölgelerde, geri dönüş yapan veya mahallesini hiç terk etmeyen siviller, uluslararası yardımların da yetersiz kalmasıyla kendi çözümlerini üretmek zorunda bırakılıyor. İybo'nun harabeye dönmüş evinin içine kurduğu çadır, savaşın ardından yeniden inşa sürecinin ne kadar yavaş ilerlediğini ve sivil halkın barınma hakkından ne denli mahrum kaldığını gözler önüne seriyor.
Yaşadığı onca acıya ve zorlu fiziki koşullara rağmen, yeni dönemin getirdiği özgürlük hissi ve geleceğe dair taşıdığı umutla ayakta kalmaya çalıştığını belirten İybo'nun hikayesi, ülkedeki yüz binlerce insanın ortak kaderini yansıtıyor. Uzmanlar ve insan hakları örgütleri, ağır hasarlı bölgelerdeki sivil altyapının onarılması ve temel barınma ihtiyaçlarının karşılanması için uluslararası toplumun daha somut adımlar atması gerektiği konusunda uyarılarını sürdürüyor.